
Türkiye'nin görevi yangına benzin taşımadan, barışa akıl taşımaktır
Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı: Savaş durdu, belirsizlik bitmedi. Savaşın şimdilik durması, bölgemiz için elbette önemli bir nefes alma alanı açtı.
Ekonomi
Yayın: 24 Nisan 2026 - Cuma - Güncelleme: 24.04.2026 09:16:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.


Türkiye'nin görevi yangına benzin taşımadan, barışa akıl taşımaktır
Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı: Savaş durdu, belirsizlik Bitmedi. Savaşın şimdilik durması, bölgemiz için elbette önemli bir nefes alma alanı açtı. Ancak bu tabloyu “barış geldi” diye okumak acelecilik olur. Çünkü silahların susması başka, güvenin yeniden kurulması başkadır.
Bugün Ortadoğu’da yaşanan şey tam anlamıyla barış değil; kırılgan, dengeye muhtaç, her an yeniden bozulabilecek bir bekleme halidir.
Türkiye açısından mesele yalnızca dış politika meselesi değildir. Türkiye bu coğrafyanın tam ortasında duran, enerji ithal eden, turizmden döviz bekleyen, ihracat yollarını açık tutmak zorunda olan bir ülkedir. Bu nedenle savaşın durması Ankara’ya diplomatik alan açarken, ekonomiye de kısa vadeli bir rahatlama ihtimali sunmaktadır.
Ama riskler bitmiş değildir. Petrol ve enerji fiyatlarındaki oynaklık Türkiye için hâlâ en kritik başlıktır. Merkez Bankası’nın 22 Nisan 2026’da politika faizini yüzde 37’de tutması, enerji fiyatları ve savaş kaynaklı enflasyon risklerinin hâlâ ciddiye alındığını göstermektedir. Enflasyonun son verilerde yüzde 30’un üzerinde seyretmesi de bu kırılganlığı artırmaktadır.
Ekonomide tablo şudur: Savaş yeniden alevlenirse Türkiye’nin cari açığı büyür, akaryakıt zamları hızlanır, taşımacılık ve gıda maliyetleri artar. Savaşın durması kalıcı hale gelirse petrol üzerindeki baskı azalır, turizm rezervasyonları toparlanır, piyasalarda güven kısmen geri döner.
Turizm cephesinde de tablo dikkatle okunmalıdır. Avrupa’nın büyük tur operatörlerinden TUI’nin İran savaşı nedeniyle kâr beklentisini düşürmesi ve Doğu Akdeniz destinasyonlarında talep kayması yaşandığını açıklaması, Türkiye turizmi için erken uyarı niteliğindedir. Bu durum Didim gibi turizm kentleri için de doğrudan önem taşır. Çünkü savaşın sesi kesilse bile turistin zihnindeki “güvenli tatil” algısı hemen geri dönmez.
İç politikada ise hükümetin önünde iki ana sınav var: Ekonomik istikrarı korumak ve dış politikada denge siyasetini sürdürmek. Türkiye, bir yandan Batı ile ilişkilerini, diğer yandan bölge ülkeleriyle temaslarını aynı anda yürütmek zorunda. Bu süreçte en doğru çizgi; savaşın tarafı değil, barışın garantörü olmaya çalışmaktır.
Muhalefet açısından da dönem önemlidir. Sadece eleştiren değil, ekonomi, dış politika, enerji ve turizm konusunda somut öneri sunan bir siyaset dili öne çıkacaktır. Çünkü vatandaşın gündemi çok nettir: Pazardaki fiyat, depodaki akaryakıt, kiradaki artış, işyerindeki maliyet ve çocuğunun geleceği.
Sonuç olarak savaşın durması Türkiye için bir fırsattır; fakat bu fırsat rehavete dönüşmemelidir. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, turizmi güven algısıyla güçlendiren, tarımı ve üretimi destekleyen, diplomatik dili soğukkanlı tutan bir politika izlenirse Türkiye bu krizden daha güçlü çıkabilir.
Bugün bölgede silahlar susmuş olabilir. Ama asıl mesele, barışın sesini kalıcı hale getirmektir. Türkiye’nin görevi de tam burada başlıyor: Yangına benzin taşımadan, barışa akıl taşımak.
Ek Fotoğraflar

Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir





