30 Ekim 2026 - Cuma
Son Söz: Onur Akın'a şimdiye kadar kaç lira ödendi?
Artık yazmak zorundayım. Lafı dolandırmadan, sözümü sakınmadan… Ben, Didim Belediye Başkanına reklam almak için yalakalık yapmıyorum.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769BEN, REKLAM İÇİN HATİCE GENÇAY'A KALEMİMİ EĞMEM
Yusuf Mehmet Sarışın
Artık yazmak zorundayım. Lafı dolandırmadan, sözümü sakınmadan…
Ben, Didim Belediye Başkanına reklam almak için yalakalık yapmıyorum.
Benim gazetecilik anlayışımda bir reklam karşılığında susmak, bir ilan uğruna soruları yutmak, bir makamın hoşuna gitmek için gerçekleri eğip bükmek yoktur.
Reklam, yayıncılığın geliridir; gazetecinin vicdanının satın alma bedeli değildir.
Belediye başkanlığı eleştiriden muaf bir makam değildir. O koltukta kim oturursa otursun, vatandaş adına soru sormak gazetecinin görevidir. Yapılan doğru işi yazarım. Yanlışı da yazarım. Bunun ölçüsü bana reklam verilip verilmemesi olamaz.
Benim kalemimin yönünü reklam bütçesi belirleyemez.
Bir belediyenin reklam vermesi kimseye lütuf değildir. Söz konusu kaynak kamu kaynağıdır. Dağıtımında kişisel yakınlıkların değil, açık ve nesnel ölçütlerin esas alınmasını beklemek de herkesin hakkıdır.
Gazetecilik yapıyorsak, önce şu soruya dürüstçe cevap vereceğiz: Okurun bilmesi gerekeni mi yazıyoruz, makam sahibinin duymak istediğini mi?
Başkanın karşısında başka, sokağa çıkınca başka konuşan bir gazetecilik anlayışını kabul etmiyorum. Sorulması gereken soruyu yutup ardından basın özgürlüğünden nutuk atmanın da benim gözümde hiçbir kıymeti yok.
Reklam alabilirsiniz. Emeğinizin karşılığını isteyebilirsiniz. Ama bunun bedeli susmaksa, o hesabın içinde ben yokum.
Kimse benden bir reklam uğruna methiyeler beklemesin. Kimse eleştirimi kesmek için önce ilan hesabı yapacağımı düşünmesin. Benim okuruma karşı sorumluluğum, herhangi bir makamın memnuniyetinden büyüktür.
Bu sözlerim reklam alan herkese değildir. Reklam almakla kalemini teslim etmek arasındaki farkı gayet iyi biliyorum. Tam da bu yüzden, mesleğini dürüstçe yapanların emeğini korumak için bu ayrımı yüksek sesle söylüyorum.
Ben Didim’de gazetecilik yapıyorum. İnsanların yüzüne bakıyorum. Yazdığımın da yazmadığımın da hesabını önce kendi vicdanıma veriyorum.
Ben reklam için eğilmem. Soru sormaktan vazgeçmem. Eleştirimi bir ilan pazarlığının konusu yapmam.
Reklam uğruna yalakalık yapmayı kendine yakıştıran varsa, utancı da kendisine aittir.
Benim imzamın altında bir reklam pazarlığı değil, Yusuf Mehmet Sarışın yazar.
Gazetecinin görevi, belediye başkanının keyfini yerinde tutmak değildir. Halkın sorusunu makamın kapısına taşımaktır. O kapıda soru sormak yerine alkış tutmayı seçen, yaptığı işin adını doğru koysun. Çünkü gazetecilik unvanı, her övgünün üzerine örtülecek bir kılıf değildir. Makamın hoşuna gitmek için okurun bilme hakkından vazgeçiliyorsa, orada mesleğin itibarı harcanıyordur. Bence belediye kapısına koyduğu bariyeri kaldırsın. Bu ne ya!
Benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz; yazdıklarıma cevap verebilir, eleştirebilirsiniz. Ama benden kalemimi bir reklam hesabına göre kullanmamı beklemeyin. İlan gelir geçer; insanın imzasına sürdüğü leke kalır. Ben yarın da bu kentin sokaklarında başım dik yürümek, okurumun yüzüne bakmak istiyorum. Bunun bedeli reklam alamamaksa, kalemimin haysiyetini korumayı seçerim.
Son Söz: Onur Akın'a şimdiye kadar kaç lira ödendi?
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları







