
CHP’de Bayramlaşma Değil, Güç Gösterisi Yapıldı
CHP’de Bayramlaşma Değil, Güç Gösterisi. Bayram günü Ankara’da ortaya çıkan iki ayrı kürsüdeki tabloyu Gazeteci Yusuf Mehmet Sarışın Analiz Etti.
Siyaset
Yayın: 31 Mayıs 2026 - Pazar - Güncelleme: 31.05.2026 08:32:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.


CHP’de Bayramlaşma Değil, Güç Gösterisi. Bayram günü Ankara’da ortaya çıkan iki ayrı kürsüdeki tabloyu Gazeteci Yusuf Mehmet Sarışın Analiz Etti.
Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin en ağır iç kırılmalarından birini yaşıyor. Bu kez mesele yalnızca bir genel başkanlık yarışı değil; aynı parti içinde iki ayrı merkez, iki ayrı kürsü ve iki ayrı meşruiyet iddiası ortaya çıktı.
Ankara’da Kurban Bayramı nedeniyle düzenlenen iki ayrı buluşma bunun en somut fotoğrafı oldu. Bir tarafta mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna dönen Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezi önünde konuştu. Diğer tarafta ise mahkeme kararıyla görevden alınan ancak örgütün önemli bölümünün desteğini arkasında tuttuğu Özgür Özel, Güvenpark’ta binlerce kişiye seslendi.
Kalabalıklara ilişkin görüntüler ve sosyal medya paylaşımları incelendiğinde, CHP Genel Merkezi önündeki buluşmanın daha kontrollü ve örgüt ağırlıklı olduğu, Güvenpark’taki toplantının ise meydan görüntüsü verdiği görülüyor. Özellikle Ankara İl Başkanlığı çevresinde oluşan yoğunluk, otobüs üzerinden yapılan konuşmalar ve ardından Anıtkabir’e yürüyüş çağrısı, Özgür Özel’in siyasi meşruiyetini sokak ve taban desteği üzerinden kurmaya çalıştığını gösterdi.
Kılıçdaroğlu ise farklı bir dil kullandı. Genel merkeze dönüşünün ardından yaptığı konuşmada, “Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü” ve “Ben hesap soracağım” sözleriyle doğrudan mevcut yönetime yüklendi. Kurultay sürecinde yaşananları bir hesaplaşma başlığı altında topladı ve yeni bir kurultay vaadinde bulundu.
Aslında bugün yaşananların kökeni 2023 Kasım ayındaki 38. Olağan Kurultay’a uzanıyor. O kurultayda Özgür Özel, yıllardır CHP’yi yöneten Kemal Kılıçdaroğlu’nu delege oylarıyla yenmiş ve “değişim” sloganıyla genel başkan olmuştu. Ancak sonraki süreçte kurultayın meşruiyetine ilişkin açılan davalar, parti içindeki gerilimi sürekli diri tuttu. Nihayet mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararıyla kurultayın iptal edilmesi, CHP’yi yalnızca hukuki değil siyasi olarak da ikiye böldü.
Bugün gelinen noktada iki tarafın da farklı avantajları bulunuyor.
Kılıçdaroğlu’nun elinde mahkeme kararının sağladığı hukuki güç ve genel merkez binası bulunuyor. Ancak siyasette sadece hukuki meşruiyet yetmiyor. Toplumsal ve örgütsel meşruiyet de gerekiyor.
Özgür Özel’in elinde ise kurultayda kazanılmış siyasi meşruiyet, değişim talebi ve özellikle büyükşehir belediye başkanlarının önemli bölümünün desteği bulunuyor. Güvenpark’taki görüntüler de bu desteğin tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Güvenpark’ta yaptığı konuşma da dikkat çekiciydi. Yavaş, kişisel sadakatlerin ötesinde toplumun değişim beklentisinin önemine vurgu yaparak tarafını dolaylı biçimde ortaya koydu.
Peki sonuç ne olacak?
Siyasette mahkeme kararları partilerin tabelasını değiştirebilir ama seçmenin duygusunu tek başına değiştiremez. CHP’nin önündeki temel sorun da budur. Bir tarafta hukuki karar, diğer tarafta sandıkla oluşmuş siyasi irade bulunuyor.
Bu nedenle gözler yeniden kurultay tartışmasına çevrilmiş durumda. Kılıçdaroğlu “temiz bir kurultay” mesajı verirken, Özgür Özel de “bir gün dahi beklemeden kurultaya gidilsin” çağrısı yapıyor. Aslında iki tarafın da çıkış yolu yine delegenin önüne gitmekten geçiyor.
Ancak her geçen gün uzayan bu kriz, yalnızca CHP yönetimini değil muhalefetin genel motivasyonunu da aşındırıyor. Birkaç ay öncesine kadar iktidar alternatifi olarak gösterilen CHP bugün kendi iç meşruiyet tartışmasıyla gündemde.
Bayram günü Ankara’da ortaya çıkan iki ayrı kürsü, iki ayrı slogan ve iki ayrı kalabalık, sadece bir parti içi çekişmenin değil, CHP’nin geleceğini belirleyecek tarihi yol ayrımının fotoğrafı olarak hafızalara geçti. Bundan sonra yaşanacaklar, yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in siyasi kaderini değil, Türkiye’de muhalefetin önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyecek gibi görünüyor.
Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir





