ANDROMEDA’NIN SON YOLCULARI -YUSUF MEHMET SARIŞIN YAZDI - 1. BÖLÜM

Dört Bölümlük Bilimkurgu Hikâyesi - Uzay Gemisi: Asteria

Teknoloji Yayın: 23 Eylül 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 23.09.2026 07:54:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

ANDROMEDA’NIN SON YOLCULARI

Dört Bölümlük Bilimkurgu Hikâyesi

Yusuf Mehmet Sarışın

Uzay Gemisi: Asteria

Andromeda Galaksisi’nin yerleşik gezegenleri arasında yolcu taşıyan Asteria, ışık hızına yaklaşmayan; fakat galaksi içindeki geçit ağlarından yararlanabilen büyük bir sivil ulaşım gemisiydi. Gemide 480 yolcu ve 10 kişilik mürettebat bulunuyordu.

Mürettebat

  1. Captain Joseph Blondy — Kıdemli kaptan ve sefer komutanı

  2. Captain Elena Voss — İkinci kaptan ve yıldız seyir uzmanı

  3. Dr. Adrian Cole — Başhekim ve uzay biyoloğu

  4. Maya Chen — Başmühendis

  5. Liam Ortega — Haberleşme ve sinyal subayı

  6. Nora Kepler — Astrofizikçi ve bilim subayı

  7. Victor Hale — Güvenlik amiri

  8. Amara Okoye — Yolcu hizmetleri ve yaşam destek sorumlusu

  9. Elias Renn — Pilot ve manevra uzmanı

  10. Sofia Maren — Yapay zekâ sistemleri ve arşiv subayı

...................................................................................................

BİRİNCİ BÖLÜM — SOLUK MAVİ EFSANE

Andromeda’da gece yoktu; yalnızca yıldızların daha seyrek göründüğü saatler vardı.

Asteria, Nerya gezegeninin gümüş renkli limanından ayrılırken gökyüzünde yüz milyarlarca yıldız yanıyordu. Galaksinin görünür yıldız diski yüz bin ışık yılının çok ötesine uzanıyordu. Buna rağmen geminin pencerelerinde Andromeda, büyük bir şehir gibi değil, sonsuza kadar devam eden ışıklı bir okyanus gibi görünüyordu.

Captain Joseph Blondy, komuta koltuğunda sessizce oturuyordu. Altmış yıllık uzay yolculuğunda sayısız gezegen görmüş, gaz devlerinin halkalarının arasından geçmiş, iki yıldızlı sistemlerde doğan çocukları taşımıştı. Fakat hiçbir yolculuk onu, hiç göremediği bir gezegen kadar etkilememişti.

Dünya.

İnsanlığın uzak hafızasında mavi bir nokta…

Samanyolu denilen komşu galakside, yaklaşık 2,5 milyon ışık yılı ötede bulunuyordu. Andromeda’daki herkes Dünya’yı biliyordu. Çocuklar okulda onun okyanuslarını, ormanlarını ve gökyüzünü öğreniyordu. Eski arşivlerde İstanbul, İzmir, Kahire, Paris ve New York adlı şehirlerin görüntüleri saklanıyordu. Ancak Dünya’ya gitmek mümkün değildi.

Tam olarak ışık hızında hareket edebilen varsayımsal bir araç bile bu uzaklığı, dışarıdan ölçülen zamanla yaklaşık 2,5 milyon yılda aşabilirdi. Üstelik kütlesi olan hiçbir gemi ışık hızına erişemezdi. İnsanlar gezegenler arasındaki mesafeyi yenmişti; fakat galaksiler arasındaki uçurum hâlâ aşılmazdı.

“Yine Dünya arşivine mi bakıyorsun?” diye sordu Captain Elena Voss.

Joseph, önündeki ekranda duran mavi küreyi kapatmadı.

“Bakmak, gitmenin en eski biçimidir,” dedi.

Elena gülümsedi. Kırk iki yaşındaydı; sakin, kararlı ve gökyüzündeki en küçük sapmayı bile fark edecek kadar dikkatliydi. Gemiyi Joseph’le birlikte yönetiyor, yolculuk sırasında alınacak bütün kritik kararlarda onunla eşit yetki taşıyordu.

Asteria’nın rotası Nerya’dan Talassa’ya, oradan kırmızı çölleriyle bilinen Orpheon’a uzanıyordu. Yolculuk on sekiz gün sürecekti. Yolcular arasında tüccarlar, öğrenciler, göçmen aileler, diplomatlar ve yeni bir hayata başlamak isteyenler vardı.

Kalkıştan altı saat sonra haberleşme subayı Liam Ortega’nın sesi duyuldu:

“Kaptanlar, dış halodan gelen sıra dışı bir sinyal yakaladık.”

Joseph ekrana döndü.

Andromeda’nın devasa gaz halosunun galaksiden bir milyon ışık yılından fazla uzağa yayıldığı biliniyordu. Bu seyrek gaz kalesi, Samanyolu’nun halosuyla çoktan temas etmeye başlamıştı. İki galaksi, yıldızları henüz çarpışmasa da görünmeyen sınırlarında birbirine dokunuyordu.

“Kaynağı?” diye sordu Elena.

“Samanyolu yönü,” dedi Liam. “Fakat sinyal doğal değil.”

Köprüde sessizlik oldu.

Sofia Maren, yapay zekâya çözümleme emri verdi. Gürültünün içinden önce düzensiz titreşimler, sonra matematiksel bir dizi çıktı. Asal sayılar… Ardından çok eski bir ses kaydı belirdi.

Boğuk, kırık ve insana ait bir ses:

“Bizi duyabilen varsa… burası Dünya.”

Joseph Blondy ayağa kalktı.

Hayatı boyunca varamayacağı bir gezegen, ona sesleniyordu.

DEVAM EDECEK

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.