23 Haziran 2026 - Salı
Portakal Kasasının Üzerinden Yükselen Siyaset
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Burdur’un Çavdır ilçesinde yaptığı konuşma, sıradan bir ilçe ziyareti olmanın ötesinde Türkiye siyasetinin yeni dönemine ilişkin önemli mesajlar içeriyor.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Portakal Kasasının Üzerinden Yükselen Siyaset
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in Burdur’un Çavdır ilçesinde yaptığı konuşma, sıradan bir ilçe ziyareti olmanın ötesinde Türkiye siyasetinin yeni dönemine ilişkin önemli mesajlar içeriyor.
Özellikle “Bize büyük ve lüks binalar lazım değil; gerekirse portakal kasasını çevirir, üstüne çıkar milletle buluşuruz” sözü, son yıllarda Türk siyasetinde giderek büyüyen bir tartışmanın da merkezine oturuyor: Siyasetin adresi parti binaları mı, yoksa meydanlar mı?
Türkiye’de uzun yıllardır siyasi partiler güçlü teşkilat yapıları, büyük genel merkez binaları ve kurumsal kimlikleriyle öne çıktı. Ancak seçmen davranışları değiştikçe siyasetin dili de değişmeye başladı. Artık vatandaş, kürsülerden okunan metinlerden çok, sahada gördüğü siyasetçiye değer veriyor. Çarşıda, pazarda, kahvede, tarlada ve sokakta bulunan siyasetçinin toplum üzerindeki etkisi her geçen gün artıyor.
Özgür Özel’in konuşmasında dikkat çeken en önemli unsur, CHP’nin son yerel seçim başarısını yalnızca bir seçim zaferi olarak değil, iktidara yürüyüşün başlangıcı olarak değerlendirmesidir. CHP yönetimi, 31 Mart seçimlerinde elde ettiği başarıyı kalıcı hale getirmek ve bunu genel seçimlere taşımak istediğini açıkça ortaya koyuyor. Burada verilen mesaj sadece CHP tabanına değil, ekonomik sıkıntılar yaşayan emeklilere, çiftçilere, işçilere ve gençlere yönelik bir çağrı niteliği taşıyor.
Konuşmanın ikinci önemli boyutu ise ekonomik vaatlerdir. Çiftçi kredilerinin faizlerinin silinmesi, mazot desteği, gübre desteği, emekli maaşlarının artırılması ve gençlerin geleceğe dair umutlarının yeniden inşa edilmesi gibi başlıklar, son yıllarda Türkiye’nin en temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Çünkü bugün vatandaşın önceliği ideolojik tartışmalardan çok mutfağındaki yangını söndürmek, gelirini artırmak ve geleceğe güvenle bakabilmektir.
Ancak siyasette vaat kadar güven de önemlidir. Türkiye seçmeni geçmişte birçok kez büyük vaatler duydu. Bu nedenle önümüzdeki süreçte CHP’nin karşısındaki en önemli sınav, dile getirilen ekonomik ve sosyal projelerin uygulanabilirliğini topluma anlatabilmek olacaktır. Seçmen artık yalnızca ne yapılacağını değil, nasıl yapılacağını da bilmek istiyor.
Özel’in konuşmasında öne çıkan bir başka kavram ise “Türkiye İttifakı” anlayışıdır. Bu söylem, yalnızca CHP seçmenine değil, farklı siyasi görüşlere sahip vatandaşlara da ulaşma çabasını yansıtıyor. Son yıllarda kutuplaşmanın yorucu etkilerini yaşayan toplumda, kapsayıcı dil kullanan siyasetçilerin daha fazla karşılık bulduğu görülüyor. Bu nedenle CHP’nin önümüzdeki dönemde başarıya ulaşıp ulaşamayacağını belirleyecek temel unsurlardan biri de bu kapsayıcı dili ne kadar sürdürebileceği olacaktır.
Öte yandan iktidar cephesinin de bu gelişmeleri dikkatle izlediği açıktır. Türkiye’de seçimler yalnızca muhalefetin yükselişiyle değil, iktidarın performansıyla da şekillenir. Ekonomik göstergeler, enflasyonla mücadele, istihdam politikaları ve vatandaşın günlük yaşamındaki değişimler seçim sonuçlarını doğrudan etkilemeye devam edecektir.
Çavdır’da söylenen “portakal kasası” sözü aslında bir semboldür. Bu söz, siyasetin yeniden halka dönmesi gerektiğini anlatan güçlü bir metafor olarak okunabilir. Tarihte birçok siyasi hareket, görkemli salonlardan değil, küçük meydanlardan, kahvelerden ve sokaklardan doğmuştur. Bugün de Türkiye’de seçmenin görmek istediği şey; koridor siyasetinden çok halkın arasındaki siyasettir.
Önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinin en önemli sorusu şudur: Meydanlarda yükselen bu enerji sandığa ne ölçüde yansıyacak?
Bu sorunun cevabını zaman verecek. Ancak görünen o ki Türkiye artık sadece binaların değil, meydanların siyasetini konuşuyor. Ve siyasetin gerçek sahibi olan millet, kimin yanında duracağına yine sandıkta karar verecek. Çünkü demokrasilerde son sözü her zaman halk söyler.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




