05 Mart 2026 - Perşembe

Ben Müslüman bir Türk çocuğu olarak büyüdüm.

Tam 52 yıldır profesyonel gazeteciyim. Sürekli basın kartı sahibiyim. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim.

Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.
Yusuf Mehmet Sarışın

Yusuf Mehmet Sarışın

msarisin@gmail.com - 0507 723 4769
Google News

Hz. Muhammed (S.A.S.) iftarını arpa ekmeğiyle açardı, bunlar keşkek yatağında antrikot ile açıyor

Ben Yusuf Mehmet Sarışın. Gazeteciyim. Araştırır, Yazarım.

Tam 52 yıldır profesyonel gazeteciyim. Sürekli basın kartı sahibiyim. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim.

1996 yılında Sabah Gazetesi’nde çalışırken emekli oldum. Ama gazetecilik öyle bir meslektir ki, emekli olsanız bile kalbinizde yaşamaya devam eder. O günden bu yana da mesleğimi sürdürmeye devam ediyorum.

Bugün Didim’de ulusal ve yerel gazetecilik yapıyorum. Gazetecilik dışında da hiçbir işim olmadı. Çünkü ben araştırmayı, okumayı ve yazmayı seven bir insanım.

Gazetecilik, yalnızca siyaset yazmak değildir.
Gazeteci hayatın her alanını yazar.
Toplumu ilgilendiren her konuyu araştırır ve okuyucularına bilgi aktarır.

Şu günlerde mübarek Ramazan ayındayız.
Ben de bu vesileyle fırsat buldukça dini konularda da araştırıp yazmak istedim.

Fakat bazıları hemen laf atıyor:
“Ne oldu sana, kendini dine mi verdin?”

Hayır…

Ben Türküm ve Müslümanım.
Aynı zamanda gazeteciyim.

Dinimi bana ilk öğretenler annem, babam ve babaannemdir.
Ben Müslüman bir Türk çocuğu olarak büyüdüm.

Ama şunu açıkça söylüyorum:
Gerici ve yobaz tiplerin Müslüman olduklarını kabul etmiyorum.

Menemen’de Kubilay’ı katleden zihniyet sizce Müslüman olabilir mi?
Bir insanın inancını kullanarak cinayet işlemesi, İslam’ın neresinde vardır?

Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir.
Bu konu aslında tartışmaya bile açık değildir.

Din ile devlet işleri birbirine karıştırıldığı zaman, işin içinden çıkılmaz.
Toplum bölünür, ülke uçuruma sürüklenir.

Kur’an-ı Kerim bizim kutsal kitabımızdır.
Her zaman yol göstericimizdir. Rehberimizdir.

Ama şunu da açıkça söylemek gerekir:

Kur’an-ı Kerim Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası değildir.
Biz şeriatla yönetilen bir ülke değiliz.

İslam’da ibadet; samimiyet, inanç ve gizlilik ister.
Allah gösterişi sevmez.

Kur’an’da ve hadislerde açıkça belirtilmiştir ki Allah:

Kibirli olanları sevmez.

Zalimleri sevmez.

Haksızlık yapanları sevmez.

İsraf edenleri sevmez.

Bozgunculuk çıkaranları sevmez.

Riya yapanları, yani gösteriş için ibadet edenleri sevmez.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Şüphesiz Allah kibirlenenleri sevmez.”
(Nahl Suresi 23)

Bir başka ayette:

“Allah israf edenleri sevmez.”
(Araf Suresi 31)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.S.) de tevazu ve sadelik konusunda ümmetine örnek olmuştur.

Bir hadisinde şöyle buyurur:

“Kim kalbinde zerre kadar kibir bulunarak ölürse cennete giremez.”
(Müslim)

Başka bir hadisinde ise:

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

İslam’ın özünde adalet, merhamet ve paylaşmak vardır.

Bu yüzden bugün bazı görüntüler insanın içini burkuyor.

Bir ülkede insanlar geçim derdi çekerken,
emekliler pazardan file dolduramazken,
işsiz gençler geleceğini düşünürken,

bazı milletvekillerinin veya yöneticilerin
karamelize soğanlı avokado, favalı enginar, lebeniye çorbası, zencefilli sumak şerbeti, içli köfte, Selanik çıtır börek, bademli yeşil salata, keşkek yatağında antrikot gibi gösterişli iftar sofralarına oturması gerçekten yakışmıyor.

İslam tarihine baktığımızda Peygamber Efendimizin hayatı bunun tam tersidir.

Hz. Muhammed (S.A.S.) çoğu zaman:

arpa ekmeği,

hurma,

süt

ve su ile iftar ederdi.

Bir hadis rivayetinde şöyle anlatılır:

“Resulullah bazen günlerce evinde sıcak yemek bulunmazdı.”

Bir başka rivayette ise:

“Peygamberimiz karnına taş bağlayarak açlığa sabrederdi.”

Yani İslam’ın peygamberi gösterişli sofraların değil, sade ve paylaşımcı bir hayatın temsilcisidir.

Bugün Ramazan ayındayız.

Ben gazeteciyim.

Her konuda araştırır ve yazarım.

Almanya’daki fuarı da yazarım.
Kent lokantalarını da yazarım.
İftar sofralarında verilen menüleri de yazarım.

Belediyenin bir hatası varsa, bu mübarek ayda kul hakkı yiyorsa onu da yazarım.

Birileri kepenk indirtip esnafı rızkından ediyorsa, onu da yazarım.

Ama yıllardır ruhsatsız çalışan bir işletmenin mühürlenmesini de yadırgamam.
Eleştirmem.

Çünkü kural kuraldır.

Ruhsatını alsaydın kardeşim.

Ama yeni açılmış bir esnafın, ruhsat başvurusunu yapmış ve sadece bir imza beklediği için mağdur edilmesini de doğru bulmam.

Herkes hakkını aramalı.

Ben gazeteciyim.

Benim işim sormak, araştırmak ve yazmak.

Varsa bir sorununuz, bana yazabilirsiniz.

Whatsapp hattım:
0507 723 47 69

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları