16 Ağustos 2026 - Pazar
BEŞİKTAŞ’A GÜN DOĞDU!
Süper Lig’de daha ilk haftadan hesaplar değişmeye, dengeler şaşmaya başladı.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 6 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769BEŞİKTAŞ’A GÜN DOĞDU!
Galatasaray ve Trabzonspor ikişer puan bıraktı, Fenerbahçe puansız başladı. Şimdi söz sırası Beşiktaş’ta…
Süper Lig’de daha ilk haftadan hesaplar değişmeye, dengeler şaşmaya başladı.
Galatasaray, kendi sahasında Çorum FK ile 2-2 berabere kalarak sezona bir puanla başladı. Trabzonspor da Kasımpaşa deplasmanında öne geçtiği karşılaşmadan 1-1’lik beraberlikle ayrıldı.
Fenerbahçe ise Ankara’da, Gençlerbirliği karşısında 1-0 öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamadı ve sahadan 2-1 mağlup ayrıldı.
Böylece Galatasaray ve Trabzonspor daha ilk haftadan ikişer puan bıraktı; Fenerbahçe ise üç puanı birden kaybetti.
Şimdi bütün gözler Beşiktaş’a çevrildi.
Siyah-beyazlılar, bugün, 16 Ağustos Pazar günü saat 21.30’da, kendi sahasında Eyüpspor’u konuk edecek. Tüpraş Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmayı Oğuzhan Çakır yönetecek
..................................................................................................................
Kartal önüne gelen fırsatı değerlendirmeli
Futbol yalnızca iyi oynamak değil, önünüze gelen fırsatı değerlendirme oyunudur.
Beşiktaş bugün Eyüpspor’u mağlup ederse sezona üç puanla başlayacak; Galatasaray ile Trabzonspor’un iki, Fenerbahçe’nin ise üç puan önüne geçecek.
Elbette lig yalnızca bir haftadan ibaret değil. Birinci haftada alınan puan şampiyonluğu getirmediği gibi, kaybedilen puan da şampiyonluk yarışını bitirmez.
Ancak başlangıçların psikolojik bir değeri vardır.
Rakipleriniz tökezlemişse sizin yapmanız gereken, onların kaybettiği puanları tribünden izlemek değil, sahaya çıkıp fırsatı puana çevirmektir. Büyük takım refleksi tam da budur.
Beşiktaş açısından Eyüpspor maçı, sıradan bir sezon açılışından daha fazla anlam taşıyor. Siyah-beyazlılar yalnızca üç puan için değil, yeni sezona ilişkin güven oluşturmak için sahaya çıkacak.
Taraftar, tabeladaki galibiyet kadar sahadaki kararlılığı, mücadeleyi ve oyun disiplinini de görmek isteyecek.
Beşiktaş kazanırsa “Daha ilk haftada lider olduk” diye havaya girmemeli; kazanamazsa da karamsarlığa kapılmamalı. Fakat önüne altın tepside gelen bu fırsatı geri çevirmek, sezonun daha başında gereksiz bir moral kaybı yaratır.
Kısacası, Kartal’a gün doğmuştur.
Şimdi kanatlarını açıp uçmak Beşiktaş’ın elindedir.
Fenerbahçe için ciddi bir uyarı
Fenerbahçe’nin Gençlerbirliği karşısında yaşadığı mağlubiyet, yalnızca üç puan kaybı olarak görülmemeli.
Sarı-lacivertliler deplasmanda Anderson Talisca’nın golüyle öne geçti.
Kadro kalitesi, topa sahip olma oranı ve bireysel yetenekler bakımından doğal favori Fenerbahçe’ydi.
Ancak futbol, futbolcu isimlerinin alt alta yazılmasıyla kazanılmıyor.
Bir takım öne geçtikten sonra oyunu yönetemiyorsa, rakibinin geçiş hücumlarına karşı önlem alamıyorsa ve karşısındaki mücadele gücüne aynı sertlikle cevap veremiyorsa kadrosunun piyasa değeri onu kurtarmıyor.
Gençlerbirliği, Franco Tongya ve Oğulcan Ülgün’ün golleriyle karşılaşmayı çevirdi. Bu geri dönüşte yalnızca Fenerbahçe’nin hataları değil, başkent ekibinin doğru hazırlanmış oyun planı da vardı. Maç sonucu ve goller
Fenerbahçe için bu yenilgi erken fakat önemli bir uyarıdır. Şampiyonluk hedefleyen takımlar, özellikle öne geçtikleri karşılaşmalarda puanı ceplerine koymayı bilmek zorundadır. Sezon sonunda “Nerede kaybettik?” diye bakıldığında, çoğu zaman böyle maçlar hatırlanır.
Metin Diyadin’i alkışlamak gerekiyor
Bu maçın gerçek kahramanlarından biri hiç kuşkusuz Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Diyadin’dir.
Türk futbolunda bazı teknik direktörlerin yaptıkları işten çok isimleri konuşulur. Bazıları ise fazla gürültü çıkarmadan, kendilerine verilen sınırlı imkânlarla çok değerli işler başarır.
Metin Diyadin ikinci gruptadır.
Belki televizyon ekranlarında her akşam karşımıza çıkmıyor. Belki arkasında büyük bir medya desteği ya da milyonlarca avroluk transfer bütçesi bulunmuyor. Ancak elindeki kadroyu tanıyor, rakibini doğru analiz ediyor ve takımına ne oynatması gerektiğini biliyor.
Fenerbahçe karşısında topun büyük bölümünün rakipte kalacağını öngördü. Takımını buna göre hazırladı. Savunma disiplinini korurken Tongya, Koita ve Traore üzerinden geçiş fırsatları aradı. Kanat oyuncularına bek takibi yaptırarak Fenerbahçe’nin hücum genişliğini sınırlamaya çalıştı.
Diyadin’in maçtan sonraki değerlendirmeleri de karşılaşmanın tesadüfen kazanılmadığını gösteriyordu. Gençlerbirliği yalnızca savunmada beklemedi; topu kazandığında nasıl ve hangi oyuncularla hücum edeceğini önceden planladı.
Üstelik bunu mütevazı bir kadroyla ve 1-0 geriye düştüğü maçta yaptı.
İşte teknik direktörlük biraz da budur: Elinizdekinden şikâyet etmek yerine, elinizdekilerin en iyi taraflarını ortaya çıkarmak…
Gençlerbirliği geçen sezon da zor günlerden geçerken Diyadin yönetiminde toparlanmış ve ligde kalmayı başarmıştı. Şimdi yeni sezona Fenerbahçe galibiyetiyle başlaması, geçen sezonki başarının rastlantı olmadığını gösteriyor.
Türk futbolunda büyük takım teknik direktörlerini konuştuğumuz kadar Metin Diyadin gibi emekçileri de konuşmalıyız. Çünkü futbol yalnızca yıldızların değil; plan yapanların, çalışanların ve elindeki dar imkânları doğru kullananların da oyunudur.
İlk haftanın verdiği ders
Daha yolun başındayız.
Galatasaray’ın, Trabzonspor’un ve Fenerbahçe’nin kaybettiği puanlar şampiyonluk yarışında şimdiden kesin hükümler vermemizi sağlamaz. Ancak ilk haftanın ortaya koyduğu çok açık bir gerçek var:
Bu ligde hiçbir karşılaşma oynanmadan kazanılmıyor.
Büyük bütçeler, yıldız transferler ve güçlü kadrolar önemli; fakat sahada mücadele, disiplin ve doğru taktik yoksa isimlerin hiçbir anlamı kalmıyor.
Çorum FK’nın Galatasaray’dan puan alması, Kasımpaşa’nın Trabzonspor’a teslim olmaması ve Gençlerbirliği’nin Fenerbahçe’yi yenmesi bunun kanıtıdır.
Şimdi sıra Beşiktaş’ta…
Ezeli rakiplerinin puan bıraktığı haftada Eyüpspor’u mağlup ederse, hem sezona güçlü bir başlangıç yapacak hem de daha ilk haftadan rakiplerine psikolojik bir mesaj verecek:
“Siz duraklarken ben yoluma devam ediyorum.”
Fakat bunun için önce sahaya çıkmak, mücadele etmek ve kazanmak gerekiyor.
Çünkü futbol fırsatlar oyunudur.
Bu hafta fırsatın adı ise Beşiktaş’tır.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




