28 Şubat 2026 - Cumartesi
"Astığım astık kestiğim kestik" dersen Didimliler yemez.
Didim’de Bir Oyun: Yatırım, Oy ve Vicdan
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769"Astığım astık kestiğim kestik" dersen Didimliler yemez.
Didim’de Bir Oyun: Yatırım, Oy ve Vicdan
Didim sabahları başka olur.
Apollon’un gölgesi henüz çekilmemiştir.
Altınkum’da rüzgâr, kışın bile denizi fısıldar.
Esnaf kepengi kaldırırken önce gökyüzüne bakar, sonra kasaya.
O sabah da öyleydi.
Kahvede konuşulan tek konu vardı:
1,5 milyar liralık yatırım.
Rakam büyük.
Ama mesele para değil aslında.
Mesele “evet” ile “hayır” arasındaki çizgi.
Bir köşede gençler konuşuyordu.
“Abi yatırım gelsin, iş olsun” diyordu biri.
Diğeri daha temkinliydi: “Ama kim yapıyor, neden yapıyor?”
Didim’de siyaset böyledir.
Herkes bir şey bilir.
Ama herkes her şeyi söylemez.
Bir Oy
Meclis salonunda bir el kalktı.
“Hayır.”
O kelime masanın üzerinde kaldı.
Yalnızca bir oy değildi o.
Bir mesajdı.
Kimi için direniş,
Kimi için engel,
Kimi için siyasi refleks.
Ama çarşıdaki esnaf için mesele daha basitti:
“İş olacak mı olmayacak mı?”
Fotoğraf
Aradan günler geçti.
Bu kez Ankara’da bir fotoğraf çıktı ortaya.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koridorlarında verilen pozlar…
Didim küçük bir yer.
Fotoğraflar hızlı dolaşır.
Kahvede biri sordu:
“Yatırıma hayır diyorsun, sonra Bakanlığa gidiyorsun. Bu nasıl iş?”
Soru ağırdı.
Cevabı daha ağırdı.
Çelişki
Didim’in kaderi çoğu zaman böyle yazıldı.
Birileri “yapılsın” dedi.
Birileri “dur” dedi.
Ama en çok bekleyen hep aynı kesim oldu:
Gençler.
Esnaf.
Evine et götüremeyen aileler.
Ramazan’da iftar sofrasında “etli patates” tabağında küçücük et parçasını görünce içiniz nasıl sızlıyorsa,
Yatırım tartışmalarında da Didim’in önüne konan fırsat küçülünce aynı his oluşuyor.
Bu şehir sembol istemiyor.
Gerçek istiyor.
Didim’in Hafızası
Didim bir göç kenti.
Mübadeleyle gelenler var.
Muş’tan kalkıp umut arayanlar var.
Ege’ye tutunmaya çalışan binlerce hikâye var.
Bu şehir mücadeleyle büyüdü.
Şimdi ise büyüme ile siyaset arasında sıkışıyor.
Soru şu:
Didim’in geleceği siyasi hesapların gölgesinde mi kalacak?
Yoksa ortak akılla mı şekillenecek?
Son
Kahvede çay soğumuştu.
Gençlerden biri ayağa kalktı.
“Abi” dedi,
“Biz kimin haklı olduğuna değil, Didim’in kazanıp kazanmadığına bakıyoruz.”
Belki de en doğru cümle buydu.
Çünkü mesele parti değil.
Mesele Didim.
Ve Didim artık fotoğraf değil, sonuç görmek istiyor.
Durun daha bitmedi.
Şimdi de DİHAD olayı patladı.
Adam ne yapsın?
Benim bildiğim, tanıdığım o adam biat etmez.
Bu konuyu iyice araştırıp yazacağım. O adama sordum: Size müdahale etti mi? diye.
Cevap bekliyorum.
Başta dediğimi sonda da diyeyim.
"Astığım astık kestiğim kestik" dersen Didimliler yemez.
Benim gibi gazeteciler, hiç yemez.
Ateş ile cürüm hikayesi var ya.
Aynen öyle.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları





