26 Temmuz 2026 - Pazar

Biz Kaldık, Siz de Kalın!

CHP’de yaşanan son gelişmeler üzerine herkes bir şey söylüyor.

Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Yusuf Mehmet Sarışın

Yusuf Mehmet Sarışın

msarisin@gmail.com - 0507 723 4769
Google News

Biz Kaldık, Siz de Kalın!

CHP’de yaşanan son gelişmeler üzerine herkes bir şey söylüyor.

Kimileri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekliyor, kimileri Özgür Özel’in yanında duruyor. Kimileri ise isimlerin önemsiz olduğunu belirterek, “Biz CHP’liyiz, kişiler bizi ilgilendirmez.” diyor.

Özgür Özel ve ekibinin partiden ayrılabileceği yönündeki tartışmaların ardından da aynı çevrelerden şu çağrı yükseliyor:

“CHP baba ocağıdır. Gitmeyin, kalın. Partiyi terk etmeyin.”

İlk bakışta bu çağrı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin Özgür Özel’e yaptığı bir davet gibi algılanabilir.

Oysa anlatılmak istenen tam olarak bu değil.

CHP’de kalan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla partinin başına gelmesini doğru bulmayanlar aslında şöyle diyor:

“Biz de Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla genel başkanlığa dönmesine karşıyız. Biz bu nedenle partiden ayrılmadık. CHP’nin içinde kaldık. Siz de gitmeyin. Gelin, birlikte mücadele edelim.”

Mesele budur.

Yani “Kalın.” çağrısı, Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte siyaset yapma çağrısı değildir.

Tam tersine, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla partinin başına dönmesine karşı CHP çatısı altında ortak mücadele etme çağrısıdır.

Bu insanlar Özgür Özel ve arkadaşlarına şunu söylüyor:

“Biz kaldık, siz de kalın. Partiyi butlan tartışmalarına ve mahkeme kararlarıyla oluşturulmak istenen yönetime bırakmayalım. CHP’yi içeriden savunalım.”

Bence bu yaklaşımın kendi içinde güçlü bir mantığı var.

Çünkü CHP gerçekten bir “baba ocağı” ise baba ocağı kızınca, üzülünce ya da yönetimi beğenmeyince terk edilecek bir yer değildir.

Baba ocağına sahip çıkılır.

Yanlış gördüğünüz kişilerle mücadele edilir.

Partinin iradesinin mahkeme kararlarıyla şekillendirilmesine karşı çıkılır.

Delegelerin, üyelerin ve seçmenin iradesi savunulur.

Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla genel başkanlığa dönmesini istemeyen bir CHP’li, partiden ayrılmak yerine CHP’de kalmayı tercih edebilir.

Bu, Kılıçdaroğlu’nu desteklediği anlamına gelmez.

Aksine, onun dönüşüne karşı parti içinde mücadele etmeyi seçtiği anlamına gelir.

Özgür Özel ve ekibine yapılan çağrı da tam olarak budur:

“Gitmeyin. Kalın. Bizimle birlikte mücadele edin.”

Çünkü Özgür Özel ve arkadaşları ayrılırsa CHP’nin içindeki mücadele alanı daralacaktır.

Partide kalan ve butlan tartışmalarına karşı çıkanların gücü azalacaktır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası dönüşüne karşı çıkan geniş kesimler birbirinden kopacaktır.

Böyle bir ayrılık, mücadele etmek istenilen anlayışı zayıflatmak yerine güçlendirebilir.

O nedenle “CHP’yi terk etmeyin.” çağrısı çelişkili değildir.

Tam tersine, oldukça açıktır:

“Biz Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı mücadele etmek için CHP’de kaldık. Siz de kalın. Bu mücadeleyi birlikte verelim.”

Elbette Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler de olabilir.

Onların da demokratik siyasette söz söyleme hakkı vardır.

Ancak burada sözünü ettiğimiz kesim, Kılıçdaroğlu’nun dönüşünü isteyenler değildir.

Tam tersine, bu dönüşe karşı çıkan ama mücadele alanı olarak CHP’yi seçenlerdir.

Bu nedenle Özgür Özel ve ekibine yapılan çağrıyı doğru okumak gerekir.

Bu çağrı, “Kılıçdaroğlu’na teslim olun.” çağrısı değildir.

Bu çağrı, “Partiyi Kılıçdaroğlu’na ve butlan üzerinden kurulmak istenen yönetime teslim etmeyin.” çağrısıdır.

Benim mantığım böyle çalışıyor.

Haksız mıyım?

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları