Yapay zekâ ile düşünme becerimiz zayıflıyor mu?

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Yapay zekâya ‘Benim düşünceme itiraz et’ denilmeli” - Röportaj: Yusuf Mehmet Sarışın

Teknoloji Yayın: 23 Eylül 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 23.09.2026 07:12:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

Yapay zekâ ile düşünme becerimiz zayıflıyor mu?

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Yapay zekâya ‘Benim düşünceme itiraz et’ denilmeli”

Röportaj: Yusuf Mehmet Sarışın

Yapay zekâ hayatımızın hemen her alanına girerken, insanın düşünme ve karar verme biçimini de değiştiriyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, yapay zekânın doğru kullanılması halinde insan zihnini güçlendirebileceğini; ancak düşünme sorumluluğunun bütünüyle teknolojiye bırakılmasının “bilişsel bağımlılık” tehlikesi doğuracağını söyledi.

Prof. Dr. Süleymanlı ile yapay zekâ çağında bağımsız düşünmeyi, gençlerin karşı karşıya olduğu riskleri ve teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurmanın yollarını konuştuk.

Yusuf Mehmet Sarışın: Yapay zekâ, insanın bilgiyle kurduğu ilişkiyi nasıl değiştiriyor?

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: İnsanlık tarihindeki büyük teknolojik dönüşümler yalnızca üretim biçimlerini değil, insanın bilgiyle ve düşünceyle kurduğu ilişkiyi de değiştirdi. Matbaa bilgiyi yaygınlaştırdı, makineler fiziksel emeği hafifletti, internet bilgiye erişimi hızlandırdı.

Yapay zekâ ise daha farklı bir eşiği temsil ediyor. Çünkü bu kez teknoloji yalnızca bilgiye ulaşmamıza yardımcı olmuyor; yorumlama, karşılaştırma, yazma, muhakeme etme ve karar verme süreçlerimize de doğrudan giriyor.

Sarışın: Bu dönüşüm neden yalnızca teknolojik gelişme ve verimlilik açısından değerlendirilemez?

Süleymanlı: Çünkü mesele aynı zamanda insanın bilişsel özerkliğiyle, yani kendi başına düşünebilme ve karar verebilme kapasitesiyle ilgilidir.

Kendisini bir “fikir işçisi” olarak tanımlayan Cemil Meriç’in temel kaygılarından biri, insanın hazır düşünce kalıplarına teslim olmamasıydı. Meriç’in “Düşünmek savaşmaktır” sözü, yapay zekâ çağında yeniden anlam kazanıyor.

Sarışın: Yapay zekânın saniyeler içinde metin yazabilmesi ve fikir üretebilmesi düşünme becerimizi zayıflatır mı?

Süleymanlı: Sorun yapay zekânın bunları yapabilmesi değildir. Asıl mesele, kendi yapmamız gereken zihinsel işleri hangi noktadan itibaren ona bırakmaya başladığımızdır.

Özellikle yeni kuşaklar açısından düşünme, sorgulama ve problem çözme becerileri yeterince gelişmeden bu görevlerin teknolojiye devredilmesi ciddi bir risk taşıyor.

Sarışın: Yapay zekâ hangi noktada yardımcı araç olmaktan çıkıp bağımlılık yaratmaya başlar?

Süleymanlı: İnsan aklı teknolojiyle güçlendirilebilir. Ancak insan; düşünme, karşılaştırma, şüphe etme ve karar verme sorumluluğunu bütünüyle teknolojiye bıraktığında artık yardımcı bir araçtan değil, bilişsel bağımlılıktan söz etmeye başlarız.

Bu nedenle yalnızca teknolojiyi kimin kullandığına değil, düşünme ve karar verme yetkisinin ne ölçüde teknolojiye bırakıldığına da bakmalıyız.

Sarışın: Bazı araştırmalarda bilişsel becerilerin gerilediğine ilişkin bulgular bulunuyor. Bu durum doğrudan yapay zekâya bağlanabilir mi?

Süleymanlı: Bunu doğrudan yapay zekâya bağlamak doğru olmaz. Bazı ülkelerde IQ testlerindeki kuşaklar arası yükselişin yavaşladığını, durduğunu veya kimi bilişsel alanlarda tersine döndüğünü gösteren araştırmalar var.

Yirminci yüzyılın büyük bölümünde gözlenen yükseliş “Flynn etkisi” olarak adlandırılıyordu. Ancak bilişsel değişimlerin bir bölümü üretken yapay zekânın yaygınlaşmasından çok önce başlamıştı.

Eğitim kalitesi, dikkat dağınıklığı, sosyal medya, ekran kullanımı ve uzun metin okuma alışkanlığındaki değişimler birlikte değerlendirilmelidir. Asıl mesele, yapay zekânın tek başına bir gerileme nedeni olup olmadığı değil, mevcut bilişsel zayıflıkları derinleştirip derinleştirmeyeceğidir.

Sarışın: Hazır cevaba birkaç saniye içinde ulaşmak öğrenmeyi nasıl etkiliyor?

Süleymanlı: Bilgiye daha hızlı ulaşmak, daha iyi düşünmek anlamına gelmez. Öğrenme yalnızca doğru cevabı bulmak değildir. Öğrenme; aramak, yanılmak, karşılaştırmak, şüphe etmek ve yeniden düşünmektir.

Bugün öğrenciler birkaç saniyede ödev hazırlayabiliyor, bir kitabı okumadan özetine ulaşabiliyor ve kendi görüşünü oluşturmadan akademik görünümlü metinler üretebiliyor. Uzun süreli dikkat, okuma ve bağımsız düşünme alışkanlıklarının zayıfladığı bir ortamda, düşünsel yükü üstlenen teknolojiler yeni riskler doğurabilir.

Sarışın: Çözüm yapay zekâdan uzak durmak mı?

Süleymanlı: Hayır. Mesele yapay zekâyı düşüncenin yerine değil, düşüncenin ortağı haline getirmektir.

Yapay zekâyı yalnızca hazır cevap üreten bir makine gibi kullanmak yerine, insanın kendi düşüncesini sınayan ve geliştiren bir yardımcıya dönüştürmeliyiz.

Sarışın: Yapay zekâya nasıl sorular yöneltmeliyiz?

Süleymanlı: “Benim yerime düşün” demek yerine, “Benim düşünceme itiraz et” denilmeli.

“Bana doğru cevabı ver” yerine, “Başka hangi bakış açıları mümkün?” diye sorulmalı.

“Benim için karar ver” yerine ise “Burada neyi gözden kaçırıyorum?” sorusu yöneltilmeli.

Bu yaklaşım, yapay zekâyı düşüncenin yerine geçen bir sistem olmaktan çıkararak eleştirel düşünmenin ortağı haline getirebilir.

Sarışın: Türkiye ve Türk dünyası bu dönüşüme nasıl hazırlanmalı?

Süleymanlı: Mesele yalnızca teknolojik altyapı kurmak ve yapay zekâ yatırımlarını artırmak değildir. Teknolojik kapasiteyle birlikte okuma, eleştirel düşünme, sorgulama ve araştırma kültürünün de geliştirilmesi gerekir.

Düşünsel altyapının zayıf olduğu ortamlarda hazır bilgiye yönelim ve bilişsel bağımlılık daha da derinleşebilir. Bu nedenle teknolojik yatırımlara güçlü bir düşünce kültürü eşlik etmelidir.

Sarışın: Yapay zekâ çağında geleceğe ilişkin temel sorumuz ne olmalı?

Süleymanlı: Geleceğin temel sorusu makinelerin ne kadar akıllı olacağı değildir. Asıl soru şudur:

“Yapay zekâ bizim yerimize düşündükçe, biz kendimiz düşünmeye devam edecek miyiz?”

Yatay röportaj görseli de hazırlandı:

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.