Hilmi Erbaş’tan çarpıcı itiraf: Didim, kasaba siyaseti yüzünden ilerleyemedi

4 Ekim’de yapılacak Didim Ticaret Odası seçimlerinde aday olmayacağını açıklayan ve Beyaz Liste’yi destekleyeceğini belirten Oda Başkanı Hilmi Erbaş, Didim’in yıllardır hak ettiği noktaya ulaşamamasını “kasaba siyaseti”ne bağladı.

Ekonomi Yayın: 16 Eylül 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 16.09.2026 13:21:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

Hilmi Erbaş’tan çarpıcı itiraf: Didim, kasaba siyaseti yüzünden ilerleyemedi

4 Ekim’de yapılacak Didim Ticaret Odası seçimlerinde aday olmayacağını açıklayan ve Beyaz Liste’yi destekleyeceğini belirten Oda Başkanı Hilmi Erbaş, Didim’in yıllardır hak ettiği noktaya ulaşamamasını “kasaba siyaseti”ne bağladı.

Ancak bu sözler, 19 yıldır Oda Başkanlığı görevini sürdüren Erbaş’a yönelik önemli bir soruyu da beraberinde getirdi:

Bu anlayışın değişmesi için bugüne kadar ne yapıldı ve neden başarı sağlanamadı?

Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Erbaş, katıldığı toplantının sonunda Didim’in gelişimiyle ilgili dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.

Erbaş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Didim, kasaba siyaseti yüzünden ilerleyemedi. Bu açık ve net.”

Turizmi, tarihi, kültürel mirası, tarımı, ticari potansiyeli ve hızla artan nüfusuyla önemli imkânlara sahip olan Didim’in hâlâ hak ettiği yerde bulunmadığını belirten Erbaş’ın bu çıkışı, ilçedeki yönetim anlayışını ve kurumsal ilişkileri yeniden tartışmaya açtı.

Kasaba siyaseti nedir?

“Kasaba siyaseti” hukuki ya da resmî bir kavram değil; yerel yönetim anlayışını eleştirmek amacıyla kullanılan siyasi ve toplumsal bir tanımlamadır.

Bu kavram genel olarak;

  • Kentin ortak geleceği yerine kişisel ve grupsal çıkarların öne çıkarılmasını,

  • Liyakat yerine yakınlık ve hemşehrilik ilişkilerinin belirleyici olmasını,

  • Kurumlar arasında iş birliği yerine çekişme yaşanmasını,

  • Büyük projeler yerine küçük hesaplarla hareket edilmesini,

  • Eleştirenlerin dışlanmasını,

  • Başarıdan çok “Bu işi kim yaptı?” sorusunun önemsenmesini,

  • Sorunların çözülmesi yerine sürekli ertelenmesini

ifade ediyor.

Kasaba siyaseti, bir yerleşim yerinin nüfusunun küçük olması anlamına gelmiyor. Asıl mesele, hızla büyüyen bir kentin hâlâ dar çevre ilişkileri, kişisel kırgınlıklar ve kısa vadeli siyasi hesaplarla yönetilmesidir.

Didim bugün artık küçük bir sahil kasabası değil. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden göç alan, uluslararası turizm hareketliliğine sahip, çok kültürlü ve hızla büyüyen bir kenttir. Buna rağmen karar alma anlayışı kentin büyüklüğüne ve ihtiyaçlarına ayak uyduramıyorsa “kasaba siyaseti” eleştirisi gündeme gelmektedir.

Erbaş 19 yılda neden değiştiremedi?

Hilmi Erbaş’ın açıklamasındaki en dikkat çekici nokta, bu eleştirinin herhangi bir vatandaştan değil, yaklaşık 19 yıldır Didim Ticaret Odası Başkanlığı görevini yürüten bir isimden gelmesi oldu.

Ticaret Odası elbette belediye değildir. İmar, altyapı, ulaşım, temizlik ve şehir planlaması gibi alanlarda doğrudan karar verme yetkisine sahip değildir. Didim’in bütün sorunlarının sorumluluğunu Ticaret Odası’na veya başkanına yüklemek de hakkaniyetli olmaz.

Ancak Ticaret Odası; iş dünyasını temsil eden, kentin ekonomik projelerine yön verebilen, yerel ve merkezi yönetimle ilişki kurabilen, kamuoyu oluşturma gücüne sahip en önemli kurumlardan biridir.

Üstelik 19 yıllık başkanlık, yalnızca gözlem yapmak için değil, sorunlara müdahale etmek ve çözüm üretmek için de uzun bir dönemdir.

Bu nedenle Hilmi Erbaş’ın sözleri bazı soruları kaçınılmaz hâle getiriyor:

Erbaş’ın “kasaba siyaseti” olarak tanımladığı anlayışın aktörleri kimlerdir?

Didim Ticaret Odası bu anlayışın değişmesi için bugüne kadar hangi somut girişimlerde bulunmuştur?

Belediye, kaymakamlık, siyasi partiler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarını ortak bir kent vizyonunda buluşturmak için hangi çalışmalar yapılmıştır?

Didim’in turizm, ticaret, eğitim, sağlık, ulaşım ve şehirleşme sorunlarına ilişkin kaç ortak proje hazırlanmıştır?

Sorun yalnızca siyasetçilerden mi kaynaklanmaktadır, yoksa kentin kurumları da zaman zaman bu dar ilişki düzeninin parçası olmuş mudur?

Ve en önemlisi: Kasaba siyaseti Didim’in ilerlemesini engellediyse, 19 yıllık Oda Başkanlığı döneminde bu anlayış neden değiştirilememiştir?

Teşhis kadar özeleştiri de gerekli

Hilmi Erbaş’ın açıklaması önemli bir teşhistir. Didim’in kişisel hesaplar, kurumsal çekişmeler ve günübirlik politikalar nedeniyle zaman kaybettiği yönündeki eleştiri, kentte uzun süredir farklı kesimler tarafından da dile getiriliyor.

Ancak böylesine ağır bir değerlendirme yapan ve yaklaşık 19 yıldır kentin en etkili kurumlarından birinin başında bulunan Erbaş’ın, kendi dönemine ilişkin bir özeleştiri yapması da bekleniyor.

“Didim neden ilerleyemedi?” sorusunun cevabı yalnızca belediyelerde, siyasi partilerde veya Ankara’da aranmamalı. Ticaret Odası dâhil olmak üzere kentin bütün kurumları kendi görev dönemlerini, yaptıklarını ve yapamadıklarını açık biçimde ortaya koymalıdır.

Görevi bırakırken tartışılacak sözler

Hilmi Erbaş, 4 Ekim’de yapılacak Didim Ticaret Odası seçimlerinde yeniden aday olmayacağını ve Beyaz Liste’yi destekleyeceğini açıkladı.

Bu nedenle “Didim, kasaba siyaseti yüzünden ilerleyemedi” sözleri, Erbaş’ın yaklaşık 19 yıllık başkanlığının sonunda yaptığı önemli bir siyasi ve toplumsal tespit olarak kayıtlara geçti.

Didim Ticaret Odasının desteğiyle hazırlanan “Medusa’nın Gölgesinde” belgesel serisinde ilçenin tarihsel, sosyolojik, demografik ve siyasi dönüşümü ele alınmış; Hilmi Erbaş da Odanın kültürel çalışmaları ve Didim’in ticari geçmişi hakkındaki değerlendirmelerini paylaşmıştı.

Şimdi kamuoyu, Erbaş’ın yaptığı bu teşhisin ayrıntılarını merak ediyor:

Kasaba siyasetini kimler temsil ediyor? Bu anlayış Didim’e hangi projeleri ve kaç yılı kaybettirdi? Kentin etkili kurumları buna neden engel olamadı?

Çünkü Didim’in geleceğini konuşmak, yalnızca sorunu tarif etmekle değil; sorumluluğu paylaşmak ve geçmişin hesabını açıkça vermekle mümkündür.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.