

Halide Edip Adıvar’ı saygı ve rahmetle anıyoruz
Yusuf Mehmet Sarışın yazdı
Yaşam
Yayın: 09 Ocak 2026 - Cuma - Güncelleme: 09.01.2026 07:57:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.


Halide Edip Adıvar’ı saygı ve rahmetle anıyoruz
Yusuf Mehmet Sarışın yazdı
Bugün takvimler 9 Ocak’ı gösterirken, yalnızca bir yazarın değil; bir dönemin vicdanının, sesinin ve direncinin aramızdan ayrılışını anıyoruz. Halide Edip Adıvar, sadece romanlar yazan bir edebiyatçı değildi. O, kelimeleriyle cephe kuran; cümleleriyle kalabalıkları ayağa kaldıran; kalemiyle tarih yazan bir isimdi.
Halide Edip’i anlamak için sadece kitaplarına bakmak yetmez. Onu anlamak için işgal altındaki İstanbul meydanlarını, Anadolu yollarını, cephe gerisindeki yoksulluğu, korkuyu ve umudu da görmek gerekir. Çünkü o, yazdıklarını uzaktan izleyen biri olmadı; yazdıklarının içine girerek yaşadı. Konuştu, yürüdü, direndi. Gerektiğinde bir kürsüde hitabetiyle, gerektiğinde bir roman sayfasında karakterleriyle mücadele etti.
Onun kadınları suskun değildir. Boyun eğmezler. Dönemin ağır baskıları altında bile düşünen, sorgulayan, acı çeken ama vazgeçmeyen kadınlardır. Halide Edip, Türk edebiyatında kadını sadece bir “figür” olmaktan çıkarıp, toplumsal dönüşümün öznesi hâline getiren öncü isimlerden biridir. Bu yönüyle hâlâ günceldir; hâlâ tartışılır ve hâlâ rahatsız eder.
Millî Mücadele yıllarında kalem ile süngü arasındaki mesafeyi ortadan kaldıranlardan biridir o. “Ateşten Gömlek” sadece bir roman değil, bir hafıza kaydıdır. “Türk’ün Ateşle İmtihanı” ise tarih kitaplarının soğuk satırlarına sığmayan bir tanıklıktır. Halide Edip, yaşadıklarını yazmış; yazdıklarını da yaşamıştır.
Bugün onu anarken, sadece geçmişte kalmış bir isme saygı duruşunda bulunmuyoruz. Aynı zamanda şunu da hatırlıyoruz:
Aydın sorumluluk taşır.
Yazar tarafsız kalamaz.
Kalem, zamanın tanığıdır.
Halide Edip Adıvar, bu topraklarda sözü olanların sessiz kalmaması gerektiğini hatırlatan güçlü bir miras bıraktı. Aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ konuşuyorsa, hâlâ tartışılıyorsa, bunun sebebi cesaretidir. Ve belki de en çok bu yüzden, bugün hâlâ bize aittir.
Saygıyla anıyorum.
Yusuf Mehmet Sarışın
Genel Yayın Yönetmeni
Halide Edip Adıvar (1882–1964)
Türk edebiyatının en etkili romancı ve düşünce insanlarından; aynı zamanda Millî Mücadele döneminin öne çıkan siyasal-toplumsal figürlerinden biridir. Roman, hikâye, hatıra, inceleme ve çeviri türlerinde eserler vermiş; kadınların eğitimi, modernleşme, kimlik, savaş ve toplumsal dönüşüm gibi temaları hem kurmaca hem de düşünce yazılarıyla geniş kitlelere taşımıştır.
Kısa yaşam çizgisi
Doğum: İstanbul (1882)
Eğitim: Döneminin imkânları içinde güçlü bir yabancı dil ve Batı edebiyatı eğitimi aldı; bu birikim, eserlerindeki üslup ve bakış açısını belirgin biçimde etkiledi.
Millî Mücadele: İstanbul mitinglerinde yaptığı konuşmalarla büyük kitleleri etkileyen isimler arasında yer aldı; Anadolu’ya geçerek mücadeleye aktif biçimde katıldı.
Akademik ve kamusal yaşam: Cumhuriyet dönemi boyunca yazarlığın yanı sıra çeşitli görevler üstlendi; ilerleyen yıllarda üniversitede dersler verdi.
Vefat: 1964, İstanbul.
Edebî kimliği ve temaları
Halide Edip’in anlatı dünyasında üç hat belirgindir:
Toplumsal dönüşüm ve kadın: Kadının eğitimi, çalışma hayatı, aile içi konumu ve kamusal alandaki görünürlüğü romanlarının ana eksenlerindendir. Kadın karakterleri çoğu zaman “dönemin baskılarıyla mücadele eden” ama aynı zamanda “dönemi kuran” aktörlerdir.
Savaş, millet, kimlik: İşgal yılları, cephe gerisi, milli kimliğin kuruluş sancıları, farklı kültürlerin bir aradalığı ve çatışması gibi konular, özellikle Millî Mücadele atmosferini taşıyan metinlerinde yoğunlaşır.
Doğu–Batı gerilimi: Modernleşme sürecinin birey ve toplum üzerindeki etkisini; gelenek, din, ahlak, eğitim ve kentleşme bağlamında tartışır. Bu gerilim, hem karakter çatışmalarında hem de romanların düşünsel omurgasında hissedilir.
Öne çıkan eserleri
Ateşten Gömlek: Millî Mücadele’nin toplumsal ve bireysel bedellerini güçlü bir dramatik örgüyle anlatır.
Vurun Kahpeye: Taşra, eğitim, gericilik ve toplumsal baskı temalarını çarpıcı bir çatışma üzerinden işler.
Sinekli Bakkal: Dönemin sosyal dokusunu geniş bir karakter kadrosuyla kurar; kültürel geçişlere ve kimlik meselesine odaklanır.
Mor Salkımlı Ev (hatıra): Yaşadığı dönemin atmosferini, kişisel tanıklıkla edebî bir dilin kesişiminde sunar.
Türk’ün Ateşle İmtihanı (hatıra): Millî Mücadele yıllarını birinci elden aktaran, dönem araştırmaları için de başvuru niteliği taşıyan metinlerindendir.
Edebiyattaki yeri
Halide Edip Adıvar, Türk romanında “toplumsal meseleleri edebiyatın merkezine taşıyan” çizginin güçlü temsilcilerinden sayılır. Hem edebî üretimi hem de tarihsel dönemeçlerdeki kamusal rolü nedeniyle, yalnızca bir romancı değil; modern Türkiye’nin oluşum tartışmalarının içinde yer almış bir entelektüel figür olarak değerlendirilir.
Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir








