17 Eylül 2026 - Perşembe
Kadın kanserlerinde erken tanı hayat kurtarıyor
Doç. Dr. Engin Çelik uyardı: HPV, obezite, sigara ve genetik yatkınlık riski artırıyor.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 9 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Kadın kanserlerinde erken tanı hayat kurtarıyor
Doç. Dr. Engin Çelik uyardı: HPV, obezite, sigara ve genetik yatkınlık riski artırıyor
“Kadınlar hiçbir yakınmaları olmasa bile düzenli kontrollerini ve rahim ağzı kanseri taramalarını ihmal etmemeli”
......................................................................................................
Kadın üreme organlarında gelişen rahim, yumurtalık, rahim ağzı, vulva ve vajen kanserleri, “jinekolojik kanserler” olarak tanımlanıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyon kadına jinekolojik kanser tanısı konulurken, yüz binlerce kadın bu hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor.
20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü dolayısıyla Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum/Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik ile kadın kanserlerinin risk faktörlerini, erken tanının önemini ve korunma yollarını konuştuk.
Doç. Dr. Çelik; HPV enfeksiyonu, obezite, sigara kullanımı ve genetik yatkınlığın jinekolojik kanserlerde öne çıkan dört önemli risk faktörü olduğunu belirterek kadınlara düzenli kontrol çağrısında bulundu.
Yusuf Mehmet Sarışın: Jinekolojik kanser denildiğinde hangi kanser türlerini anlamalıyız?
Doç. Dr. Engin Çelik: Kadın üreme organlarını etkileyen kanserleri jinekolojik kanserler olarak tanımlıyoruz. Rahim, yumurtalık, rahim ağzı, vulva ve vajen kanserleri bu grupta yer alıyor. Her kanser türünün risk faktörleri, belirtileri, tarama olanakları ve tedavisi birbirinden farklıdır. Bu nedenle kadınların kişisel risklerinin değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Yusuf Mehmet Sarışın: Bu kanserlerin görülme sıklığında nasıl bir değişim yaşanıyor?
Doç. Dr. Engin Çelik: Tarama programlarının yaygınlaşması sayesinde rahim ağzı kanserinin görülme sıklığında azalma sağlanabiliyor. Buna karşılık, obezitenin giderek yaygınlaşmasıyla birlikte rahim içi kanseri olarak bilinen endometrium kanserinin görülme sıklığının arttığını gözlemliyoruz.
İlerleyen yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzı alışkanlıkları ile çevresel faktörler de kanser gelişiminde rol oynayabiliyor. HPV rahim ağzı kanserinde, obezite ise özellikle endometrium kanserinde öne çıkıyor.
HPV enfeksiyonu neden bu kadar önemli?
Yusuf Mehmet Sarışın: Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni nedir?
Doç. Dr. Engin Çelik: Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni, yüksek riskli HPV tiplerinin yol açtığı kalıcı enfeksiyondur. HPV’nin 200’den fazla tipi bulunuyor. Enfeksiyonların büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından bir veya iki yıl içinde temizleniyor.
Ancak başta HPV 16 ve HPV 18 olmak üzere bazı yüksek riskli tipler vücutta kalıcı hale gelebiliyor. Bu durum, rahim ağzındaki hücrelerde yıllar içerisinde kansere dönüşebilecek değişikliklere neden olabiliyor.
Yusuf Mehmet Sarışın: HPV’ye ve rahim ağzı kanserine karşı nasıl korunabiliriz?
Doç. Dr. Engin Çelik: En güçlü korunma araçlarımız HPV aşısı ve düzenli taramadır. Aşının HPV ile karşılaşılmadan önce uygulanması koruyuculuğu artırmaktadır. Ancak daha ileri yaşlarda da kişinin durumuna göre aşılama değerlendirilebilir.
Taramanın amacı yalnızca kanseri yakalamak değildir. Asıl hedef, henüz kansere dönüşmemiş öncü hücresel değişiklikleri belirlemek ve uygun yöntemlerle tedavi etmektir. Türkiye’deki ulusal programda 30-65 yaş arasındaki kadınlara HPV-DNA temelli tarama uygulanmaktadır. Bunun dışında kişinin yaşı, önceki test sonuçları ve risk durumuna göre hekim farklı bir takip programı önerebilir.
Obezite hormon dengesini etkiliyor
Yusuf Mehmet Sarışın: Fazla kilo jinekolojik kanserlerle nasıl ilişkilendiriliyor?
Doç. Dr. Engin Çelik: Obezite, özellikle endometrium yani rahim içi kanseri açısından önemli bir risk faktörüdür. Vücuttaki yağ dokusunun artması hormonal ve metabolik dengeyi değiştirebiliyor. Östrojen düzeyinin yükselmesi, rahim iç tabakasındaki hücrelerin uzun süre ve daha fazla uyarılmasına yol açabiliyor.
Obezite aynı zamanda insülin direnci ve kronik inflamasyonla da ilişkilidir. Yüksek insülin düzeyleri hücre çoğalmasını destekleyen mekanizmaları etkileyebilir. Uzun süre devam eden inflamasyon da hücrelerin normal davranışlarının bozulmasına zemin hazırlayabilir.
Yusuf Mehmet Sarışın: Beslenmede nelere dikkat edilmeli?
Doç. Dr. Engin Çelik: Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, kuruyemiş ve zeytinyağının ön planda olduğu Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir. İşlenmiş gıdalar, aşırı şekerli ürünler ve yüksek kalorili beslenme sınırlandırılmalıdır.
Sağlıklı kiloya ulaşmak, bu kiloyu korumak ve düzenli fiziksel aktiviteyi yaşamın bir parçası haline getirmek yalnızca kanserden değil, pek çok kronik hastalıktan korunmaya da katkı sağlar.
Sigara, HPV’nin vücuttan temizlenmesini zorlaştırıyor
Yusuf Mehmet Sarışın: Sigara kadın kanserleri açısından nasıl bir tehlike oluşturuyor?
Doç. Dr. Engin Çelik: Sigara özellikle rahim ağzı kanseri açısından önemli bir risk faktörüdür. Tütün dumanındaki zararlı kimyasallar hücrelerde DNA hasarına yol açabilir. Ayrıca bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek HPV enfeksiyonunun vücuttan temizlenmesini zorlaştırabilir.
Sigara kullanan kadınlara mutlaka bırakmalarını öneriyoruz. Pasif içiciliğin de sağlık açısından güvenli bir düzeyi bulunmadığı için sigara dumanından uzak durulması gerekiyor.
Ailede kanser öyküsü varsa dikkat
Yusuf Mehmet Sarışın: Genetik yatkınlık hangi jinekolojik kanserlerde öne çıkıyor?
Doç. Dr. Engin Çelik: Genetik yatkınlık özellikle yumurtalık kanserinde önem taşıyor. BRCA1 ve BRCA2 başta olmak üzere bazı kalıtsal gen değişiklikleri, yumurtalık ve meme kanseri riskini ciddi ölçüde artırabiliyor. Lynch sendromu gibi kalıtsal durumlar da rahim içi ve bazı diğer kanserlerle ilişkili olabiliyor.
Ancak ailede kanser bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Burada önemli olan aile öyküsünü doğru değerlendirmek ve genetik danışmanlık gerekip gerekmediğine karar vermektir.
Yusuf Mehmet Sarışın: Kimler genetik danışmanlık almalı?
Doç. Dr. Engin Çelik: Ailesinde birden fazla meme, yumurtalık, rahim içi veya kalın bağırsak kanseri bulunanlar; yakın akrabalarında genç yaşta kanser gelişenler ve ailesinde bilinen kalıtsal bir gen değişikliği olanlar hekimlerine başvurmalıdır.
Gerekli görülürse genetik danışmanlık ve test yapılabilir. Riskin yüksek çıkması durumunda yakın takip, ilaçla korunma seçenekleri veya uygun hastalarda kanser gelişmeden önce koruyucu cerrahiler gündeme gelebilir. Bu kararlar mutlaka kişiye özel ve multidisipliner olarak alınmalıdır.
Hangi belirtiler önemsenmeli?
Yusuf Mehmet Sarışın: Kadınların gecikmeden doktora başvurmasını gerektiren belirtiler nelerdir?
Doç. Dr. Engin Çelik: Menopoz sonrasında görülen tek bir kanama bile mutlaka araştırılmalıdır. Adet dışı veya cinsel ilişki sonrası kanama, kötü kokulu ya da kanlı vajinal akıntı, geçmeyen kasık ve karın ağrısı, karında şişkinlik, erken doyma, açıklanamayan kilo kaybı ve idrar ya da bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler önemsenmelidir.
Bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak devam etmeleri halinde “nasıl olsa geçer” denilerek beklenmemeli ve kadın hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.
“Şikâyet oluşmasını beklemeyin”
Yusuf Mehmet Sarışın: Kadınlara son mesajınız nedir?
Doç. Dr. Engin Çelik: Kadınlarımız kontrole gitmek için mutlaka bir şikâyetin ortaya çıkmasını beklememeli. HPV aşısı, ulusal programa uygun rahim ağzı kanseri taraması, sigaradan uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak ve ailedeki kanser öyküsünü hekimle paylaşmak son derece önemlidir.
Jinekolojik kanserlerin tamamı için toplumsal tarama testi bulunmuyor. Özellikle yumurtalık ve rahim kanserinde kadınların bedenlerindeki değişiklikleri fark etmeleri ve şüpheli belirtilerde gecikmeden hekime başvurmaları yaşamsal önem taşıyor.
Yusuf Mehmet Sarışın: Teşekkür ederim.
Doç. Dr. Engin Çelik: Ben teşekkür ederim. 20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü’nün kadınlarımızın sağlık kontrollerini hatırlamalarına vesile olmasını diliyorum.
Not: Türkiye’deki ulusal rahim ağzı kanseri taraması 30-65 yaş grubunu kapsar; kişisel risklere göre tarama ve takip planı hekim tarafından farklılaştırılabilir. Genetik testler de uzman değerlendirmesi ve genetik danışmanlıkla planlanmalıdır. T.C. Sağlık Bakanlığı, ABD Ulusal Kanser Enstitüsü
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları





