19 Mayıs 2026 - Salı
Bandırma Vapuru'nda sadece Atatürk değil bir ihtimal daha vardı
19 Mayıs sabahı, denizin üstüne çöken sis yavaş yavaş dağılırken, içimde tarif edemediğim bir sızı vardı.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Bandırma Vapuru'nda sadece Atatürk değil bir ihtimal daha vardı
19 Mayıs sabahı (şimdi) denizin üstüne çöken sis yavaş yavaş dağılırken, içimde tarif edemediğim bir sızı var.
Her yıl aynı tarihte aynı duygu gelip göğsüme oturur; sanki Samsun’a çıkan o ilk adım hâlâ bu toprağın üzerinde yankılanıyor. İnsan bazen bir milletin kaderinin, bir çift yorgun gözde nasıl yeniden doğduğunu düşünmeden edemiyor.
Babam anlatırdı…
“Evlat,” derdi, “bazı gemiler yük taşır, bazıları umut.”
Bandırma Vapuru işte öyleydi. İçinde yalnızca bir paşa değil, kaybolduğunu sanan bir milletin yeniden ayağa kalkma ihtimali vardı.
Gençlerin ellerindeki bayraklara baktım. Kimisi gülüyor, kimisi marş söylüyor, kimisi yalnızca sessizce yürüyor. Ama hepsinin gözünde aynı ışık var. İşte tam o an Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ndeki o cümle içimde yeniden yankılandı:
“Birinci vazifen; Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
Bu söz yıllardır yalnızca ezberlenen bir hitabe gibi anlatıldı belki. Oysa mesele savaş meydanı değil sadece. Bazen insanın kendi vicdanını korumasıdır cumhuriyet. Bazen adaleti savunmak, bazen umudu kaybetmemek, bazen de herkes susarken doğruyu söyleyebilmektir.
Atatürk gençliğe yalnızca bir ülke bırakmadı; zor zamanlarda nasıl dimdik kalınacağını da bıraktı.
Ve sonra hitabenin en ağır kısmı gelir ya…
“Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere…”
İşte insan burada durup düşünüyor. Çünkü Atatürk gençliğe pembe bir gelecek vaat etmedi. Tam tersine; en karanlık ihtimalleri anlattı. Yorgunluğu anlattı. İhaneti anlattı. Yoksulluğu anlattı. Ama buna rağmen bir şeyden asla vazgeçmedi: gençliğe duyduğu güvenden.
Belki de 19 Mayıs’ın gerçek anlamı burada gizli.
Zaferde değil; umutsuzluk ihtimaline rağmen ayağa kalkabilmekte.
Meydanda İstiklâl Marşı okunurken rüzgâr sertleşir. Bayrakların sesi gökyüzüne karışır. Bir an gözlerini kapatırsın. Samsun kıyısındaki o ilk sabahı düşünürsün. Yorgun ama inançlı bir adamı… Ardından bugünün gençlerini…
Ve içinden şu geçer:
Bir millet bazen yeniden doğmaz.
Sadece kendine kim olduğunu hatırlar.
19 Mayıs işte tam da budur.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




