Didim’de Bir Nevruz Sabahı - Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı

Sabahın ilk ışıkları Altınkum sahiline usulca düşerken, deniz henüz geceyi bırakmak istemiyordu. Hafif bir serinlik vardı ama havada tarif edilmesi zor bir tazelik… Sanki Didim, derin bir uykudan uyanıyor gibiydi.

Yaşam Yayın: 21 Mart 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 21.03.2026 10:08:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Didim’de Bir Nevruz Sabahı 

Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı

Sabahın ilk ışıkları Altınkum sahiline usulca düşerken, deniz henüz geceyi bırakmak istemiyordu. Hafif bir serinlik vardı ama havada tarif edilmesi zor bir tazelik… Sanki Didim, derin bir uykudan uyanıyor gibiydi.

Zeynep Ana, evinin önündeki küçük bahçede elindeki süpürgeyle toprağı hafifçe düzeltirken kendi kendine mırıldandı:
“Bugün Nevruz… Yeni gün… Yeni umut…”

Didim’e yıllar önce mübadeleyle gelen ailesinin hikâyesi, bu topraklarda kök salmıştı. Her Nevruz’da aynı ritüeli yapardı: toprağı temizler, bir avuç zeytin dalını kapının yanına bırakır, sonra da gözlerini Apollon Tapınağı’nın olduğu yöne çevirirdi.

O sabah torunu Efe koşarak geldi:
“Babaanne! Sahilde ateş yakıyorlar, herkes toplanmış!”

Zeynep Ana gülümsedi.
“Eskiden biz de yakardık evladım… Ateşin üstünden atlamak sadece oyun değil. İnsan içindeki ağırlıkları da atar.”

Birlikte sahile doğru yürüdüler. Aytepe'nin önünden geçerken balıkçıların ağlarını topladığını gördüler. Birkaç turist fotoğraf çekiyor, bazı gençler ise ellerinde bayraklarla sahile doğru ilerliyordu.

Sahilde küçük bir kalabalık vardı. Gençler kuru dallardan bir ateş yakmıştı. Kıvılcımlar sabah güneşiyle yarışıyordu.

Bir adam bağırdı:
“Haydi! Yeni yılın ilk adımı… Üzerinden atlayan dertlerini bırakır!”

Efe önce tereddüt etti. Sonra Zeynep Ana’nın elini bıraktı.
“Ben de deneyeceğim!”

Koştu… ve küçük bir sıçrayışla ateşin üzerinden geçti. Düşmedi. Arkasını dönüp gülümsedi.

Zeynep Ana’nın gözleri doldu.

Çünkü o an sadece bir çocuk ateşten atlamıyordu…
Bir nesil, geçmişin acılarını geride bırakıp geleceğe sıçrıyordu.

Rüzgar hafifçe esti. Denizin kokusu zeytin ağaçlarının kokusuna karıştı. Uzakta Apollon Tapınağı’nın sütunları güneşle birlikte parlamaya başladı.

Zeynep Ana fısıldadı:
“Bu şehir çok şey gördü… Ama her bahar yeniden doğmayı da bilir.”

Efe yanına geldi:
“Babaanne, dilek tutmayı unuttuk!”

Zeynep Ana gülümsedi:
“Biz zaten tuttuk evladım… Sen ateşten atlarken.”

O sabah Didim’de Nevruz sadece bir takvim günü değildi.
Toprağın, denizin, tarihin ve insanın birlikte nefes aldığı bir başlangıçtı.

Ve güneş yükselirken, herkesin içinde aynı cümle vardı:

“Bugün yeni bir gün… ve her şey yeniden başlayabilir.”

Evet...

21 Mart, Nevruz’un başlangıcıdır.

Nevruz Nedir?

Nevruz (Farsça “yeni gün”), ilkbaharın gelişi ve doğanın uyanışı anlamına gelir. Aynı zamanda yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilir.

Neden 21 Mart?

21 Mart, ilkbahar ekinoksudur. 

Yani:

Gece ve gündüz eşittir

Güneş, ekvatora dik açıyla gelir

Kuzey Yarımküre’de bahar başlar

Bu nedenle Nevruz, astronomik olarak da yılın “yeniden doğuş” günü sayılır.

Kimler Kutlar?

Nevruz;

Türk dünyasında

Orta Asya’da

İran, Azerbaycan, Kürt kültürü ve Anadolu’da
yüzyıllardır kutlanan ortak bir kültür mirasıdır.

Nevruz Gelenekleri

Ateş yakılıp üzerinden atlanır (arınma ve yenilenme)

Yeni kıyafetler giyilir

Baharın gelişi şenliklerle kutlanır

Bolluk, bereket ve sağlık dilekleri edilir

Kısaca:

21 Mart = Nevruz = Baharın ve yeni yılın başlangıcı...

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.