15 Mart 2026 - Pazar
Didim gibi kıyı kentlerinde 'Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim'
Didim Derneği Başkanı Filiz Çelik Hekimoğlu, Kuşadası Dosyası adı altındaki yazılarımı "Şehir Planlamacısı" kimliğiyle yakından takip ediyor.
Yazar - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.

Yusuf Mehmet Sarışın
msarisin@gmail.com - 0507 723 4769Didim gibi kıyı kentlerinde 'Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim'
Didim Derneği Başkanı Filiz Çelik Hekimoğlu, Kuşadası Dosyası adı altındaki yazılarımı "Şehir Planlamacısı" kimliğiyle yakından takip ediyor.
Filiz Çelik Hekimoğlu bir yazı gönderdi. Aynen yayınlıyorum.
Dünyaca ünlü kent kuramcısı David Harvey, şehirlerin artık "yaşanacak yerler" olmaktan çıkıp, sermayenin krizlerini aşmak için kullandığı birer "birikim alanı" haline geldiğini söyler. Bugün özellikle kıyı kentlerimizde yaşadığımız kontrolsüz yapılaşma, tam da Harvey’in işaret ettiği bu "rant odaklı" sistemin bir sonucudur.
Harvey’e göre kapitalizm, zaman zaman girdiği kriz ile elindeki fazla parayı toprağa gömerek krizden kaçar. Kuşadası, Bodrum, Çeşme, Didim’de yükselen lüks rezidanslar ve bitmek bilmeyen inşaat furyası, toprağın bir "yaşam alanı" değil, bir "değer deposu" olarak görülmesindendir.
Eskiden halkın serbestçe girdiği koyların büyük sermaye zincirlerine tahsisi, örneğin Didim’de kamuya ait Vakıflar arazisi gibi yeşil kuşakların sermayeye satılmasındaki ısrar, Manastır Koyu planlarının yüksek değerli inşaat hakkı hep Harvey’in tabiriyle "Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim"dir.
Sistem ne yazık ki , halka ait olanın elinden alınarak zengine transfer eder. Bunu da “kamu yararı” adı altında yapar.
[13:15, 3/14/2026] Filiz Hanım: Oysa bir kenti özel kılan onun doğası, tarihi ve kültürüdür.
Dünya onu bu değerleri ile sever ve sayar, onu bu değerleri nedeniyle “görmek” ister.
Harvey buna kentin "şiiri" der. Ancak turizm sermayesi, kâr hırsıyla bu şiiri , kentin doğasını ve yerelliğini pazarlarken aslında o kentin değerlerinie de zarar verir.
Rant her daim sömürü içerir. Kuşadası, Bodrum, Didim vb kıyı kentleri hatalı plan kararları nedeniyle, sadece oteller ve on binlerce boş konuttan ibaret, kışın hayalet şehre dönen "standart bir ürün" olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Harvey’in tespiti nettir: Şehir planlaması sadece konut satışı odaklı yapıldığında; kanalizasyon, su ve yeşil alan gibi insani ihtiyaçlar geri planda kalır.
Bu yüzden denilebilir ki Didim’in kronikleşen altyapı sorunlarının çözülememesi bir tesadüf değil; kentin "insan odaklı" değil, "sermaye (rant) odaklı" yönetilmesinin bir sonucudur
Bu sebeple yaşadığımız kent Didim için soruyoruz; Didim sadece yatırımcıların ve emlakçıların kâr sahası mıdır? Yoksa burada kışın da yaşayan halkın, emekçinin, üreticinin , öğrencinin, emeklinin ve esnafın evi midir?
Didim’in yaşamsal sorunu kanalizasyon, su, yeşil alan gibi ihtiyaçları neden çözülmez/çözülemez?
Yoksa Didim de diğer kıyı kentler gibi “sermaye odaklı kent” modeline mi sahiptir?
Kentin sağlıklı gelişiminden sorumlu olan yerel ve merkezi idareler bundan mı halkın yaşamsal ihtiyaçlarına çözüm üretemez/üretmezler?
Harvey’in deyimiyle, Didim’i sermayenin birikim aracı olarak değil, halkın yaşam alanı olarak yeniden "hayal etmek" ve planlamak gerekir. Eğer Didim sadece metrekare fiyatları üzerinden okunmaya devam edersek, kendi doğal "şiirini" yani denizini, havasını, antik zamandan beri gelen değerlerini aşırı betonlaşma içinde boğacaktır.
Bu yüzden “Rant için değil; halk için planlama” kamu yararı esaslı ve ekolojik çözümdür.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları




