

HAYAL SATMAK – 4. Bölüm - 1- İnanç Üzerinden Kurulan Pazar
Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı
Yayın: 14 Eylül 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 14.09.2026 14:18:00
Editör -
Okuma Süresi: 8 dk.


HAYAL SATMAK – 4. Bölüm - 1- İnanç Üzerinden Kurulan Pazar
İnsanın en büyük hayallerinden biri, bu dünyadaki yolculuğunun ölümle bitmemesidir.
İnanmak, insana güç verir.
Çaresiz kaldığında dua eder, kaybettiği yakınlarının başka bir âlemde huzur içinde olduğuna inanır. Dünyada karşılığını alamadığı iyiliklerin bir gün mutlaka ödüllendirileceğini düşünür.
İnanç, insanın en özel ve en dokunulmaz alanıdır.
Ne yazık ki bu alanı ticarete dönüştürenler de vardır.
İnsanlara cennetten yer dağıtanlar, günahları affettirdiğini söyleyenler, dualara ücret biçenler ve kutsal duygular üzerinden güç elde etmeye çalışanlar her dönemde karşımıza çıkmıştır.
Yoksul insana sabır tavsiye ederken lüks içinde yaşayanlar vardır.
Hasta insana şifa sözü verirken onun son parasını alanlar vardır.
Bir annenin evladı için ettiği duayı bile kazanç kapısına dönüştürenler vardır.
Oysa inanç satılmaz.
Dua pazarlanmaz.
Cennetin tapusu olmaz.
İnsanla Yaradan’ın arasına fiyat listesi konulamaz.
Bir insanın temiz duygularını kullanarak ona dünyevi ya da uhrevi kazanç vadetmek, hayal satmanın en ağır biçimlerinden biridir. Çünkü burada satın alınan yalnızca bir umut değildir; insanın vicdanı, korkusu ve sonsuzluk arzusudur.
İnanç insanı iyiliğe, adalete ve merhamete çağırıyorsa değerlidir.
Fakat bazı kişilerin servetine, makamına ve iktidarına hizmet ediyorsa orada durup düşünmek gerekir.
İnsanların inançlarına saygı göstermek başka, o inançları kullanarak hayal ticareti yapmak başkadır.
2. Savaş Meydanlarında Satılan Zafer
Savaşları başlatanlar da halka hayal satar.
Kısa sürede kazanacaklarını söylerler.
Askerlerin zaferle döneceğini, ülkenin büyüyeceğini, milletin güçleneceğini anlatırlar. Meydanlarda kahramanlık konuşmaları yapılır, marşlar söylenir, bayraklar dalgalanır.
Ancak savaşın gerçeği kürsülerde anlatıldığı gibi değildir.
Savaş; yıkılmış evler, yetim kalmış çocuklar, evladını bekleyen anneler ve bir daha dönemeyecek gençler demektir.
Savaşa karar verenlerin çocukları çoğu zaman cephede değildir.
Bedeli yoksullar öder.
Bir anneye, “Oğlunuz kahraman oldu” denir. Fakat hiçbir madalya, o annenin boş kalan odasını dolduramaz.
Bir çocuğa babasının vatan için öldüğü anlatılır. Ancak o çocuk, bayram sabahı babasının elini bir daha öpemez.
Sonra barış hayali satılmaya başlanır.
Aynı masaya oturamayanlar, aynı acıyı yaşayan halklara düşmanlık öğretir. Silaha para bulunur, ekmeğe bulunmaz. Bombalara bütçe ayrılır, okullar ve hastaneler ertelenir.
Dünyanın her yerinde sıradan insanlar aynı şeyi ister:
Güvenli bir ev, sıcak bir yemek, çocukları için iyi bir gelecek…
Hiçbir anne evladını toprağa vermenin hayalini kurmaz.
Hiçbir çocuk sığınakta büyümek istemez.
Fakat iktidarlarını korumak isteyenler, insanlara zafer ve kahramanlık hayali satarak savaşın gerçek yüzünü gizler.
Savaşın reklamı yapılır.
Acının ise sesi kısılır.
3. Emekliye ve İşçiye Satılan Yarın
İnsan çalışırken emekliliğin hayalini kurar.
“Bir gün emekli olacağım, biraz dinleneceğim” der.
Sabah karanlığında işe gider, akşam yorgun döner. Yıllarca prim öder, vergi verir. Çocuklarını büyütür, borçlarını kapatmaya çalışır.
Deniz kenarında küçük bir ev, sakin bir yaşam ve torunlarıyla geçireceği güzel günler düşler.
Sonra emekli olur.
Maaşı kiraya yetmez.
Market raflarının önünde fiyat hesaplar, ilacını alırken düşünür. Çalışma hayatı bitmiştir ama geçinebilmek için yeniden iş aramaya başlar.
Kendisine yıllarca satılan huzurlu emeklilik hayali, ay sonunu getirme mücadelesine dönüşür.
İşçiye de sürekli yarın vaat edilir.
“Biraz daha sabret…”
“Ekonomi düzelecek…”
“Enflasyon düşecek…”
“Geliriniz artacak…”
Ama o yarın bir türlü gelmez.
Maaş daha ele geçmeden erir. Ev kirası, elektrik, su, mutfak masrafı derken ayın ortasında para biter. Çocuğunun istediği ayakkabıyı alamayan baba, “Gelecek ay alırız” der.
O da çocuğuna küçük bir hayal satar.
Kandırmak için değil, çaresizliğini gizlemek için…
Zenginlerin hayalleri yatırımla, yoksulların hayalleri taksitle kurulur.
Birileri ikinci evini, üçüncü otomobilini düşünürken bir başkası pazarın dağılmasını bekler. Birileri milyonların hesabını yaparken emekli, çay parasını hesaplar.
Ekonomiyi yönetenler rakamlarla konuşur.
Büyüme oranları, ihracat rekorları ve millî gelir artışları anlatılır. Fakat vatandaşın gerçeği mutfaktadır. Tencere kaynamıyorsa açıklanan rakamlar yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir başka hayaldir.
İnsanlara sürekli gelecek ayı, gelecek yılı ve gelecek seçimi bekletmeyin.
İşçinin alın terinin karşılığını bugün verin.
Emeklinin insanca yaşamasını bugün sağlayın.
Çünkü insan ömrü, ertelenen vaatleri sonsuza kadar bekleyecek kadar uzun değildir.
4. Ben Size Hayal Değil, Gerçeği Satıyorum
Yarım asrı aşan gazetecilik hayatımda çok insan tanıdım.
Siyasetçiler, belediye başkanları, milletvekilleri, iş insanları, sanatçılar, sporcular, emekliler, işçiler ve sokaktaki vatandaşlar…
Kimileri hayal kurdu ve onu gerçekleştirmek için çalıştı.
Kimileri ise başkalarının hayallerini kullanarak kendisine makam, para ve itibar kazandı.
Aradaki farkı zaman gösterdi.
Gerçek hayal insanı çalıştırır.
Satılık hayal ise insanı bekletir.
Gerçek hayal sorumluluk ister.
Sahte hayal yalnızca güzel söz ister.
Gerçek hayalin arkasında plan, emek, sabır ve bedel vardır. Satılan hayalin arkasında ise çoğu zaman bir afiş, bir reklam, bir seçim konuşması ya da imzalanmamış bir vaat bulunur.
Ben de isteseydim insanlara duymak istediklerini söyleyebilirdim.
Her şeyin güzel olduğunu, bütün sorunların kısa sürede çözüleceğini, herkesin zenginleşeceğini ve yaşadığımız kentlerin birkaç yıl içinde cennete dönüşeceğini yazabilirdim.
Belki daha fazla alkışlanırdım.
Belki daha az insanı rahatsız ederdim.
Ama gazetecinin görevi insanlara uyuyabilecekleri güzel masallar anlatmak değildir. Gerektiğinde onları uyandırmaktır.
Hakikat her zaman sevdirmez.
Bazen dost kaybettirir, bazen kapıları kapatır, bazen de insanı yalnız bırakır. Fakat gece başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız rahatsa, ödediğiniz bedel ağır değildir.
Hayal satıcılarının yüzleri gülebilir.
Çevreleri kalabalık, sofraları zengin, sözleri etkileyici olabilir. Fakat sattıkları hayaller birer birer yıkıldığında geriye güvenilmez isimleri kalır.
Gerçeği söyleyen insan huzursuz olabilir.
Çünkü gördükleri onu rahatsız eder. Yanlışlara sessiz kalamaz. Başkaları rahat uyurken o düşünmeye devam eder.
Ben bu huzursuzluğu seçiyorum.
İnsanlara hayal satmak yerine, hayal kurabilecekleri dürüst bir dünya bırakmanın daha değerli olduğuna inanıyorum.
Çocuklarımıza bir gecede zenginliği değil, çalışmayı anlatalım.
Gençlerimize yalnızca diploma değil, düşünme gücü verelim.
Seçmene yerine getirilmeyecek vaatler değil, hesabı yapılmış projeler sunalım.
Taraftara boş şampiyonluk sözleri değil, mücadele eden bir takım verelim.
İşçiye sabır değil, hakkını verelim.
Emekliye yarını değil, insanca yaşayabileceği bugünü verelim.
Âşıklara sonsuzluk sözü vermeden önce sadakati öğretelim.
İnsanlara hayal kurdurun.
Fakat onların hayallerini satın alıp kendi çıkarınız için yeniden satmayın.
Çünkü insan hayalsiz yaşayamaz.
Ama sürekli kandırılan insan, bir süre sonra hayal kuramaz hâle gelir.
İşte asıl felaket budur.
Bir toplum parasını kaybedebilir, yeniden kazanır.
Bir seçimi kaybedebilir, yeniden sandığa gider.
Bir maçı kaybedebilir, sonraki karşılaşmayı bekler.
Ama umudunu kaybederse ayağa kalkması çok zordur.
Bu nedenle hayal değerlidir.
İnsanı yarına taşır, yaşama bağlar ve karanlıkta yolunu aydınlatır.
Yeter ki o hayal insanın kendi yüreğinden doğsun.
Bir başkasının tezgâhından satın alınmış olmasın.
Ek Fotoğraflar

Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir




