Yusuf Mehmet Sarışın yazdı: Aynı Bankta İki Zaman, Aynı Gün İki Acı

Didim’de, Apollon Tapınağı’na giden kutsal yolun yakınlarında bir bank vardır. Bir bank. Üzerinde zaman oturur.

Yaşam Yayın: 15 Ocak 2026 - Perşembe - Güncelleme: 15.01.2026 12:52:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Aynı Bankta İki Zaman, Aynı Gün İki Acı

Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Yoran’ın taşları sessiz değildir.
Binlerce yıldır konuşur, anlatır, fısıldar…
Apollon’un kehanetleri gibi; açık değil ama derindir söyledikleri.

Didim’de, Apollon Tapınağı’na giden kutsal yolun yakınlarında bir bank vardır.
Bir bank…
Üzerinde zaman oturur.

O bankta bir gün iki Şakir Kır yan yana oturdu.
Biri etten kemikten, biri tunçtan.
Biri nefes alıyordu, diğeri artık yalnızca hatırlanıyordu.
Ama ikisi de aynı hayata bakıyordu.

Fotoğrafta gördüğünüz an, işte o andır.

Heykeli henüz yaşarken yapılmıştı Şakir Kır Dedesi’nin.
Yoran’ın çocuklarına gazoz dağıtan eller,
Belediye meclisinde Didim’in geleceğini düşünen gözler,
Altınkum’a inen yolları hayal eden bir akıl…

Ve bir gün, kendi heykelinin yanına oturdu.
Apollon Tapınağı’nın gölgesinde.
Sanki kehanetini biliyormuş gibi.

Zaman acımasızdır ama bazen fazlasıyla da semboliktir.

Didim İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde vekâleten şube müdürlüğü yapan Şakir Kır,
aynı gün iki acıyı birden yaşadı.
Hem babasını, hem annesini kaybetti.

Torun Şakir Kır anne ve babasının yasını tutarken,
banktaki Şakir Dede de oğluyla geliniyle buluştu.

Aynı gün…
Aynı kader çizgisinde iki kuşak.

Apollon’un kehanetleri böyle olur derler;
acı önceden söylenmez, yaşanırken anlaşılır.

Şakir Kır Dede, Didim’in ilk siyasi figürlerinden biriydi.
97 yıllık ömrü, Yoran’ın taşlarına sinmişti.

1952 yılında Eskiköy’de küçük bir mekânda başladı her şey.
Bir gazoz makinesi aldı.
Didim’e özgü gazozlar üretti.
Kahvelere verdi önce, sonra Altınkum’daki gazinolara…
Çınaraltı’na, Vakıflar’a, Yuvarlak’a, İnciraltı’na…

Ama en çok çocuklara yetişti o gazozlar.
Yoran’ın çocukları, yaz sıcağında Şakir Dede’yi gözlerdi.
Bir gazoz kapağı sesi, bir gülüşe bedeldi.

1955 depreminden sonra üretim yerini Alman Kulesi’nin yanına taşıdı.
Didim büyürken, o da Didim’le büyüdü.

1973–1976 yılları arasında Belediye Meclisi Üyesi oldu.
Turizmin yıldızlaşacağını sezmişti.
Yerli olanla yeni olanı yan yana getirdi.

Hisar Mahallesi restore edilirken,
Arnavut kaldırımları bilerek bozulmadı.
Çünkü hafıza düz asfalt sevmez.

Cumhuriyet’in Lozan’la Didim’e yerleşen dedeleri,
heykellerle yeniden sokaklara döndü.

Bir yanda MÖ’lere dayanan Apollon Tapınağı,
diğer yanda Cumhuriyet’in emekle yoğrulmuş yüzleri…

Ve o çalışmalar sürerken,
Didim’in son çınarlarından biri sessizce toprağa karıştı.

Şakir Kır Dede, 97 yaşında hayata veda etti.

Şimdi o bankta hâlâ oturuyor.
Tunçtan elleri dizlerinde.
Bakışı karşıda…

Gelen geçeni izliyor.
Torunlarını, çocukları, Didim’i…

Apollon’un kehaneti belki de şuydu:
İnsan ölür, ama emek kalır.

Şakir Kır Dede;
çiftçi, girişimci, siyasetçi, Didimli…

Sadece Hisar Mahallesi’ndeki heykeliyle değil,
bu kentin kalbinde yaşamaya devam ediyor.

Ve o bank…
Artık sadece bir bank değil.
İki zamanın, iki kuşağın,
aynı gün yaşanan iki büyük acının sessiz tanığı.  

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.