26 Ocak 2026 - Pazartesi

Keskin Bir Kalem, Sarsılmaz Bir İrade: Uğur Mumcu’ya Dair Bir Tanıklık

Yusuf Mehmet Sarışın - Gazeteci

Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.
Yusuf Mehmet Sarışın

Yusuf Mehmet Sarışın

msarisin@gmail.com - 0507 723 4769
Google News

Keskin Bir Kalem, Sarsılmaz Bir İrade: Uğur Mumcu’ya Dair Bir Tanıklık.

 

Bazı insanlar vardır; yalnız yaşadıkları çağın değil, geleceğin de vicdanı olurlar. Uğur Mumcu işte onlardandı. Kalemi, yalnızca yazmazdı; kazırdı. Gerçeği arar, bulur, ortaya çıkarır ve bedelini ödemekten asla kaçınmazdı.

Tanışırdık… Benden 24 yaş büyüktü. Abimdi, ustamdı. Ortak ozelliklerimiz vardı. İkimiz de Kırşehir doğumluyduk. Başak burcuyduk.

Aynı yıllarda, aynı mesleğin çetin yollarında yürüdük. Farklı gazetelerde aynı haber masalarında sabahladık. Aynı kaygıları, aynı umutları, aynı korkuları paylaştık. Gazetecilik yaptığımız o yıllar; hem en zor, hem de en onurlu dönemlerdi. Çünkü gerçek, pahalıydı. Çünkü doğruyu söylemek cesaret isterdi.

Uğur Mumcu, o cesaretin vücut bulmuş hâliydi.

Haber peşinde koşarken yalnız değildi. O, sadece bilgi toplamazdı; iz sürerdi. Karanlık ilişkilerin, derin yapıların, kirli ittifakların üzerine korkusuzca giderdi. Onun gazeteciliği, masa başı konforuna sığmazdı. Saha isterdi, araştırma isterdi, emek isterdi. Ve her şeyden önemlisi: vicdan isterdi.

Uğur abi bir konunun peşine düştüyse, artık hiçbir şey eskisi gibi kalmazdı. Çünkü o, hakikati yarım bırakmazdı.

Çoğu zaman gecenin ilerleyen saatlerinde, sigarasından yükselen duman eşliğinde notlarını gözden geçirirken hayal ederdim onu. Masası hep dağınıktı; öyle derlerdi ama zihni berraktı. Her belgeyi, her bilgiyi defalarca kontrol eder, en küçük ayrıntıyı bile atlamazdı. “Yanlış yapma lüksümüz yok,” derdi. “Çünkü bizim hatamız, halkın zararına olur.”

Gazeteciliği bir meslekten öte, bir kamu görevi sayardı.

Kalemini hiçbir güce kiralamadı. Hiçbir tehdide boyun eğmedi. Hiçbir çıkarın ardına saklanmadı.

Ve bedelini canıyla ödedi…

24 Ocak 1993 sabahı, Ankara’da patlayan o bomba, sadece Uğur Mumcu’yu değil; Türkiye’nin aydınlanma umudunu da hedef aldı. O gün, yalnız bir gazeteci değil, bir çağın vicdanı susturulmak istendi.

Ama başaramadılar.

Çünkü Uğur Mumcu’nun adı artık bir kişiden ibaret değil. O, gerçeğin, direnişin ve onurlu duruşun simgesidir. Onun yazıları hâlâ yol gösterir, soruları hâlâ zihinleri sarsar, cesareti hâlâ kalplerde yankılanır.

Bugün, aradan 33 yıl geçmiş olmasına rağmen, onun eksikliği hâlâ tazedir. Çünkü bazı boşluklar dolmaz. Bazı kayıplar zamanla azalmaz. Bazı acılar, ülkenin ortak hafızasına kazınır.

Uğur Mumcu;

Cumhuriyet’in değerlerine, laikliğe, demokrasiye ve bağımsızlığa adanmış bir ömrün adıdır.

Onu anmak, sadece hatırlamak değildir.

Onu anmak; onun gibi düşünmek, onun gibi sorgulamak, onun gibi cesur olmaktır.

Ruhun şad olsun abim…

Kalemin hâlâ yolumuzu aydınlatıyor.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları