20 Haziran 2026 - Cumartesi
24 Yıllık Hasretin Üzerine Bir İnat Hikâyesi
Tam 24 yıl boyunca Dünya Kupası hayali kuran milyonlarca insanın yüreğinde aynı özlem vardı.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 476924 Yıllık Hasretin Üzerine Bir İnat Hikâyesi
24 yıl…
Tam 24 yıl boyunca Dünya Kupası hayali kuran milyonlarca insanın yüreğinde aynı özlem vardı.
Çocuklar büyüdü, nesiller değişti, umutlar tazelendi. Ancak sonunda ortaya çıkan tablo, Türk futbol tarihine bir başarı hikâyesi olarak değil, kaçırılmış bir fırsatın acı hatırası olarak geçti.
Bu başarısızlığın en büyük sorumlularından biri de hiç kuşkusuz teknik direktör Vincenzo Montella’dır.
Futbol bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz. Kimse yenilgiyi eleştirmiyor. Eleştirilen şey, göz göre göre gelen bir çöküştür.
Montella, aylar boyunca kendi futbol anlayışında ısrar etti. Sahada mücadele eden, rakibi zorlayan, gol arayan bir Milli Takım yerine; topa sahip olmaya çalışan ama sonuca gidemeyen bir takım oluşturdu. En büyük sorun ise herkesin gördüğünü onun görememesiydi.
Bu ülkenin futbolseverleri haftalardır aynı soruyu soruyordu:
"Bu takımın golcüsü kim?"
Ne yazık ki cevap yoktu.
Türkiye gibi futbola tutkuyla bağlı bir ülkede, milyonlarca insanın içinden çıkıp gelen forvetler varken, Milli Takım'ın gol yollarında bu kadar çaresiz kalması kabul edilemez. Bir takımın en büyük silahı gol atabilmesidir. Siz gol atamazsanız ne kadar pas yaptığınızın, ne kadar koştuğunuzun hiçbir anlamı kalmaz.
Montella'nın en büyük hatası da buydu.
Rakip ceza sahasında etkisiz kalan, üretkenlikten uzak, rakibi korkutmayan bir takım ortaya çıkardı. Sahadaki oyuncular sanki ne yapacaklarını bilmiyordu. Plan vardı ama sonuç yoktu. Organizasyon vardı ama gol yoktu. Sabır vardı ama cesaret yoktu.
Ve sonunda kaçınılmaz son geldi.
Arka arkaya alınan yenilgiler...
Atılamayan goller...
Yıkılan hayaller...
Dünya Kupası gibi büyük bir organizasyonda tek bir gol sevinci bile yaşayamamak, Türk futbolu adına büyük bir hayal kırıklığıdır.
Tarih boyunca Milli Takım'ın en parlak dönemlerine baktığımızda önemli bir gerçeği görürüz. Türk Milli Takımı, Türk futbolunu ve Türk insanının ruhunu bilen teknik adamlarla başarıya ulaşmıştır. Çünkü bu ülkenin formasını taşımak sadece taktik meselesi değildir; bu milletin heyecanını, öfkesini, umudunu ve karakterini anlamak gerekir.
Sahadaki futbolcuların çoğu zaman kaybolmuş görünmesinin nedeni de buydu.
Çünkü sahada Türk futbolunun ruhu yoktu.
Bugün milyonlarca taraftarın içindeki öfke yalnızca yenilgiden kaynaklanmıyor. İnsanlar kaybetmeye değil, umutlarının boşa harcanmasına kızıyor. 24 yıllık özlemin ardından gelen bu fırsatın yanlış tercihler, bitmek bilmeyen inatlar ve sonuç vermeyen futbol anlayışı yüzünden heba edilmesine öfkeleniyor.
Montella belki iyi bir insan olabilir.
Belki iyi bir kulüp teknik direktörü de olabilir.
Ama Milli Takım teknik direktörlüğü yalnızca teknik bilgiyle yapılmaz.
Bazen ülkenin nabzını tutmak gerekir.
Bazen istatistikleri değil, tribünlerin sesini dinlemek gerekir.
Bazen de yanlış yaptığını kabul edip inadından vazgeçmek gerekir.
Ne yazık ki Montella bunu yapmadı.
Ve bugün geriye dönüp baktığımızda elimizde kalan tek şey, bir kez daha ertelenen hayaller ve "Acaba farklı olsaydı ne olurdu?" sorusudur.
24 yıllık hasret devam ediyor.
Türk futbolu yine bekliyor.
Ama bu milletin sabrı kadar hafızası da güçlüdür.
Bu başarısızlığın hesabını tarih mutlaka yazacaktır.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




