

Fon piyasasında büyük soruşturma: Bir tutuklama, üç gözaltı, 48 kişiye yurt dışı yasağı
Pusula, Tera ve Hedef Portföy çevresindeki işlemler mercek altında; 130 fon için tasfiye süreci başlatıldı
Ekonomi
Yayın: 18 Eylül 2026 - Cuma - Güncelleme: 18.09.2026 10:27:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 14 dk.


Fon piyasasında büyük soruşturma: Bir tutuklama, üç gözaltı, 48 kişiye yurt dışı yasağı
Pusula, Tera ve Hedef Portföy çevresindeki işlemler mercek altında; 130 fon için tasfiye süreci başlatıldı
Türkiye sermaye piyasaları, son yılların en kapsamlı adli ve idari incelemelerinden biriyle karşı karşıya.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız tutuklandı; Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Gökalp, Tera Portföy yöneticisi İbrahim Bekci ve Destek Faktoring’in sahibi Altunç Kumova hakkında gözaltı işlemi uygulandı.
Sermaye Piyasası Kurulunun inceleme ve suç duyuruları doğrultusunda yürütülen soruşturmada, aralarında Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile Katılımevim Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın da bulunduğu 48 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verildi.
Soruşturmanın; Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring pay piyasalarında belirli dönemlerde gerçekleştirilen işlemler üzerinde yoğunlaştığı açıklandı.
Dosyanın merkezinde, Sermaye Piyasası Kanunu’nun “bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı” suçunu düzenleyen 107’nci maddesinin birinci fıkrası bulunuyor. Ancak soruşturma henüz sonuçlanmadığı için adı geçen kişiler hakkındaki iddiaların kesinleşmiş mahkeme kararı anlamına gelmediğinin altı çiziliyor.
Soruşturmayı Başsavcılığın özel bürosu yürütüyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin birden fazla dosya üzerinden inceleme başlattı.
Soruşturmanın dayanağını, SPK tarafından yapılan teknik incelemeler ile Kurulun ilgili kişiler hakkında hazırladığı rapor ve suç duyuruları oluşturuyor.
Başsavcılığın açıklamasına göre, yürütülen soruşturmalarda şu işlemler uygulandı:
-
Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız tutuklandı.
-
Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Gökalp gözaltına alındı.
-
Tera Portföy bünyesinde dört fonda görev yaptığı belirtilen İbrahim Bekci gözaltına alındı.
-
Destek Faktoring’in sahibi Altunç Kumova gözaltına alındı.
-
Farklı pay piyasası dosyaları kapsamında, mükerrer isimler çıkarıldıktan sonra toplam 48 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildi.
Tutuklama, gözaltı ve yurt dışına çıkış yasağı birbirinden farklı hukuki işlemler. Gözaltı, soruşturma aşamasında uygulanan geçici bir tedbir; yurt dışı yasağı ise kişinin Türkiye’den çıkışını engelleyen adli kontrol niteliği taşıyor. Bu tedbirlerin hiçbiri tek başına suçun kesinleştiği anlamına gelmiyor.
Dört ayrı işlem dönemi inceleniyor
Başsavcılık açıklamasında, soruşturma konusu paylar ve işlem dönemleri de ayrıntılı olarak sıralandı.
Katılımevim’de ilk inceleme dönemi
Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ pay piyasasında 19 Ekim 2023 ile 28 Mayıs 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen işlemler mercek altına alındı.
Bu dosya kapsamında 27 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulandığı bildirildi.
Katılımevim’de ikinci dönem
Aynı şirketin paylarında 4 Mart 2026 ile 12 Haziran 2026 tarihleri arasında yapılan işlemler için ayrı bir inceleme yürütülüyor.
Bu dönemle bağlantılı 12 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verildi.
Gündoğdu Gıda dosyası
Gündoğdu Gıda pay piyasasında 11 Şubat 2026 ile 8 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen işlemler inceleniyor.
Bu dosyada 8 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanırken, 4 kişiyle ilgili yapılacak adli işlemlerin savcılığın değerlendirmesine bırakıldığı açıklandı.
Destek Finans Faktoring dosyası
Destek Finans Faktoring paylarında 15 Ekim 2025 ile 2 Aralık 2025 tarihleri arasındaki işlemler de soruşturmaya dahil edildi.
Bu bölümde bir kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanırken, 6 kişiyle ilgili işlemlerin savcılığın takdirine bırakıldığı belirtildi.
Dosyalar arasında aynı kişilerin bulunması nedeniyle rakamların doğrudan toplanmasının doğru olmadığı, mükerrer isimler çıkarıldığında yurt dışı yasağı getirilen toplam kişi sayısının 48 olduğu bildirildi.
48 kişilik yurt dışı yasağı listesi
Başsavcılık kaynaklı açıklamalara göre haklarında yurt dışına çıkış yasağı uygulanan kişiler şöyle:
-
Ahmet Özcan
-
Ali Rıza İncekara
-
Alper Öztürk
-
Ayşe Seher Aydın
-
Berkan Gülen
-
Bülent Uygun
-
Büşra Alçelik
-
Celal Yarız
-
Emre Tezmen
-
Enes Furkan Çetinkaya
-
Enes Yazıcı
-
Enver Çevik
-
Erdin Özel
-
Erkan Kilimci
-
Feryal Köker
-
Furkan Baki
-
Gözde Hacıoğlu
-
Haldün Saffet İnal
-
Halil İbrahim Ege
-
İbrahim Bekci
-
İlhan Aygün
-
İsmail Ege
-
Kemal Akkaya
-
Lütfi Çetinel
-
Mehmet Erbey
-
Mehmet Salih Turhan
-
Mehmet Yıldırım
-
Muhammed Yarız
-
Murat Keçeci
-
Müjdat Ede
-
Mustafa Bor
-
Nilgül Sarıçalı
-
Oğuzhan Özerkaya
-
Onur Göğebakan
-
Orçun Berkay Kaya
-
Ömer Bedir Çetinel
-
Ramazan Erbey
-
Sabahattin Reha Şen
-
Salih Can Bülbül
-
Samet Çetinel
-
Selçuk Kahya
-
Serdar Turhan
-
Serhat Güven
-
Sezai Bekgöz
-
Sezer Gümüş
-
Şerifegül Yıldırım
-
Uğur Akkafa
-
Yunus Emre Yıldırım
Listede yer almak, ilgili kişiler hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlamına gelmiyor. Yurt dışı yasağı, soruşturmanın sağlıklı biçimde yürütülmesi amacıyla alınan geçici bir adli tedbir niteliği taşıyor.
SPK’den iki yıllık işlem yasağı ve suç duyuruları
Soruşturmanın idari ayağında SPK tarafından önemli kararlar alındı.
Kurul, Katılımevim ve Gündoğdu Gıda paylarındaki işlemler nedeniyle Pusula Portföy ile bazı şirket ve fon yöneticileri hakkında iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.
Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın da işlem yasağı uygulanan kişiler arasında bulunduğu açıklandı.
Destek Finans Faktoring paylarında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle Tera Portföy yöneticisi İbrahim Bekci hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunulması ve iki yıl işlem yasağı uygulanması kararlaştırıldı.
İşlem yasağı; ilgili kişilerin borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda belirli sermaye piyasası araçları üzerinde alım-satım yapmasını geçici olarak engelleyen idari bir tedbir olarak uygulanıyor.
SPK’nın suç duyurusu ise doğrudan mahkûmiyet kararı doğurmuyor. Savcılık, Kurulun teknik inceleme raporlarını değerlendirerek yeterli şüphe görmesi durumunda iddianame düzenleyebiliyor.
6362 sayılı Kanun’un 107/1’inci maddesi ne diyor?
Soruşturmanın hukuki çerçevesinde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107’nci maddesi öne çıkıyor.
Maddenin birinci fıkrası genel olarak; sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen alım-satım, emir verme, emir iptal etme, emir değiştirme veya hesap hareketlerini suç olarak düzenliyor.
Bu suç kamuoyunda çoğunlukla “işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı” ya da “borsa manipülasyonu” olarak tanımlanıyor.
Bir işlemin suç oluşturup oluşturmadığı yalnızca hissenin yükselmesi veya düşmesiyle belirlenmiyor. İşlemlerin kimler tarafından, hangi hesaplar üzerinden, ne zaman ve hangi amaçla yapıldığı; taraflar arasındaki bağlantılar, fonların portföy yapısı, emirlerin fiyat ve işlem hacmine etkisi gibi çok sayıda unsur birlikte inceleniyor.
Fonlarda likidite sorunu nasıl ortaya çıktı?
Piyasadaki gelişmelerin yalnızca adli soruşturmayla sınırlı olmadığı, aynı zamanda ciddi bir likidite sorununa dönüştüğü belirtiliyor.
Bazı yatırım fonlarının portföylerinde işlem hacmi düşük, halka açıklık oranı sınırlı veya satış kabiliyeti zayıf hisselerin yüksek ağırlığa ulaştığı ileri sürüldü.
Bu tür hisselerde yoğun alım yapılması fiyatların hızla yükselmesine, fonların hesaplanan değerlerinin de önemli oranlarda artmasına neden olabiliyor. Yüksek getirilerin yeni yatırımcıları çekmesiyle fonlara yeni para girişi yaşanıyor.
Ancak yatırımcıların aynı anda yoğun biçimde fondan çıkmak istemesi durumunda fon yönetiminin nakit yaratmak için elindeki hisseleri satması gerekiyor. Hacmi düşük hisselerde büyük miktarlı satış yapılamaması veya satışların fiyatı hızla aşağı çekmesi, fonun yatırımcıların çıkış talebini zamanında karşılayamamasına yol açabiliyor.
Bu durumda şu zincirleme süreç meydana geliyor:
-
Yatırımcılar fondaki paralarını çekmek istiyor.
-
Fon yönetimi nakit bulmak için portföydeki hisseleri satışa çıkarıyor.
-
Yoğun satışlar hisse fiyatlarını aşağı çekiyor.
-
Hisselerin düşmesi fonun toplam değerini azaltıyor.
-
Değer kaybını gören yeni yatırımcılar da çıkmak istiyor.
-
Satış baskısı hem fonlarda hem Borsa İstanbul’da büyüyor.
Piyasada “fon koşusu” olarak nitelendirilen bu tablo, çok sayıda yatırımcının aynı anda çıkışa yönelmesi halinde likidite krizine dönüşebiliyor.
Borsa İstanbul’da sert satış dalgası
Fonlara ilişkin endişelerin artmasının ardından Borsa İstanbul’da sert satışlar yaşandı.
BIST 100 Endeksi 16 Eylül 2026’daki işlemlerde yüzde 5,54 değer kaybederek günü 13 bin 122,58 puandan tamamladı. Gün içinde kayıpların büyümesi üzerine devre kesici sistemi devreye girdi.
Piyasadaki satış dalgasında, bazı fonların yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamak için hisse satmak zorunda kalacağı beklentisi etkili oldu.
Uluslararası ekonomi basınına yansıyan verilere göre, yalnızca bir günlük dönemde yatırım fonlarından yaklaşık 1 milyar dolarlık çıkış gerçekleşti. Bu rakam resmî kurumlar tarafından kesinleştirilmiş nihai bir bilanço olmamakla birlikte, piyasadaki satış baskısının boyutuna ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendirildi.
Yedi portföy şirketi ve 130 fon için tasfiye süreci
Sermaye piyasası otoriteleri, yatırımcıların haklarının korunması ve fon piyasasındaki risklerin sınırlandırılması amacıyla yeni tedbirleri devreye aldı.
Yedi portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen yaklaşık 130 yatırım fonu için tasfiye süreci öngörüldü. Fonların TEFAS’taki işlemlerinin durdurulması ve portföylerin mevzuata uygun şekilde nakde dönüştürülmesi gündeme geldi.
Uluslararası haber ajansı Reuters’ın doğrudan bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, tasfiye kapsamındaki fonların toplam büyüklüğü yaklaşık 891 milyar liraya ulaşıyor ve süreç yaklaşık 353 bin yatırımcıyı ilgilendiriyor. Bu rakamların kaynak bilgisine dayandığı ve yetkili kurumların kesinleşmiş ayrıntılı bilançosunun ayrıca takip edilmesi gerektiği belirtiliyor. Reuters
Fonların tasfiye edilmesi, yatırımcıların birikimlerinin doğrudan yok olduğu anlamına gelmiyor. Tasfiye sürecinde fon portföyündeki varlıkların belirlenen kurallar çerçevesinde nakde çevrilmesi ve elde edilen tutarın yatırımcılara payları oranında ödenmesi gerekiyor.
Ancak portföyde yeterince likit olmayan hisselerin bulunması, varlıkların hangi fiyat üzerinden ve ne kadar sürede satılabileceği konusunu kritik hale getiriyor. Bu nedenle yatırımcıların eline geçecek nihai tutar, fonların ilan edilen önceki değerlerinden farklılaşabilir.
Merkez Bankası ve SPK’dan piyasaya müdahale
Satış baskısının finansal sistemin diğer bölümlerine yayılmasını önlemek amacıyla para ve sermaye piyasası otoriteleri de harekete geçti.
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, piyasadaki Türk lirası likiditesini desteklemek amacıyla repo fonlamasını 300 milyar liraya yükseltti. Bankaların para piyasasındaki borçlanma limitlerinin de artırıldığı bildirildi.
SPK ise kredili işlemlerde uygulanan asgari öz kaynak koruma oranını geçici olarak yüzde 35’ten yüzde 20’ye indirdi. Düzenlemeyle aracı kurumların, kendi risk politikaları çerçevesinde yatırımcılardan zorunlu ve ani teminat tamamlama talebinde bulunmasının önüne geçilmesi amaçlandı.
Yetkililer, yaşanan sorunun tüm finans sistemine yayılmış genel bir kriz olmadığını; belirli fonlar ve portföy yapılarıyla sınırlı, geçici ve yönetilebilir nitelikte bulunduğunu belirtti.
Yatırımcı açısından bundan sonra ne olacak?
Soruşturma ve tasfiye kararlarından etkilenen fon yatırımcılarının öncelikle fon kurucusunun, portföy yönetim şirketinin, Kamuyu Aydınlatma Platformunun ve SPK’nın resmî açıklamalarını takip etmesi gerekiyor.
Tasfiye sürecinde genel olarak şu aşamaların yaşanması bekleniyor:
-
Fonun yeni pay alım ve satım işlemleri durdurulacak.
-
Portföyde bulunan menkul kıymetler ve diğer varlıklar tespit edilecek.
-
Fonun borçları, yükümlülükleri ve giderleri hesaplanacak.
-
Portföydeki varlıklar piyasa koşullarına göre nakde çevrilecek.
-
Kalan tutar, yatırımcıların sahip oldukları pay oranında dağıtılacak.
-
Tasfiye tamamlandıktan sonra fonun kaydı kapatılacak.
Bu süreç fonun portföy yapısına göre uzayabilir. İşlem hacmi düşük hisselerin aynı anda satılması, fiyat üzerinde ek baskı oluşturabileceği için tasfiye işlemlerinin kontrollü biçimde yürütülmesi önem taşıyor.
Üç ayrı süreç birlikte ilerliyor
Fon piyasasındaki gelişmelerde üç farklı hukuki ve mali süreç eş zamanlı olarak yürütülüyor:
-
Ceza soruşturması: Savcılık, piyasa dolandırıcılığı veya başka suçların oluşup oluşmadığını araştırıyor.
-
SPK incelemesi: Kurul, sermaye piyasası mevzuatına aykırı işlemleri ve sorumluları belirlemeye çalışıyor.
-
Fonların tasfiyesi: Yatırımcıların fon varlıklarının nakde çevrilerek hak sahiplerine dağıtılması amaçlanıyor.
Bir kişi hakkında işlem yasağı getirilmesi veya yurt dışına çıkış tedbiri uygulanması, suçunun kesinleştiği anlamına gelmiyor. Ceza sorumluluğu ancak yargılama sonunda verilecek kesin hükümle belirlenebilecek.
Soruşturmanın kapsamı genişleyebilir
Savcılık ve SPK’nın; banka hareketleri, aracı kurum kayıtları, fon alım-satım emirleri, telefon irtibatları, ortak hesaplar ve şirketler arasındaki ticari ilişkileri incelemesi bekleniyor.
Özellikle şu soruların cevapları aranacak:
-
Fonlar belirli şirketlerin hisselerinde neden yoğunlaştı?
-
İşlem yapılan şirketlerle fon yöneticileri arasında doğrudan veya dolaylı bağlantı var mıydı?
-
Alım-satım emirleri önceden koordine edildi mi?
-
Hisse fiyatlarında yapay bir arz-talep görüntüsü oluşturuldu mu?
-
Fonların ilan edilen yüksek getirileri gerçek piyasa koşullarını yansıtıyor muydu?
-
Yatırımcıların fondan çıkış talepleri neden zamanında karşılanamadı?
-
Fon portföylerindeki riskler yatırımcılara yeterince açık biçimde bildirildi mi?
-
Şirket yöneticileri veya bağlantılı kişiler fiyat hareketlerinden kişisel kazanç sağladı mı?
Bu sorulara verilecek cevaplar, soruşturmanın yalnızca bireysel işlemlerle mi sınırlı kalacağını, yoksa şirketler ve fonlar arasında kurulduğu iddia edilen daha geniş bir yapıya mı uzanacağını belirleyecek.
Sermaye piyasasındaki soruşturma devam ederken yeni gözaltı, adli kontrol, işlem yasağı veya suç duyurusu kararlarının alınabileceği belirtiliyor. Kesin tablo, savcılığın hazırlayacağı iddianame ve daha sonra başlayabilecek yargılama süreciyle ortaya çıkacak.
Ek Fotoğraflar

Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir






