30 Eylül 2026 - Çarşamba
EYVAH EYVAH!.. EŞEL MOBİL BİTİYOR, VATANDAŞIN YÜKÜ ARTIYOR
Akaryakıt haberlerinde karşımıza çıkan bir ifade var: “Eşel mobil bitiyor.”
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769EŞEL MOBİL BİTİYOR, VATANDAŞIN YÜKÜ ARTIYOR
Yusuf Mehmet Sarışın yazdı
Akaryakıt haberlerinde karşımıza çıkan bir ifade var: “Eşel mobil bitiyor.”
Vatandaşın günlük hayatta pek kullanmadığı bu iki kelime, aslında cebini doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü anlatılmak istenen şu: Devletin, akaryakıt zamlarının bir bölümünü vergiden indirim yaparak hafifletme uygulaması sona eriyor.
Peki, bu sistem nasıl çalışıyordu?
Benzinin maliyeti yükseldiğinde devlet, litre başına aldığı Özel Tüketim Vergisi’ni, yani ÖTV’yi azaltarak artışın bir bölümünü karşılıyordu. Böylece maliyetteki yükselişin tamamı aynı anda pompa fiyatına yansımıyordu. Devlet vergi gelirinin bir kısmından vazgeçiyor, sürücünün karşılaşacağı zamı sınırlıyordu.
Anadolu Ajansının düzenlemeye ilişkin haberine göre, benzin ve LPG’de 30 Eylül’e kadar rafineri fiyat artışlarının yüzde 25’i ÖTV’den karşılanıyor. Bu uygulama 1 Ekim 2026 itibarıyla sona eriyor. Motorin ise daha önce sistemin dışına çıkarılmış ve ayrı bir kademeli ÖTV takvimine bağlanmış durumda.
Bu gelişmenin vatandaş açısından anlamı açık: Akaryakıt fiyatını yükselten maliyetler karşısında kullanılan vergi tamponu kalkıyor.
Vergi desteğinin sona ermesiyle azaltılmış ÖTV’nin yeniden yükselmesi, pompa fiyatında artışa neden olabilir. Bundan sonraki maliyet yükselişleri de bu mekanizma aracılığıyla hafifletilemeyecek. Ancak kesin zam tutarını söylemek için uygulanacak vergi ve güncel fiyat hesabını görmek gerekiyor.
Dolayısıyla her benzin zammını yalnızca “Dünyada petrol pahalandı” diye açıklamak yeterli değil. Döviz kuru, rafineri fiyatı ve vergi kararlarının etkisi ayrı ayrı anlatılmalı. Vatandaş, ödediği paranın neden arttığını bilmek zorundadır.
Bir sürücü istasyona girdiğinde ekonomi terimlerini düşünmez. Depoyu doldurmak için kaç lira ödeyeceğine bakar. Dün aldığı yakıtı bugün aynı parayla alamıyorsa, aradaki farkı kendi bütçesinden karşılar. Maaşı aynı kalırken ulaşım gideri artıyorsa başka bir harcamasından kısmak zorunda kalır.
Üstelik akaryakıtın pahalanması yalnızca otomobil sahibini ilgilendirmez. Ürün taşıyan kamyonun, yolcu taşıyan minibüsün, hizmet veren işletmenin yakıt gideri de yükselir. Bu maliyetlerin fiyatlara aktarılması, alışveriş yapan ve toplu taşıma kullanan vatandaşın bütçesi üzerinde de baskı oluşturabilir.
Didim gibi turizmle yaşayan bir ilçede bu baskıyı düşünmek zor değil. Turistin havaalanından otele ulaşması, restoranın malzeme tedariki, esnafın ürününü getirmesi, çalışanın işine gitmesi… Bunların hepsinde ulaşımın bir bedeli var. Yakıt gideri yükseldiğinde işletmenin hesabı da ailenin hesabı da zorlaşır.
Elbette devletin bütçe sorumluluğu var. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için vergi toplanması gerekiyor. Ancak vergi kararlarını değerlendirirken vatandaşın ödeme gücünü de hesaba katmak gerekir. Özellikle işine gitmek için araç kullanmak zorunda olan kişinin, artan ulaşım giderinden kaçınma imkânı sınırlıdır.
Benim sorum şu: Vergi desteği kaldırılırken, bunun aile bütçesine ve işletmelerin maliyetlerine etkisi nasıl hafifletilecek?
Vatandaşın beklediği, anlaşılır bir açıklamadır. Zam ne kadar? Bunun ne kadarı maliyetten, ne kadarı vergiden kaynaklanıyor? Geçimini araç kullanarak sağlayan insanın yükü nasıl azaltılacak?
“Eşel mobil bitiyor” cümlesi ekonomi haberlerinde kısa bir bilgi gibi görünebilir. Fakat o cümlenin karşılığı, milyonlarca insan için depoya daha fazla para vermek ve ay sonunu getirmek için yeniden hesap yapmaktır.
Vergi desteği sona ererken vatandaşın geçim hesabı devam ediyor. Ekonomi kararlarının başarısı, o hesabın ne kadar taşınabilir olduğuyla da ölçülmelidir.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları






