
Didim yalnızca tarihin değil aşkın da hiç eskimediği kenttir
Didyma'nın Kehaneti ve Altınkum'un Aşkı'nı Yusuf Mehmet Sarışın yazdı.
Yaşam
Yayın: 14 Temmuz 2026 - Salı - Güncelleme: 14.07.2026 11:37:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.


Didim, yalnızca tarihin değil, aşkın da hiç eskimediği kenttir.
Didyma'nın Kehaneti ve Altınkum'un Aşkı'nı Yusuf Mehmet Sarışın yazdı.
M.Ö. 330 yılı...
Perslerin yıllar önce yakıp yıktığı görkemli Didyma Apollon Tapınağı, Büyük İskender'in Anadolu'yu Pers egemenliğinden kurtarmasının ardından yeniden ayağa kaldırılmaya başlanmıştı.
Mermer sütunlar birer birer yükseliyor, taş ustalarının çekiç sesleri gün boyu kutsal alanda yankılanıyordu.
Tapınağın dört bir yanını çevreleyen dev basamaklarda ise iki genç sık sık buluşuyordu.
Biri, tapınağın en yetenekli taş ustalarından Lysandros...
Diğeri ise Apollon'a adanmış genç rahibe Melina...
Lysandros, işlediği mermerlerin üzerine yalnızca ustalığını değil, kalbindeki sevgiyi de işliyordu.
Melina ise her sabah Apollon'a dua ediyor, fakat dualarının arasında gizlice Lysandros'un adını da fısıldıyordu.
Rahibelerin âşık olması yasaktı.
Taş ustalarının rahibelere yaklaşması ise ağır şekilde cezalandırılırdı.
Ama aşk...
Ne yasak tanıyordu...
Ne de kehanet...
Bir akşamüstü işçiler tapınaktan ayrılmış, güneş Ege'nin üzerine altın renkli ışıklarını bırakmaya başlamıştı.
Lysandros ile Melina tapınağın en yüksek basamaklarına oturdular.
Karşılarında uzanan masmavi denizi seyrediyorlardı.
Henüz kimsenin Altınkum adını vermediği o sahil, gün batımında gerçekten altın gibi parlıyordu.
Lysandros gülümseyerek ayağa kalktı.
Denizi işaret etti.
— Hadi Altınkum'a gidelim, yüzelim.
Melina önce ufka baktı.
Sonra kıyıda telaşla koşuşturan yaşlı balıkçıları fark etti.
Deniz yavaş yavaş çekiliyordu.
Kıyıda kalan balıklar çırpınıyordu.
Yaşlı balıkçılar bağırıyordu.
"Deniz çekiliyorsa büyük dalga gelir!"
Melina gülümsedi.
— Yok... Bugün olmaz... Tsunami çıkacak...
Lysandros kahkahayı bastı.
"Sen de her şeyi önceden biliyorsun."
Melina göz kırptı.
"Belki de Apollon bana söylemiştir."
İkisi de gülmeye devam ederken birkaç dakika sonra ufukta yükselen dev dalgayı gördüler.
Yaşlı balıkçıların uyarısı doğru çıkmıştı.
Denizin öfkesi kıyıya ulaştığında insanlar yüksek tepelere doğru kaçıyordu.
Lysandros, Melina'nın elini sımsıkı tuttu.
Birlikte tapınağın güvenli basamaklarına çıktılar.
Dev dalga kıyıyı dövdü.
İskeleleri parçaladı.
Bazı taş blokları yerinden oynattı.
Ama iki gencin birbirine kenetlenmiş ellerini ayıramadı.
Aradan yıllar geçti.
Tapınağın inşası sürdü.
Yeni krallar geldi.
İmparatorluklar değişti.
Didyma'nın kehanetleri dilden dile yayıldı.
Fakat halk arasında başka bir hikâye daha anlatılmaya başlandı.
"Apollon'un koruduğu iki âşık..."
Lysandros ile Melina'nın hikâyesi...
Bugün Didim'e gelen milyonlarca insan, Apollon Tapınağı'nın o görkemli basamaklarında fotoğraf çektiriyor.
Sonra Altınkum'un altın renkli kumsallarına gidip Ege'nin serin sularında yüzüyor.
Belki farkında değiller...
Ama o rüzgârın içinde hâlâ iki genç âşığın kahkahası dolaşıyor.
Belki de Apollon Tapınağı'nın sütunları arasında yankılanan ses, binlerce yıl önce birbirine gülümseyen Lysandros ile Melina'nın sesidir.
Ve belki de bu yüzden Didim, yalnızca tarihin değil...
Aşkın da hiç eskimediği kenttir.
Ek Fotoğraflar


Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir





