

AKBÜK’TE BİR VAN DÜĞÜNÜ: AYŞE NUR BABA OCAĞINDAN DUALARLA UĞURLANDI
Düğün dediğimiz yalnızca akşam giyilen gelinlik, nikâh masasında atılan imza ve gece boyunca süren eğlence değildir.
Yaşam
Yayın: 13 Eylül 2026 - Pazar - Güncelleme: 13.09.2026 10:01:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.


AKBÜK’TE BİR VAN DÜĞÜNÜ: AYŞE NUR BABA OCAĞINDAN DUALARLA UĞURLANDI
Kazanlar kaynadı, sofralar kuruldu, davul ve zurna Akbük sahilinde yankılandı
Yusuf Mehmet Sarışın yazdı
Düğün dediğimiz yalnızca akşam giyilen gelinlik, nikâh masasında atılan imza ve gece boyunca süren eğlence değildir.
Düğünün bir de gündüzü vardır…
Baba evindeki tatlı telaşı, mutfakta kaynayan kazanları, kurulan uzun sofraları, davulun tok sesi, zurnanın içli nağmesi ve gelin uğurlanırken sessizce silinen gözyaşları vardır.
Ergün ve Neslihan Erol çiftinin kızları Ayşe Nur ile Hanife ve Ali Balık çiftinin oğulları Recep’in düğününün gündüzü de işte böylesine sıcak, samimi ve geleneklerle örülüydü.
AYŞE NUR BABA OCAĞINDAN GELİN ÇIKTI
Ayşe Nur, Didim’in Akbük Mahallesi’ndeki aile ocağından gelin çıktı.
O evde o gün sadece bir gelin hazırlanmadı. Yılların hatıraları da tek tek sandıklardan çıkarıldı sanki…
Ayşe Nur’un çocukluğu, genç kızlığı, anne ve babasıyla paylaştığı güzel günler, evin her köşesinde yeniden yaşandı. Bir yanda düğün sevinci, diğer yanda baba evinden ayrılmanın hüznü vardı.
Anne Neslihan Erol’un gözlerinde hem gurur hem de tatlı bir hüzün okunuyordu. Baba Ergün Erol ise kızını gelinlikle görmenin mutluluğunu yaşayan her baba gibi duygularını içine sığdırmakta zorlanıyordu.
Dualar edildi, iyi dilekler sıralandı. Ayşe Nur, ailesinin, yakınlarının ve dostlarının alkışları arasında baba ocağından yeni yaşamına uğurlandı.
AKBÜK SAHİLİNDE DÜĞÜN SOFRALARI KURULDU
Gelin uğurlama töreninin ardından düğün sevinci Akbük sahiline taşındı.
Ergün Erol’un amcası Celalettin Erol’un işletmeciliğini yaptığı Liman Cafe’nin yanında masalar kuruldu. Akbük’ün deniz kokusu, ağaçların gölgesi ve davul-zurna sesleri birbirine karıştı.
Kurulan sofralarda geleneksel düğün yemekleri konuklara ikram edildi.
Etli nohut, tane tane dökülen pilav, Anadolu düğünlerinin vazgeçilmezi keşkek, kızartma ve irmik helvası misafirlere sunuldu.
Keşkek, sıradan bir yemek değildir. Anadolu’nun birçok yöresinde düğünün, bereketin, dayanışmanın ve ortak sevincin simgesidir. Büyük kazanlarda hazırlanır, emek ister, sabır ister. Tıpkı evlilik gibi…
Nohut ve pilav kalabalık sofraların bereketini, irmik helvası ise paylaşılan mutluluğun tatlı hatırasını taşıyordu.
Masalar doldu, boşaldı; gelen herkes ağırlandı. Kimse “Ben davetli miyim?” diye düşünmedi. Çünkü geleneksel düğün sofrasında kapı da gönül de herkese açıktır.
SOFRAMIZIN SÜRPRİZİ GOPEZ VE HAMSİ TAVAYDI
Celalettin Erol, bizleri de Liman Cafe’nin yanındaki özel dost sofrasında konuk etti.
Eşim Zekiye Sarışın ile birlikte gazeteci meslektaşımız Bülent Eser ve eşi Naciye Eser, yakın dostlarımız Hatice–Cahit Aksoy ile Neriman–Yusuf Deveci aynı sofrada buluştuk.
Düğün yemeklerinin yanında soframıza Ege’nin deniz kokusunu taşıyan gopez ile hamsi tava da geldi.
Bir tarafta etli nohut, pilav ve keşkek; diğer tarafta taze kızarmış balıklar…
Sofrada yalnızca yemek yoktu. Dostluk, sohbet, hatıra ve paylaşmanın güzelliği vardı. Zaman zaman davulun sesi konuşmalarımızı bastırdı, ardından zurna başladı. Biz de sözü müziğe bıraktık.
Celalettin Erol’un misafirperverliği, Akbük’ün huzuru ve dostlarımızın sıcak sohbeti düğün sofrasını daha da anlamlı kıldı.
VAN’DAN AKBÜK’E TAŞINAN DÜĞÜN GELENEĞİ
Ergün Erol Vanlı…
Akbük’te de Van’dan gelerek yaşamını burada sürdüren çok sayıda vatandaşımız bulunuyor. Vanlı hemşehrilerimiz, doğup büyüdükleri topraklardan kilometrelerce uzakta olsalar da geleneklerini unutmuyorlar.
Çünkü insan memleketinden ayrılabilir ama memleketinin türküsü, sofrası, düğünü ve misafirperverliği insanın içinden kolay kolay ayrılmaz.
Van düğünlerinde birliktelik esastır. Düğün yalnızca iki gencin ya da iki ailenin özel günü olarak görülmez. Akrabalar, komşular, hemşehriler ve dostlar o sevincin doğal bir parçasıdır.
Hazırlıklar birlikte yapılır. Kazanlar imece ruhuyla kaynar. Sofralar yan yana kurulur. Gelen konuk en güzel şekilde ağırlanır. Davul ve zurna çalmaya başladığında genç, yaşlı demeden herkes aynı sevincin etrafında buluşur.
Düğün yemeği vermek de bu kültürün en güçlü geleneklerinden biridir. Burada yemeğin miktarından önce paylaşılması önemlidir. Aynı kazandan yemek, aynı sofrada oturmak ve aynı mutluluğa ortak olmak insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirir.
Düğüne gelen kişinin aç gönderilmemesi, konuğa ikramda kusur edilmemesi, büyüklerin duasının alınması ve gelinin baba evinden törenle uğurlanması bu anlayışın temelini oluşturur.
Akbük sahilindeki bu düğün yemeğinde de aynı kültürü gördük.
Van’ın güçlü aile bağları ve köklü düğün geleneği, Ege’nin sıcaklığı ve Akbük’ün deniz kokusuyla birleşti. Davul-zurnanın sesi bir yandan Van’ı hatırlatırken, sofraya gelen gopez ve hamsi tava bizi Ege kıyılarında olduğumuza yeniden inandırdı.
Ortaya Van ile Akbük’ü aynı sofrada buluşturan güzel bir kültür köprüsü çıktı.
DÜĞÜNLER TOPLUMSAL HAFIZADIR
Bugün şehir hayatı birçok geleneği yavaş yavaş değiştiriyor. Salon düğünleri çoğalıyor, eski mahalle sofraları ve imece usulü hazırlıklar giderek azalıyor.
Bu nedenle Akbük’te gördüğümüz bu düğün tablosu çok kıymetliydi.
Çünkü gelenekler yalnızca anlatılarak yaşamaz; uygulanarak, çocuklara gösterilerek ve yeni kuşaklara aktarılarak yaşatılır.
Bir çocuğun davul-zurna eşliğinde kurulan düğün sofrasını görmesi, büyüklerin aynı masada buluşmasına tanıklık etmesi ve baba evinden dualarla gelin çıkarıldığını izlemesi, kültürel mirasın geleceğe taşınmasıdır.
Akbük’te o gün yemekler yenildi, türküler çalındı, halaylar çekildi. Fakat asıl güzellik, insanların aynı sevinç etrafında kenetlenmesiydi.
GÜNDÜZ GELENEK, GECE MUHTEŞEM BİR ŞÖLEN
Düğünün gündüzünde Akbük sahilinde geleneksel sofralar kuruldu; akşamında ise Didim Papatya Kır Düğün Salonu’nda görkemli bir nikâh ve eğlence gerçekleştirildi.
Gündüz davul ve zurnayla yaşatılan yöresel gelenek, gece meşaleler, ışıklı davullar ve kıvılcımlar eşliğinde modern bir şölene dönüştü.
Aslında bütün gün tek bir hikâye anlatıldı:
Bir genç kız baba ocağından dualarla uğurlandı. İki aile akraba oldu. Dostlar aynı sofrada buluştu. Van’ın gelenekleri ile Akbük’ün güzellikleri birleşti.
Ayşe Nur ile Recep, yalnızca hayatlarını değil; iki ailenin hatıralarını, geleneklerini ve geleceğe dair umutlarını da birleştirdi.
Yeni Didim Haberim Ailesi olarak genç çiftimize bir kez daha ömür boyu sağlık, huzur ve mutluluk diliyoruz.
Ergün–Neslihan Erol ile Hanife–Ali Balık çiftlerine “Hayırlı olsun” diyoruz.
Kazanları kaynatanların, sofraları kuranların, hizmet edenlerin ve bu güzel güne gönülden katkı sunan herkesin emeğine sağlık…
Ayşe Nur ile Recep’in sofraları bereketli, yuvaları huzurlu, yolları açık olsun.
Yusuf Mehmet Sarışın
Yeni Didim Haberim Genel Yayın Yönetmeni
Ek Fotoğraflar


Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir





