16 Mayıs 2026 - Cumartesi
Beyaz Üniformanın İçindeki Gurur. Ne Mutlu Türküm Diyene
Didim Garnizon Komutanlığı’nın kapısından içeri girdiğimde, yıllardır sayısız tören izlemiş bir gazeteci olarak yine haber peşindeydim…
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Beyaz Üniformanın İçindeki Gurur
Didim Garnizon Komutanlığı’nın kapısından içeri girdiğimde, yıllardır sayısız tören izlemiş bir gazeteci olarak yine haber peşindeydim…
Ama bu kez karşılaştığım manzara sadece bir tören değildi.
Bu, Türk milletinin yüreğine işlenmiş “asker millet” ruhunun en saf, en dokunaklı yansımalarından biriydi.
Güneş, Didim semalarında pırıl pırıl parlıyordu. Türk bayrakları rüzgârla dalgalanıyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük posteri tören alanına bambaşka bir anlam katıyordu. O an düşündüm…
Bu millet, Çanakkale’de yokluk içinde destan yazmış bir milletti.
Sakarya’da, Dumlupınar’da, Anafartalar’da ölümün üstüne yürüyen bir millet…
Ve bugün burada, engellerine rağmen beyaz denizci üniformasını gururla taşıyan evlatlarımız da aynı ruhun temsilcisiydi.
Bir köşede anneler vardı…
Gözlerinde hem mutluluk hem de tarifsiz bir gurur.
Kimi sessizce ağlıyor, kimi cep telefonuyla evladının yemin anını kayda alıyordu.
O annelerin gözyaşlarında, Türk milletinin bin yıllık vatan sevgisini gördüm.
Bir genç çıktı kürsüye…
Titreyen sesiyle konuşmasını okumaya başladı.
“Bugün asker ocağına gelmenin gururunu yaşıyoruz…” dediğinde alan bir anda sessizleşti.
Çünkü bu sözler ezberlenmiş cümleler değildi.
Yüreğin içinden gelen bir vatan sevgisiydi.
Askerlik…
Türk milleti için sadece silah taşımak değildir.
Askerlik; gerektiğinde vatan için toprağa düşmeyi göze almaktır.
Dedelerimizin Yemen’de, Kafkaslarda, Çanakkale’de bıraktığı ayak izidir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarken yüreğinde taşıdığı bağımsızlık ateşidir.
Kurtuluş Savaşı yıllarında bu milletin üzerinde ayakkabı yoktu belki…
Ama iman vardı.
Mermi yoktu belki…
Ama vatan sevgisi vardı.
İşte bugün Didim’de beyaz üniformalar içinde gördüğüm o özel gençlerde de aynı ruh vardı.
Bir tekerlekli sandalyede tören alanına gelen genç Mehmetçiğe uzun uzun baktım.
Yüzündeki tebessüm, birçok insandan daha güçlüydü.
Belki yürüyemiyordu ama yüreğinde taşıdığı bayrak sevgisi dimdik ayaktaydı.
İşte o an bir kez daha anladım ki;
Engel bedende değil, sevgisiz yüreklerdeydi.
Didim Garnizon Komutanı Deniz Kıdemli Albay Erkut Arslan’ın konuşması da törende derin iz bıraktı.
“Sizler bugün sadece temsili görev yapmadınız, Türk milletinin gönlünde ebedi yer edindiniz” derken, birçok kişinin gözleri doldu.
Sonra yemin edildi…
“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözleri tören alanında yankılandı.
O an sadece özel bireyler değil, aileleri de asker olmuş gibiydi.
Babalar dimdik durmaya çalışıyor ama gözlerindeki yaşları gizleyemiyordu.
Ben yıllardır gazetecilik yapıyorum.
Siyaset gördüm, seçim gördüm, krizler gördüm…
Ama bazı anlar vardır ki insanın hafızasına kazınır.
İşte Didim’deki bu temsili askerlik töreni de öyle bir gündü.
Çünkü burada üniforma giyen gençler bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Bu milletin mayasında vatan sevgisi vardır.
Türk askeri sadece sınırda nöbet tutan bir güç değil, milletin gönlündeki en büyük gururdur.
Ve o gün Didim’de bir kez daha gördüm ki;
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği bu vatan, onu yüreğinde taşıyan insanlar oldukça sonsuza kadar yaşayacaktır.
Ne mutlu asker olma gururunu yüreğinde taşıyanlara…
Ne mutlu Türküm diyene…
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




