Kanada Avrupa’ya Göz Kırpınca - Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Dünya siyasetinde işler iyice mahalle dizisine dönmüştü. Avrupa Birliği, mavi elbisesini giymiş, yakasına on iki sarı yıldızını takmış; Brüksel’in en işlek caddesinde ağır ağır yürüyordu.

Siyaset Yayın: 17 Eylül 2026 - Perşembe - Güncelleme: 17.09.2026 17:08:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Kanada, Avrupa’ya Göz Kırpınca…

Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Dünya siyasetinde işler iyice mahalle dizisine dönmüştü. Avrupa Birliği, mavi elbisesini giymiş, yakasına on iki sarı yıldızını takmış; Brüksel’in en işlek caddesinde ağır ağır yürüyordu.

Arkasından Kanada geliyordu. Üzerinde kırmızı-beyaz gömleği, göğsünde kocaman bir akçaağaç yaprağı vardı.

Kanada, Avrupa’yı görünce bir anda durdu:

— Vay canına! Hem zarif hem ekonomik… Üstelik vizesiz gençlik değişim programı da var!

Avrupa Birliği hafifçe gülümsedi:

— Sen de fena değilsin Kanada. Doğal kaynakların, temiz enerjin, savunma teknolojilerin… Bir de şu meşhur akçaağaç şurubun var.

Kanada’nın yüzü kızardı.

— İstersen sana bir bidon yollarım.

— Bidon biraz kaba kaçar. Küçük bir şişe yeter.

Tam o sırada Amerika köşeden çıktı. Üzerinde yıldızlı ve çizgili elbisesi, elinde de “GÜMRÜK VERGİSİ” yazan kalın bir dosya vardı.

Kanada’nın Avrupa’ya baktığını görünce kaşlarını çattı:

— Sen nereye bakıyorsun?

Kanada telaşlandı:

— Hiçbir yere… Avrupa’nın yıldızlarını sayıyordum.

Amerika hemen saymaya başladı:

— Bir, iki, üç… On iki! Ama şurada küçük bir akçaağaç yaprağı görüyorum. Yoksa seni on üçüncü yıldız mı yapacaklar?

Avrupa Birliği sakin bir sesle cevap verdi:

— Öncelikle yıldızlarımızın sayısı üye sayısını göstermiyor. İkincisi, biz yalnızca iş birliğini konuşuyoruz.

Amerika dosyayı masaya vurdu:

— İş birliği mi? Ben o kelimeyi duydum mu tarifeleri artırırım!

Kanada başını iki yana salladı:

— Yıllardır aynı mahalledeyiz. Ne zaman başka biriyle kahve içsem kapıma vergi pusulası bırakıyorsun.

Amerika cevap verdi:

— Komşuluk bunu gerektirir.

— Hayır, komşuluk kar küreğimi ödünç alıp geri getirmeyi gerektirir. Sen geçen kış onu da tarifeye bağladın!

Avrupa Birliği gülmemek için kendini zor tuttu:

— Kanada, gel bizim masaya otur. Kahve içer, ticareti ve savunmayı konuşuruz.

Kanada çekinerek sordu:

— Masaya oturmak için tam üye olmam gerekiyor mu?

— Hayır. Şimdilik “özel arkadaş” sandalyesi hazırladık.

Amerika hemen araya girdi:

— Özel arkadaşlık diye başlar, Erasmus’la devam eder!

Kanada, Avrupa’nın yanına doğru bir adım attı. Amerika da gümrük vergisi dosyasından yeni bir sayfa çıkardı.

— Bir adım daha atarsan akçaağaç şurubuna yüzde elli vergi!

Kanada durdu:

— Şuruba vergi koyarsan Amerikalılar pankekleri neyle yiyecek?

Amerika bir an düşündü.

Dünya siyasetinin en uzun üç saniyesi yaşandı.

Sonunda dosyayı yavaşça kapattı:

— Pankek önemli… Görüşmelere devam edebiliriz.

Avrupa Birliği kahkahayı bastı. Kanada da cebinden küçük bir şişe akçaağaç şurubu çıkarıp masaya koydu:

— İşte diplomasinin tatlı yüzü!

O akşam Brüksel’de üçü birlikte kahvaltı yaptı. Avrupa kruvasan getirdi, Kanada şurubu döktü, Amerika da hesabı görünce:

— Bunu kim ödeyecek? diye sordu.

Avrupa ile Kanada aynı anda cevap verdi:

— Tarifelerden keseriz!

Sokağı kahkaha sesleri kapladı.

Ertesi sabah Avrupa Birliği bayrağının on iki yıldızının yanında küçücük kırmızı bir akçaağaç yaprağı görüldü.

Amerika yeniden sinirlendi:

— Bu da ne?

Kanada uzaktan seslendi:

— Telaşlanma komşu! Sadece sevimli bir çıkartma…

Fakat dünya siyasetinde herkes biliyordu:

Bazen en büyük ittifaklar, önce küçük bir çıkartmayla başlardı.

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.