23 Haziran 2026 - Salı
Yorgun Demokrat: Özgür Özel'in Hikâyesi
Türkiye çalkantılı yıllara doğru ilerlerken, 21 Eylül 1974 günü Manisa'da bir çocuk dünyaya geldi: Özgür Özel.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 9 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Yorgun Demokrat: Özgür Özel'in Hikâyesi
1974 yılının sonbaharında, Manisa'nın sokaklarında üzüm kokusu dolaşıyordu. Gediz Ovası'nın bereketi bağlardan taşarken, kahvehanelerde siyaset konuşuluyor, evlerde çocukların geleceği için umutlar kuruluyordu. Türkiye çalkantılı yıllara doğru ilerlerken, 21 Eylül 1974 günü Manisa'da bir çocuk dünyaya geldi: Özgür Özel.
Onun hikâyesi yalnızca bir siyasetçinin yükseliş hikâyesi değildir. Aynı zamanda Balkanlardan Anadolu'ya uzanan bir ailenin, Cumhuriyet'in sunduğu imkânlarla hayata tutunmasının hikâyesidir.
Özgür'ün ailesi Balkan kökenliydi. Dedelerinin yolu Üsküp'ten, Selanik'ten geçmiş; savaşların, göçlerin ve ayrılıkların ardından Anadolu'ya uzanmıştı. Aile, yeni hayatını Manisa'da kurmuştu. Evlerinde hem Rumeli'nin hüzünlü hatıraları hem de Cumhuriyet'in geleceğe dönük umutları vardı.
Çocukluğu Manisa'nın mahallelerinde geçti. Arkadaşlarıyla sokakta oynayan, okuldan çıkınca evine koşan, ailesinin öğütleriyle büyüyen sıradan bir Anadolu çocuğuydu. İlk öğrenimini Manisa'da tamamladı. Derslerinde başarılıydı ama onu tanıyanlar daha çok meraklı kişiliğini hatırlıyordu. Sürekli sorular soruyor, çevresinde olup bitenleri anlamaya çalışıyordu.
Ortaokul ve lise yıllarında yolu zaman zaman İzmir'e uzandı. Bornova Anadolu Lisesi'nin Almanca bölümünde eğitim gördü, ardından yeniden Manisa'ya dönerek lise eğitimini tamamladı. O yıllarda kitaplarla kurduğu dostluk, ilerideki siyasi ve toplumsal duyarlılığının temelini oluşturacaktı.
Üniversite tercihini sağlık alanından yana yaptı. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ne girdi. Genç Özgür artık yalnızca derslerle değil, toplumun sorunlarıyla da ilgileniyordu. Üniversite yıllarında insan sağlığının yalnızca ilaçla değil, sosyal koşullarla da ilgili olduğunu gördü. Bu gözlem, ilerideki siyasi yaklaşımının da temel taşlarından biri oldu. 1997 yılında Eczacılık Fakültesi'nden mezun oldu.
Mezuniyetin ardından Manisa'da eczacılık yapmaya başladı. Beyaz önlüğüyle tezgâhın arkasında duran genç eczacı, yalnızca reçete hazırlamıyordu. İnsanların dertlerini dinliyor, ekonomik sıkıntılarını görüyor, sağlık sistemindeki aksaklıklara yakından tanıklık ediyordu. Bu nedenle kısa sürede meslek örgütlerinde aktif görevler üstlendi. Manisa Eczacı Odası'nda genel sekreterlik ve başkanlık yaptı; ardından Türk Eczacıları Birliği'nde önemli görevler aldı.
Bu yıllar, onun toplum önünde konuşmayı öğrendiği yıllardı. Meydanlarda, salonlarda, meslek toplantılarında söz alıyor; sağlık politikalarını eleştiriyor, çözüm önerileri sunuyordu. Bir eczacı olarak başladığı yolculuk, yavaş yavaş siyasete doğru yöneliyordu.
2011 yılında Manisa Milletvekili seçildiğinde artık yalnızca eczacı Özgür değildi. Manisa'nın sesi olmak isteyen bir siyasetçiydi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sağlık, çalışma hayatı ve sosyal politikalar üzerine çalıştı. Özellikle Soma faciası sonrasında gösterdiği mücadeleyle ülke çapında tanındı. Manisa'nın acısını Ankara'ya taşıyan isimlerden biri oldu.
Yıllar geçtikçe Cumhuriyet Halk Partisi içinde daha görünür bir konuma yükseldi. Grup Başkanvekilliği görevinde sert muhalefeti, hızlı konuşması ve ayrıntılara hâkimiyetiyle dikkat çekti. Kimi zaman alkışlandı, kimi zaman eleştirildi; ancak siyasetin merkezindeki isimlerden biri hâline geldi.
2023 yılı geldiğinde, Türk siyasetinde yeni bir dönemin kapısı aralandı. CHP kurultayında parti liderliğine aday oldu ve delegelerin oylarıyla partinin genel başkanı seçildi. Böylece Manisa'nın eczacı çocuğu, Türkiye'nin en köklü siyasi partilerinden birinin liderliğine yükseldi.
Bugün Özgür Özel'in hikâyesine bakıldığında, Manisa'nın dar sokaklarından Ankara'nın siyaset koridorlarına uzanan uzun bir yol görülür. O yolun üzerinde Balkanlardan gelen bir ailenin hatıraları, bir eczanenin insan hikâyeleri, Soma'nın acısı ve Türkiye siyasetinin sert rüzgârları vardır.
Belki de bu yüzden bazıları onu "yorgun demokrat" olarak tanımlar. Çünkü yarım asra yaklaşan hayatında hep bir mücadele içinde olmuştur. Önce sağlık için, sonra Manisa için, ardından partisi için ve şimdi de Türkiye için...
Hikâye henüz bitmiş değildir. Çünkü siyasette asıl hikâyeler, son cümle yazılmadan tamamlanmaz.
Bundan Sonra...
Gecenin ilerleyen saatlerinde Ankara'daki çalışma odasında yalnız kaldığında, bazen gözlerini kapatıp çocukluğunun Manisa'sına döndüğünü hayal eder Özgür Özel...
Bağların arasından esen rüzgârı, mahalle aralarında oynayan çocukları, annesinin sesini, babasının öğütlerini hatırlar. Sonra gözlerini açar ve önündeki Türkiye haritasına bakar.
"Kırk, elli yıl önce Manisa'da doğan o çocuk buraya kadar geldiyse, bundan sonra ne olacak?" diye düşünür.
Belki bir gün Türkiye'nin dört bir yanında yalnızca seçim meydanlarını değil, insanların umutlarını dolaşacaktır.
Belki iktidar yolunda daha sert mücadeleler verecek, daha büyük sınavlarla karşılaşacaktır.
Belki dost bildiklerinden eleştiriler duyacak, rakiplerinden beklemediği övgüler alacaktır.
Belki de bir gün, bugün kendisini alkışlayanların da eleştirenlerin de karşısına çıkarak, "Biz bu ülke için elimizden geleni yaptık" diyecektir.
Hayalinde bazen yeniden Manisa'nın sokaklarına döner.
Yaşlanmış bir siyasetçi olarak değil, çocukluğunun geçtiği mahallede yürüyen sıradan bir insan olarak...
Bir kahvenin önünde oturur.
Kimse makamını, unvanını konuşmaz.
Sadece hayatı konuşurlar.
Çünkü siyaset gelip geçicidir; geriye insanların hatırladığı iyilikler, doğrular ve hatıralar kalır.
Belki yıllar sonra tarihçiler onun adını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin zor zamanlarında sorumluluk üstlenen liderlerden biri olarak yazacaktır.
Belki de yazmayacaktır.
Ama o, hayalinde bunlardan çok başka bir şey düşünür:
Türkiye'nin gençlerinin yurtdışına gitmek zorunda kalmadığı, emeklilerin maaş kuyruğunda beklemediği, çiftçinin ürününü değerinde satabildiği, öğrencilerin geleceğe umutla bakabildiği bir ülke...
Çünkü çocukluğunda anne ve babasından öğrendiği en önemli şeylerden biri şuydu:
"İnsan, yalnız kendisi için değil, yaşadığı toplum için de çalışmalıdır."
İşte bu yüzden geleceği düşündüğünde kendi hikâyesinden çok Türkiye'nin hikâyesini hayal eder.
Belki bir gün iktidar olacaktır.
Belki olmayacaktır.
Belki başarılarıyla anılacaktır.
Belki eksikleriyle eleştirilecektir.
Ama hangi sonuç çıkarsa çıksın, Manisa'da 1974 yılının bir sonbahar gününde başlayan yolculuğun, Türk siyasetinin unutulmayacak hikâyelerinden biri olarak anlatılacağını hisseder.
Ve gecenin sonunda çalışma masasındaki dosyaları kapatırken, kendi kendine sessizce şu soruyu sorar:
"Yarın sabah uyandığımda, bu ülkeyi bir adım daha ileriye taşıyabilmek için ne yapabilirim?"
Belki de bütün hikâyenin özü tam olarak budur.
Bir çocuğun Manisa'da başlayan hayali ile bir ülkenin geleceğine dair kurduğu hayal arasında geçen uzun ve yorucu yolculuk... "Yorgun Demokrat"ın hikâyesi aslında hâlâ yazılmaya devam etmektedir.
Yalnızlığın Aynasında
Bazen gecenin en sessiz saatlerinde, kalabalıklar dağıldıktan, kameralar söndürüldükten, koridorlar boşaldıktan sonra uzun uzun düşünür Özgür Özel...
Siyasetin garip bir tarafı vardır.
Meydanlar doluyken herkes yanınızdadır.
Fırtına çıktığında ise kimin gerçekten sizinle yürüdüğünü anlarsınız.
O anlarda geriye dönüp baktığında, yol arkadaşlarını hatırlar.
Birlikte mücadele ettiği, aynı kürsülerde konuştuğu, aynı hedeflere inandığı insanları...
Bir zamanlar omuz omuza yürüdüğü bazı isimlerin zamanla başka yönlere savrulduğunu görür.
Kimileri siyasetin sert rüzgârlarında uzaklaşmış, kimileri kendi yolunu seçmiş, kimileri ise sessizce kenara çekilmiştir.
Sonra aklına, en zor günlerde yanında duranlar gelir.
Partinin değişim tartışmaları sırasında destek verenler...
Eleştiriler yükselirken susmayanlar...
Kazanmanın kolay, kaybetmenin zor olduğu günlerde omzuna dokunanlar...
Hayalinde bazen bir kurultay salonunda dolaşır.
Delegelerin yüzleri arasında geçmişten bugüne uzanan onlarca isim görür.
Bir köşede yıllarını partiye vermiş emektarlar...
Diğer tarafta değişim isteyen gençler...
Bir başka yerde ise dün yanında olup bugün farklı düşünenler...
Ve kendi kendine şöyle sorar:
"Acaba hangisi haklıydı?"
Belki hepsi biraz...
Belki hiçbiri...
Çünkü siyasette dostluklar kadar ayrılıklar da hayatın doğal parçasıdır.
Bir gün birlikte yürüdüğünüz insanlarla ertesi gün farklı yolların yolcusu olabilirsiniz.
Bu yüzden artık insanları kazananlar ve kaybedenler diye değil, hayatının belli dönemlerinde aynı yolu paylaştığı yol arkadaşları olarak görmeye çalışır.
Çünkü yıllar ona şunu öğretmiştir:
Siyasette makamlar değişir.
Görevler değişir.
İttifaklar değişir.
Ama insanın vicdanıyla yaptığı hesaplaşma değişmez.
Ve gecenin sonunda çalışma masasındaki ışığı kapatırken, aklından geçen son düşünce belki de şudur:
"Kimin kaldığından çok, benim bu yolda nasıl yürüdüğüm önemli..."
Çünkü gün gelir, kalabalıklar dağılır.
Alkışlar susar.
Afişler indirilir.
Ama insanın kendi vicdanıyla yaptığı konuşma hayatının sonuna kadar devam eder.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




