Atatürk'ün CHP'siyle bugünkü arasında uçurum var

Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı

Siyaset Yayın: 27 Haziran 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 27.06.2026 12:52:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Atatürk'ün CHP'si ile Partiyi Sahiplenmeye Çalışanların CHP'si Arasında Artık Uçurum Var...

Cumhuriyet Halk Partisi, bugün yalnızca bir kurultay tartışmasının ya da genel başkanlık kavgasının içinde değildir. Asıl mesele, partinin hangi değerleri temsil edeceği ve hangi anlayışla yoluna devam edeceğidir. Tartışılan sadece isimler değildir; tartışılan CHP'nin ruhudur.

Atatürk'ün kurduğu CHP, kişilerin değil ilkelerin partisiydi. Devlet ciddiyetini, liyakati, aklı, hukuku ve millet menfaatini önceleyen bir siyasi anlayış üzerine inşa edilmişti. Bugün ise kamuoyunun izlediği tablo, ilke mücadelesinden çok koltuk mücadelesini andırıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu da, Özgür Özel de, bu noktaya gelinmesinde farklı ölçülerde sorumluluk taşıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca partiyi kendi siyasi stratejileri doğrultusunda yönetti. Parti içindeki farklı sesleri çoğu zaman bastırdı, aday belirleme süreçlerinde tabanın beklentilerinden uzaklaştı. Defalarca seçim kaybedilmesine rağmen gerekli siyasi muhasebe yapılamadı. Cumhurbaşkanlığı adaylığından milletvekili listelerine kadar birçok karar bugün hâlâ CHP tabanında tartışılıyor.

Özgür Özel ise değişim iddiasıyla göreve geldi. Ancak aradan geçen sürede parti içindeki ayrışmayı sona erdirecek güçlü bir siyasi liderlik ortaya koyamadı. Değişim söylemi, kurumsal birlik oluşturmak yerine yeni kamplaşmaların önünü açtı. CHP bugün hâlâ kişisel güç mücadelelerinin gölgesinde siyaset yapıyor.

Oysa muhalefetin en büyük partisinin enerjisini kendi iç hesaplaşmalarına değil, Türkiye'nin ekonomik krizine, hukuka, eğitime, üretime ve dış politikaya ayırması beklenirdi.

Bugün yaşanan kurultay tartışmaları da bunun en somut örneği.

Bir tarafta mahkemeler üzerinden yeniden yönetime gelme hesapları...

Diğer tarafta parti yönetimini koruma refleksi...

İki tarafın da kullandığı dil, CHP'nin kurumsal kimliğine zarar veriyor.

Siyasette iktidarlar rakiplerini yıpratmak ister. Bu siyasetin doğasında vardır. Ancak bir siyasi parti, kendi içindeki kavga nedeniyle rakiplerinin işini kolaylaştırıyorsa bunun sorumluluğunu sadece dışarıda arayamaz.

Bugün CHP'nin düştüğü tablo biraz da budur.

Parti, yıllardır kendi içinde oluşturduğu siyasi tuzaklara kendisi düştü.

Liyakat yerine sadakat tartışmaları...

Delegelik hesapları...

Grupçuluk...

Kişilere bağlı siyaset...

Kurultay mühendislikleri...

Bütün bunlar bugünün ürünü değildir. Yıllardır biriken sorunların sonucudur.

Bugün kimsenin çıkıp bütün suçu sadece Kılıçdaroğlu'na yüklemeye hakkı yoktur.

Aynı şekilde bütün sorumluluğu yalnızca Özgür Özel'e yüklemek de gerçeği yansıtmaz.

Dünün yanlışlarını yapanlar da...

Bugünün yanlışlarını sürdürenler de...

Aynı siyasi kültürün ürünüdür.

En büyük kaybeden ise CHP'nin milyonlarca seçmeni oluyor.

Çünkü onlar kişilerin kavgasını değil, ülkenin sorunlarına çözüm üreten güçlü bir muhalefet görmek istiyor.

Atatürk'ün CHP'si, milleti ortak hedeflerde buluşturan bir partiydi.

Bugün ise aynı parti içinde insanlar birbirlerini ihanetle, darbecilikle, iş birlikçilikle suçluyor.

Bu tablo, sadece partiye değil Türk demokrasisine de zarar veriyor.

Siyasi partiler, liderlerin şahsi mülkü değildir.

Ne eski genel başkanların...

Ne mevcut yöneticilerin...

Ne de belli grupların tapulu malı değildir.

CHP, onu kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mirasıdır; bu mirasın sahibi de milletin vicdanıdır.

Bugün Atatürk'ün CHP'si ile partiyi sahiplenmeye çalışanların CHP'si arasında gerçekten büyük bir uçurum oluşmuştur.

Bu uçurum mahkeme kararlarıyla kapanmaz.

Kurultay hesaplarıyla da kapanmaz.

Ancak kişisel hesapların yerini ilkelere bıraktığı, koltuk mücadelesinin yerini hizmet anlayışının aldığı gün kapanabilir.

Aksi halde bugün yaşananlar, yalnızca bir genel başkan değişimi olarak değil; Türkiye'nin en köklü siyasi partisinin kendi elleriyle yaşadığı en büyük kurumsal aşınmalardan biri olarak tarihe geçecektir.

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.