03 Haziran 2026 - Çarşamba

CHP’de Fırtına: Kurultay Krizi, Kılıçdaroğlu–Özel Çatışması

CHP krizi, yalnızca bir parti içi iktidar kavgası değil; muhalefetin geleceğini, yargının siyasete etkisini ve Türkiye’nin demokratik sistemini tartışmaya açan tarihi bir kırılma noktasıdır.

Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.
Yusuf Mehmet Sarışın

Yusuf Mehmet Sarışın

msarisin@gmail.com - 0507 723 4769
Google News

CHP’de Fırtına: Kurultay Krizi, Kılıçdaroğlu–Özel Çatışması ve Türkiye’nin Yeni Siyasi Eşiği

Türkiye siyaseti uzun yıllardır sert krizler yaşadı. Ancak bugün yaşanan CHP krizi, yalnızca bir parti içi iktidar kavgası değil; muhalefetin geleceğini, yargının siyasete etkisini ve Türkiye’nin demokratik sistemini tartışmaya açan tarihi bir kırılma noktasıdır.

Özgür Özel’in dünkü grup toplantısında verdiği mesajlar aslında sadece bir konuşma değildi. O konuşma, CHP tabanına verilen bir “direniş çağrısı” niteliğindeydi. Özel, “umut”, “mücadele” ve “direniş” kavramlarını öne çıkarırken, partinin yargı eliyle dizayn edilmek istendiğini savundu. Özellikle “Genel Başkanlık görevini bırakabilseydi madalyası daha büyük olurdu” sözleri doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’na gönderilmiş ağır bir siyasi mesajdı.

Bugün CHP’de yaşanan temel sorun, bir lider değişiminin hazmedilememesidir. 2023 kurultayında Özgür Özel’in kazanmasıyla birlikte CHP’de yeni bir dönem başlamıştı. Ancak seçim yenilgilerinin ardından oluşan kırılmalar, parti içinde “eski düzen” ile “değişimciler” arasında derin bir fay hattı oluşturdu.

Kılıçdaroğlu cephesinin tavrı ise kamuoyunda giderek daha fazla “koltuk hırsı” eleştirileriyle anılıyor. Çünkü parti tabanının önemli bir kısmı, siyasette doğal olanın bir lider değişimi sonrası eski genel başkanın geri çekilmesi olduğunu düşünüyor. Buna rağmen Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararından sonra yeniden genel merkeze dönmesi, CHP içindeki tansiyonu zirveye taşıdı. Özellikle genç seçmenler ve değişim isteyen kadrolar, bu tavrı “partiyi bölme pahasına sürdürülen bir iktidar mücadelesi” olarak yorumluyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararı ise siyasetin merkezine yargıyı taşıdı. Kararla birlikte 38. Kurultay’ın yok hükmünde sayılması ve Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve dönmesi, hukuk çevrelerinde de yoğun tartışma yarattı. Bazı anayasa hukukçuları bu kararın hukuki değil siyasi sonuçlar doğuracağını savunurken, kararın parti içi demokrasiye ağır müdahale anlamına geldiğini ifade ediyor.

Şimdi gözler doğal olarak Yargıtay’ın vereceği olası karara çevrildi. Yargıtay süreci onarsa CHP’de çift başlılık daha da derinleşebilir. Ancak kararın bozulması halinde Özgür Özel yönetimi meşruiyetini yeniden güçlendirecektir. Siyasi kulislerde en çok konuşulan ihtimal ise yeni bir olağanüstü kurultaydır. Çünkü mevcut tabloyla CHP’nin seçime hazırlanması neredeyse imkânsız görünmektedir.

Peki neden bazı milletvekilleri ve delegeler hâlâ Kılıçdaroğlu saflarında?

Bunun birkaç nedeni var. Birincisi, CHP’nin uzun yıllardır oluşmuş geleneksel örgüt yapısıdır. Kılıçdaroğlu döneminde siyaset yapan birçok isim, siyasi varlığını bu dönemde güçlendirdi. İkincisi ise “tasfiye korkusu”. Değişim hareketinin güçlenmesiyle birlikte eski kadroların etkisini kaybedeceğini düşünen isimler, doğal olarak eski lider etrafında toplanıyor. Üçüncü neden ise ideolojik değil tamamen siyasal pozisyon koruma refleksi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Biz bu olayların hiçbir tarafında yokuz” açıklaması da siyasette geniş yankı buldu. İktidar cephesi CHP’deki krizin tamamen iç mesele olduğunu savunuyor. Ancak muhalefet çevrelerinde yargı kararlarının zamanlaması nedeniyle bu sürece iktidarın dolaylı etkisi olduğu yönündeki kuşkular sürüyor. Türkiye’de geçmişte yaşanan siyasi müdahaleler düşünüldüğünde, bu tartışmanın kolay kolay sona ermeyeceği açık.

Diğer taraftan son günlerde ortaya atılan “ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack Türkiye’ye monarşi getirmek istiyor” şeklindeki iddialar ise şu ana kadar somut verilere dayanmayan, daha çok sosyal medya merkezli komplo teorileri niteliğinde görünüyor. Türk siyasetinde dış müdahale söylemleri her dönem kullanılmıştır. Ancak ciddi gazetecilik açısından değerlendirildiğinde, kanıta dayanmayan bu tür iddiaların dikkatle ele alınması gerekir. Kamuoyunu yönlendiren spekülatif söylemler, zaten kırılgan hale gelen siyasal zemini daha da sertleştirebilir.

Bugün CHP’de yaşanan kriz sadece bir parti içi kavga değildir. Bu kriz, Türkiye’de siyasetin nasıl şekilleneceğiyle ilgilidir. Eğer siyasi partilerde lider değişimleri yargı kararlarıyla tartışmalı hale gelirse, demokrasi kültürü ciddi yara alır. Eğer eski liderler seçim yenilgilerine rağmen koltuğu bırakmak istemezse, genç kadroların önü kapanır. Eğer siyaset sürekli iç savaş üretirse, toplumun umut duygusu aşınır.

CHP bugün tarihinin en kritik dönemeçlerinden birindedir. Ya bu krizden demokratik bir yenilenmeyle çıkacak ya da uzun yıllar sürecek bir parçalanmanın içine sürüklenecek.

Türkiye ise bütün bu gelişmeleri yalnızca izlemiyor; geleceğinin nasıl şekilleneceğini de bu süreçte görüyor.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları