17 Eylül 2026 - Perşembe
Kalp Damarlarını Bir Parazit Tıkıyor Olabilir
Prof. Dr. Tanıl Kocagöz: “Kanıtlanırsa damar tıkanıklığında yeni bir tedavi kapısı açılabilir”
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 8 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Damarları Bir Parazit Tıkıyor Olabilir mi?
Prof. Dr. Tanıl Kocagöz: “Kanıtlanırsa damar tıkanıklığında yeni bir tedavi kapısı açılabilir”
Acıbadem Üniversitesi bilim insanlarının aterom plaklarında Toxoplasma gondii DNA’sına rastlaması, kalp ve damar hastalıklarında enfeksiyonların rolünü yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, araştırmanın henüz başlangıç aşamasında olduğunu vurgularken, “Parazitin damar plağında canlı olduğunu ve çoğaldığını kanıtlarsak, gelecekte enfeksiyonu hedefleyen tedaviler gündeme gelebilir” dedi.
Röportaj: Yusuf Mehmet Sarışın
Kalp ve damar hastalıkları, dünyadaki başlıca ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Damar duvarında zamanla oluşan aterom plakları; kalp krizi, inme ve felç gibi yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabiliyor.
Bugüne kadar damar tıkanıklığı denildiğinde akla öncelikle kolesterol, damar sertliği, sigara, diyabet, yüksek tansiyon ve hareketsiz yaşam geliyordu. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve ekibinin çalışması ise bu tabloya dikkat çekici bir soru daha ekledi:
Damarları tıkayan plakların oluşmasında bir parazit de rol oynuyor olabilir mi?
Araştırmacılar, damar tıkanıklığı nedeniyle uygulanan ameliyat ve girişimsel işlemler sırasında çıkarılan aterom plaklarını inceledi. Yirmi örneğin sekizinde Toxoplasma gondii DNA’sına rastlandı. Şimdi bu parazitin damarda canlılığını koruyup korumadığı ve plağın büyümesine katkıda bulunup bulunmadığı araştırılacak.
Çalışmayı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ile konuştuk.
Sayın Kocagöz, sizi bu araştırmaya yönelten temel soru neydi?
Damar tıkanıklığı yıllardır büyük ölçüde damar sertliği ve kolesterol birikimi üzerinden açıklanıyor. Elbette yaş, sigara, diyabet ve yüksek tansiyon gibi önemli risk faktörleri de var. Biz ise “Damarları tıkayan aterom plaklarının oluşmasında mikroorganizmaların da bir rolü olabilir mi?” sorusundan yola çıktık.
Daha önce Helicobacter pylori ve Chlamydia pneumoniae gibi bazı mikroorganizmaların damar hastalıklarıyla ilişkisi araştırılmıştı. Ancak bunların damar tıkanıklığının doğrudan nedeni olduğunu gösteren kesin bir kanıt ortaya konulamadı.
Araştırmada nasıl bir yöntem izlediniz?
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut ve ekibiyle birlikte çalıştık. Damar tıkanıklığı nedeniyle gerçekleştirilen ameliyatlar veya girişimsel işlemler sırasında çıkarılan aterom plaklarını inceledik.
Bu dokulardaki DNA’nın tamamını analiz ettik ve özellikle mikrobiyal DNA üzerinde yoğunlaştık.
Sonuçlar sizi şaşırttı mı?
Evet, oldukça şaşırtıcı bir bulguyla karşılaştık. İncelediğimiz 20 aterom plağı örneğinin sekizinde, yani önemli bir bölümünde Toxoplasma gondii parazitinin DNA’sını saptadık. Üstelik örneklerde başka bir mikroorganizmaya ait DNA’ya rastlamadık.
Bu sonuç dikkat çekici olmakla birlikte, tek başına parazitin damar tıkanıklığına neden olduğunu kanıtlamıyor.
DNA’nın bulunması neden tek başına yeterli değil?
Çünkü tespit ettiğimiz DNA, geçmişte geçirilmiş bir enfeksiyondan kalan parçalara ait olabilir. Parazit bir dönem o dokuda bulunmuş, ardından canlılığını kaybetmiş olabilir.
Asıl yanıtlamamız gereken soru şu: Bu parazit aterom plağında hâlâ canlı mı ve burada çoğalıyor mu? Şimdi araştırmanın yeni aşamasında bunu ortaya çıkarmaya çalışacağız.
Parazitin canlı olduğu kanıtlanırsa ne değişebilir?
Eğer Toxoplasma gondii’nin aterom plağında canlılığını koruduğunu, çoğaldığını ve plağın büyümesine katkıda bulunduğunu gösterebilirsek, damar tıkanıklığında aktif bir enfeksiyon etkeninin rol oynadığına ilişkin güçlü bir bilimsel kanıt elde etmiş oluruz.
Böyle bir sonuç, kalp ve damar hastalıklarına yaklaşımda yeni bir araştırma ve tedavi alanı açabilir.
Damar tıkanıklığının antibiyotiklerle tedavi edilmesi mümkün olabilir mi?
Bugün için böyle bir tedavinin bulunduğunu söyleyemeyiz. Çalışmamız henüz araştırma aşamasında. Ancak parazitin damar plağının oluşumunda veya büyümesinde aktif rol oynadığı bilimsel olarak kanıtlanırsa, gelecekte enfeksiyonu hedefleyen ilaç tedavileri gündeme gelebilir.
Uygun antimikrobiyal tedaviyle plağın ilerlemesinin yavaşlatılması veya durdurulması araştırılabilir. Bunun için önce deneysel çalışmaların, ardından güvenlik ve etkinliği değerlendirecek klinik araştırmaların yapılması gerekir.
Plağın tamamen ortadan kalkması mı hedeflenecek?
Plağın tamamen ortadan kaldırılması elbette önemli bir hedef olur. Ancak büyümesini durdurmak bile büyük bir klinik kazanım sağlayabilir.
Örneğin bir damarın yüzde 50 oranında daraldığını düşünelim. Eğer uygulanacak bir tedavi plağın daha fazla büyümesini önleyebilirse, damarın ileri derecede tıkanmasıyla bağlantılı kalp krizi veya inme riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Bu mekanizma yalnızca kalp damarlarında mı araştırılacak?
Hayır. Benzer mekanizmaların beyne kan taşıyan şah damarlarındaki aterom plaklarında da araştırılması mümkün. Çünkü aterom plakları yalnızca kalp damarlarında değil, vücudun farklı bölgelerindeki damarlarda oluşabiliyor.
Ancak her damar bölgesi ve hasta grubu için ayrı bilimsel çalışmalar yapılması gerekir.
Toxoplasma toplumda yaygın görülen bir parazit mi?
Evet, toplumda oldukça yaygın. İnsanlara çoğunlukla yeterince pişirilmemiş etten, kontamine sudan veya uygun şekilde temizlenmemiş gıdalardan bulaşabiliyor. Enfeksiyonun ardından vücudun bazı dokularında uzun süre kalabiliyor.
Toplumun önemli bir bölümünün yaşamının bir döneminde bu parazitle karşılaştığı ve antikor geliştirdiği biliniyor. Fakat bir kişinin Toxoplasma ile karşılaşmış olması, mutlaka damar tıkanıklığı yaşayacağı anlamına gelmez. Araştırmamız tam olarak bu ilişkinin bulunup bulunmadığını ve varsa hangi mekanizmayla gerçekleştiğini anlamaya çalışıyor.
Projenin bundan sonraki aşamasında neler yapılacak?
TÜBİTAK tarafından desteklenmesi kabul edilen proje kapsamında deneysel çalışmalar yürüteceğiz. Aterom plaklarında bulunan parazitin canlılığını ve çoğalma kapasitesini araştıracağız.
Paraziti aterom plağından üretmeyi başarabilirsek, saptadığımız bulgunun yalnızca geçmişten kalmış bir DNA parçasından ibaret olmadığını; canlı bir enfeksiyon etkenine işaret edebileceğini daha güçlü biçimde ortaya koyabiliriz.
Araştırmanın ne zaman sonuçlanmasını bekliyorsunuz?
Çalışmanın yaklaşık bir ile bir buçuk yıl içerisinde sonuçlanmasını öngörüyoruz. Fakat bilimsel çalışmalarda sonuçların niteliğini önceden kesin biçimde söylemek mümkün değildir.
Şu anda elimizde umut verici ve dikkat çekici bir bulgu var. Bunun tedaviye dönüşebilmesi için önümüzde kat edilmesi gereken önemli bir bilimsel yol bulunuyor.
Vatandaşlar bu araştırmadan nasıl bir sonuç çıkarmalı?
Henüz damar tıkanıklığını antibiyotiklerle tedavi eden, bilimsel olarak kanıtlanmış bir uygulama yok. Bu nedenle hiç kimse bu habere dayanarak antibiyotik ya da parazit ilacı kullanmamalı ve mevcut kalp-damar tedavisini değiştirmemeli.
Kalp-damar hastaları doktorlarının önerdiği ilaçları kullanmaya, kontrollerini yaptırmaya ve bilinen risk faktörlerine karşı önlem almaya devam etmeli. Bizim çalışmamız, gelecekte farklı bir tedavi seçeneğinin mümkün olup olamayacağını araştırıyor.
Bilimde Yeni Bir Soru, Tedavide Yeni Bir Umut
Acıbadem Üniversitesi’nde yürütülen araştırma, damar tıkanıklığının nedenlerine ilişkin kesinleşmiş bilgileri ortadan kaldırmıyor. Kolesterol, sigara, yüksek tansiyon, diyabet, yaş ve yaşam tarzı bugün de en önemli risk unsurları arasında bulunuyor.
Çalışmanın önemi, bu bilgilere yeni bir olasılık eklemesinden kaynaklanıyor: Aterom plaklarının büyümesinde bazı enfeksiyon etkenlerinin de payı olabilir.
Bu ilişkinin bilimsel olarak kanıtlanması durumunda gelecekte yalnızca plağı değil, plağın arkasındaki olası enfeksiyonu hedefleyen tedaviler geliştirilebilir. Ancak bugünkü bulgular umut verici bir araştırma başlangıcıdır; uygulanmaya hazır bir tedavi anlamına gelmemektedir.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları





