Kendi ülkesine ziyarete gelen Cumhurbaşkanı: Paul Biya’nın 93 yıllık hayatı

Yusuf Mehmet Sarışın yazdı - Bir ülke düşünün… Çocuklar büyüyor, okula gidiyor, meslek sahibi oluyor, evleniyor; onların çocukları da yetişkinliğe adım atıyor. Fakat cumhurbaşkanlığı koltuğundaki isim değişmiyor.

Yaşam Yayın: 24 Ekim 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 24.10.2026 07:13:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 9 dk.
Google News

Kendi ülkesine ziyarete gelen Cumhurbaşkanı: Paul Biya’nın 93 yıllık hayatı

Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Bir ülke düşünün… Çocuklar büyüyor, okula gidiyor, meslek sahibi oluyor, evleniyor; onların çocukları da yetişkinliğe adım atıyor. Fakat cumhurbaşkanlığı koltuğundaki isim değişmiyor.

Kamerun’da Paul Biya’nın iktidarı, birkaç kuşağın hayatını birbirine bağlayan böylesine uzun bir döneme yayıldı. Bugün 93 yaşındaki Biya, 6 Kasım 1982’den beri ülkesinin başında. 6 Kasım 2026’da iktidardaki 44. yılını tamamlayacak. 2025 seçimlerinin ardından başlayan yedi yıllık görev dönemini tamamlarsa, 2032’de 99 yaşında olacak. prc.cm

Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir cümle ise bu uzun iktidarın tartışmalarını birkaç kelimeye sığdırıyor:

“Kamerun Cumhurbaşkanı, Kamerun’u ziyaret edecek.”

Burada gazetecilik açısından bir ayrımı baştan yapmak gerekiyor: Bu ifade, doğrulanmış bir resmî ziyaret duyurusu değil; Biya’nın İsviçre’deki uzun kalışlarını eleştiren alaycı bir sosyal medya anlatımı.

“Ardından İsviçre’deki ikametine dönecek” bölümü de kesinleşmiş bir seyahat programı gibi sunulmamalı. Uluslararası basında yer bulan tartışmanın merkezinde, cumhurbaşkanının ülkesinden uzun süre uzak kalması bulunuyor.  

Peki, bir köyde başlayan hayat nasıl oldu da neredeyse yarım yüzyıllık bir iktidara dönüştü?

Paul Biya’nın hikâyesi, Kamerun henüz bağımsız bir devlet değilken başlıyor.

Sömürge döneminde doğan bir çocuk

13 Şubat 1933’te, bugünkü Kamerun’un güneyindeki Mvomeka’a köyünde dünyaya geldi. Babası Étienne Mvondo Assam, annesi Anastasie Eyenga Ellé idi. Çocukluğunun geçtiği coğrafya, Fransız yönetimi altındaydı. Sonradan onlarca yıl yöneteceği devlet, o doğduğunda henüz kurulmamıştı.

Eğitim hayatı Katolik okulunda başladı. Ardından Edéa ve Akono’daki dinî eğitim kurumlarında öğrenim gördü. Gençlik yıllarındaki bu eğitim, önünde din adamlığına uzanabilecek bir yol bulunduğunu gösteriyordu. Fakat Biya, eğitimini farklı bir yönde sürdürdü; Yaoundé’deki Lycée Général Leclerc’te okudu, ardından Fransa’ya gitti.  

Köyden çıkıp Paris’e ulaşan bu yolculuk, hayatının belirleyici dönemeçlerinden biriydi. Hukuk ve siyaset bilimi eğitimi, onu bağımsızlığına hazırlanan ülkesinin yönetim kadrolarına taşıyacaktı.

Paris’te Louis-le-Grand, Sorbonne ve Siyasal Bilgiler Enstitüsü gibi kurumlarda eğitim gördü. Kamu hukuku alanında öğrenim aldı. Böylece Kamerun’a dönerken elinde, devlet yönetiminde yükselmesini sağlayacak bir eğitim birikimi vardı.  

Sarayın kapısından giren genç bürokrat

Biya, 1962’de ülkesine döndüğünde Kamerun’un ilk cumhurbaşkanı Ahmadou Ahidjo yönetimdeydi.

Genç Biya’nın yükselişi, meydanlarda kitleleri peşinden sürükleyen bir siyasetçinin yükselişinden farklı gelişti. O, devlet dairelerinde ve cumhurbaşkanlığı çevresinde ilerledi. Önce cumhurbaşkanlığında görev aldı; ardından eğitim bakanlığında ve devlet başkanlığı bünyesinde önemli sorumluluklar üstlendi.

1960’ların sonuna gelindiğinde artık yönetimin merkezindeki isimlerden biriydi. 1975’te başbakanlığa getirildi. 1979’daki anayasal düzenleme ise başbakanı, cumhurbaşkanlığı makamının boşalması durumunda devlet başkanının anayasal halefi yaptı. Böylece Ahidjo’nun yanında yetişen bürokratın önünde, ülkenin en yüksek makamına uzanan yol açılmış oldu.  

Bir istifa, bir yemin ve başlayan uzun dönem

Ahmadou Ahidjo, Kasım 1982’de istifa etti. Paul Biya, 6 Kasım’da yemin ederek Kamerun’un ikinci cumhurbaşkanı oldu.

İktidara geldiğinde 49 yaşındaydı.

Ancak yönetimin devri, eski ve yeni cumhurbaşkanı arasında kalıcı bir uyum yaratmadı. İlişkiler kısa sürede bozuldu. Ahidjo ülke dışına çıktı; komplo suçlamaları ve iktidar mücadelesi, Kamerun siyasetinin gündemine yerleşti.

6 Nisan 1984’te gerçekleşen darbe girişimi, Biya yönetiminin en önemli kırılmalarından biri oldu. Girişim bastırıldı; ardından ağır cezalar ve infazlar geldi. Biya, bu sarsıntının ardından yönetimdeki konumunu güçlendirdi.  

Devletin başına anayasal yolla geçen Biya, artık iktidarını korumaya odaklanan güçlü bir yönetimin merkezindeydi.

1985’te iktidar partisi yeniden adlandırıldı; Kamerun Halkının Demokratik Hareketi, ülkenin siyasal hayatındaki belirleyici yapı hâline geldi. Biya’nın cumhurbaşkanlığı ile parti liderliği, aynı iktidar düzeninin iki temel dayanağını oluşturdu.  

Seçimler yapıldı, cumhurbaşkanı değişmedi

Dünyada Soğuk Savaş sona ererken Afrika’da da çoğulculuk ve demokrasi talepleri güçleniyordu. Kamerun’da gösteriler ve reform baskıları arttı. Biya yönetimi, 1990’da çok partili siyasal hayatın önünü açan düzenlemeleri kabul etti.

1992’deki çok adaylı cumhurbaşkanlığı seçimi, iktidarı için ciddi bir sınavdı. Muhalefetin önemli ismi John Fru Ndi karşısında Biya’nın kazandığı ilan edildi. Ancak sonuçlar, seçim usulsüzlüğü iddialarıyla tartışıldı.

Sonraki yıllarda sandıklar yeniden kuruldu. Biya tekrar tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Muhalefetin parçalanmışlığı, iktidar partisinin gücü ve seçimlerin adilliğine ilişkin itirazlar, bu uzun dönemin sürekli başlıkları oldu.  

2008’de ise geleceği belirleyen bir değişiklik yapıldı: Cumhurbaşkanlığındaki dönem sınırı kaldırıldı.

Bu karar, Biya’nın yeniden aday olmasının önündeki anayasal engeli ortadan kaldırdı. Hayat pahalılığı ve anayasa değişikliği tartışmaları sırasında yaşanan protestolar sert müdahalelerle karşılandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu süreçte kitlesel gözaltılar ve can kayıpları yaşandığını kaydetti.  

Aile hayatında kayıplar ve yeni başlangıçlar

Biya’nın uzun siyasi hayatı sürerken aile hayatında da önemli değişiklikler oldu.

İlk eşi Jeanne-Irène Biya, 1992’de hayatını kaybetti. Biya, 23 Nisan 1994’te Chantal Biya ile evlendi. Resmî biyografisinde üç çocuğunun isimleri Franck, Paul Junior ve Anastasie Brenda olarak yer alıyor.  

Böylece Biya ailesinin hikâyesi de Kamerun’un siyasi tarihiyle birlikte ilerledi. Ancak cumhurbaşkanının ilerleyen yaşıyla birlikte kamuoyunun asıl sorusu giderek daha fazla geleceğe yöneldi: Ondan sonra ne olacaktı?

Uzayan iktidarın gölgesindeki ülke

Biya’nın hayatını anlatırken Kamerun halkının yaşadıklarını dışarıda bırakmak mümkün değil.

Ülkenin İngilizce konuşulan kuzeybatı ve güneybatı bölgelerinde, merkezî yönetim tarafından dışlandıklarını düşünen kesimlerin talepleri yıllar içinde ağır bir krize dönüştü. 2016’da öğretmenlerin ve avukatların öncülüğünde başlayan protestoların ardından baskılar, silahlı ayrılıkçı hareketler ve çatışmalar geldi.

İnsan hakları kuruluşları, hem güvenlik güçlerinin hem de silahlı ayrılıkçıların sivillere yönelik ağır ihlallerini belgeledi. Öğrenciler, öğretmenler, aileler ve köyler, bu çatışmanın bedelini ödedi.  

Kuzeyde ise Boko Haram saldırıları güvenliği tehdit etmeyi sürdürdü. Böylece Biya’nın uzun cumhurbaşkanlığı, aynı zamanda ülkenin farklı bölgelerinde derinleşen güvenlik ve yönetim sorunlarıyla anılır oldu.  

92 yaşında yeniden aday, yeniden cumhurbaşkanı

Paul Biya, Temmuz 2025’te bir kez daha aday olacağını açıkladığında 92 yaşındaydı. Yaşı, sağlık durumu ve kamuoyu önünde seyrek görünmesi, seçim tartışmalarının merkezine yerleşti. Destekçileri devamlılığı savunurken muhalifleri değişim istiyordu. 

12 Ekim 2025’te yapılan seçimin resmî sonuçlarına göre Biya, oyların yüzde 53,66’sını aldı. Eski müttefiki Issa Tchiroma Bakary ise yüzde 35,19’da kaldı. Tchiroma sonucu reddetti; seçim sonrasında protestolar ve güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandı.

Sonuç, Biya’ya yeni bir yedi yıllık dönem getirdi. Bu dönemin sonu, 99 yaşına karşılık geliyor. Bu, 99 yaşında mutlaka görevi bırakacağı anlamına gelmiyor; mevcut görev süresinin takvimini ifade ediyor.  

İsviçre tartışmasının anlattıkları

Son yıllarda Biya’nın ülke dışında geçirdiği süreler, yönetimine yönelik eleştirilerin önemli bir parçasına dönüştü. Temmuz 2026’da yayımlanan haberlerde, İsviçre’ye özel ziyaret için giden cumhurbaşkanının haftalar boyunca kamuoyu önünde görünmemesi gündeme taşındı. Hükümet yetkilileri onun çalışmayı sürdürdüğünü savunurken muhalefet daha fazla açıklık istedi.

“Kendi ülkesine ziyarete geliyor” sözü, bu mesafeye yönelik bir itirazı taşıyor.

Bir cumhurbaşkanının başka bir ülkede bulunması tek başına bütün yönetim hikâyesini açıklamaz. Fakat uzun yokluklar, ilerleyen yaş ve iktidarın geleceğine ilişkin belirsizlik bir araya geldiğinde, yurttaşların soruları çoğalır: Kararları kim alıyor? Sorumluluğu kim taşıyor? Ülkenin geleceği nasıl hazırlanıyor?

Paul Biya’nın hayatı, sömürge döneminde bir köyde doğan çocuğun Paris’te eğitim görüp devletin zirvesine ulaşmasının hikâyesi. Aynı zamanda, iktidara geldikten sonra orada onlarca yıl kalmanın bir ülkenin kurumlarını ve beklentilerini nasıl şekillendirdiğini düşündüren bir siyasi hayat.

1933’te başlayan bu yaşamda dünya değişti, Kamerun bağımsız oldu, kuşaklar yetişti. Biya ise 1982’de oturduğu cumhurbaşkanlığı koltuğunda kalmayı sürdürdü.

Bugün önündeki soru, yalnızca bir sonraki yolculuğunun nereye olacağı değil.

Arkasında nasıl bir Kamerun bırakacağı.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.