
Sarışın Ailesi'nin Nikas Balık Restoran izlenimi
Yusuf Mehmet Sarışın - Zekiye Sarışın: Cumartesi akşamı, güneş Didim’in ufkunda ağır ağır çekilirken başlıyordu hikâye…
Yemek
Yayın: 03 Mayıs 2026 - Pazar - Güncelleme: 03.05.2026 09:15:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.


Sarışın Ailesi'nin Nikas Balık Restoran izlenimi
Yusuf Mehmet Sarışın - Zekiye Sarışın: Cumartesi akşamı, güneş Didim’in ufkunda ağır ağır çekilirken başlıyordu hikâye…
Mersindere Mahallesi’nin sahilinde, denizin hemen kıyısında kurulu o masaya oturduğumuzda, daha ilk anda hissettik: burası sıradan bir balık restoranı değil.
İmbat hafif hafif esiyordu. Deniz, hemen birkaç adım ötede, usulca kıyıya vururken masaya gelen ilk tabaklar Ege’nin ruhunu taşıyordu. Zeytinyağının kokusu, taze otların ferahlığı… Enginar kalbi, deniz börülcesi, Girit ezmesi, köz patlıcan… Her biri sanki ayrı bir hikâye anlatıyordu. Ege mezeleri dediğin böyle olur; sade ama iddialı, hafif ama unutulmaz.
Masamız yavaş yavaş doldukça denizin kokusu da ağırlaşmaya başladı. Türkiye’nin üç tarafını saran denizlerden, o günün en taze balıkları gelmişti tezgâha. Denizin hırçın sularından çıkan levrek, Ege’nin berraklığından gelen çipura, Akdeniz’in sıcaklığını taşıyan mercan… Ve en iddialısı: Didim’de kolay kolay bulunmayan Karadeniz kökenli Kalkan Balığı. Tabağa geldiğinde sadece bir yemek değil, bir iddia duruyordu karşımızda.
Ardından çıtır karides geldi… Dışı altın gibi kızarmış, içi yumuşacık. Yanında kalamar dolma; ustalık isteyen, her yerde tutmayan o lezzet burada hakkını veriyordu. Bir lokma aldığında denizin içinden geçer gibi oluyorsun. Ahtapot ise başlı başına bir sanat eseriydi; ne sert ne dağınık, tam kararında, ızgaranın izini taşıyan o hafif is kokusuyla.
Eşim Zekiye Sarışın’la göz göze geldiğimizde ikimiz de aynı şeyi düşündük: “Doğru yere gelmişiz.”
Sadece yemek değil, deneyim sunan bir yerdi burası.
Etrafımıza baktığımızda masalar doluydu. Didim’de yaşayan, belli ki iyi yaşamayı bilen, kaliteye para vermekten çekinmeyen insanlar… Balık restoranlarının doğasını bilirsiniz; ucuz olmaz. Ama gelen herkesin beklentisi aynıdır: ödediğinin karşılığını almak. O akşam herkesin yüzünde aynı memnuniyet vardı.
Nikas Balık Restoran, sadece bir mekân değil; Didim’e atılmış bir imza gibi duruyor. “Neden burada Bodrum’daki gibi lüks balık restoranları yok?” diyenlere verilmiş güçlü bir cevap.
Yiğit Aktepe’nin vizyonu, masadaki her detayda hissediliyor. Servisten sunuma, malzemeden ambiyansa kadar her şey özenle düşünülmüş.
Gece ilerledikçe denizin sesi daha belirgin oldu. Hafif bir serinlik çöktü, ama sohbet sıcak kaldı. Masadaki tabaklar yavaş yavaş boşalırken, zihnimizde tek bir düşünce vardı:
Didim artık yalnızca güzel bir tatil beldesi değil… Aynı zamanda gerçek bir gastronomi durağına kavuşmuş.
Ve o akşamdan geriye, deniz kokusu sinmiş bir anı kaldı.
Bir de şu cümle:
“Önemli bir misafirin varsa, düşünmeden getirirsin.”
Ek Fotoğraflar




















Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir





