Ramazan'da sevabın KDV’li Faturası! Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Ramazan ayı; paylaşmanın, infakın, dayanışmanın ve “kardeşlik hukukunun” yeniden hatırlandığı mübarek bir zaman dilimidir. Ramazan iftarı bir “organizasyon” değil, bir “ibadet iklimidir.” İbadetin özü ise gösteriş değil, ihlastır.

Yemek Yayın: 20 Şubat 2026 - Cuma - Güncelleme: 20.02.2026 11:54:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.
Google News

Sevabın KDV’li Faturası! Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Ramazan ayı; paylaşmanın, infakın, dayanışmanın ve “kardeşlik hukukunun” yeniden hatırlandığı mübarek bir zaman dilimidir.
(İnfak: Allah'ın bize emanet ettiği mal ve servetten, verdiği nimetlerden başkalarına da ikram etmektir.

Ancak son yıllarda iftar sofraları üzerinden oluşan yeni bir sosyoloji var: Beş yıldızlı otellerde, kişi başı 2.200 TL’lik menülerle düzenlenen organizasyonlar… Zenginlerin zenginleri ağırladığı, zaten her gün o sofralara ulaşabilen insanların birbirine “iftar verdiği” gösterişli buluşmalar…

Burada mesele menü değil. Hurma, zeytin, Trakya kaşarı, bal-kaymak, kuzu incik ya da güllaç değil. Mesele, niyet ve adalet.

Dini Çerçeve: İnfak Kime Yapılır?

Kur’an-ı Kerim’de infakın ve zekâtın muhatapları açıkça belirtilir. Kur'an-ı Kerim’de, özellikle Tevbe Suresi 60. ayette zekâtın; fakirlere, miskinlere, borçlulara ve yolda kalmışlara verilmesi emredilir.

Bu ilahi ölçü nettir:
İhtiyaç sahibini gözetmek.

Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) ise bir hadisinde şöyle buyurur:

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Ramazan iftarı bir “organizasyon” değil, bir “ibadet iklimidir.” İbadetin özü ise gösteriş değil, ihlastır.

Zengin Zengini Ağırlıyor…

Beş yıldızlı bir otelde; taş fırında kuzu incik, tereyağlı erişte, demirhindi şerbeti… Elbette helaldir. Kimseye “haram” demek doğru değildir. Fakat şu soruyu sormak gerekir:

Zaten her gün bu standartta yiyebilen insanları, yine aynı konforda iftara davet etmek; gerçekten bir “infak” mıdır?

Bu tablo, dinî literatürde “riya” riskini barındırır. Amelin Allah için değil, sosyal çevre için yapılması tehlikesi… Sevabın sosyal statüye dönüştürülmesi…

Sevabın KDV’li Faturası

Bugün iftar sofraları adeta ticari paketlere dönüştü. Menü içeriği, kişi başı ücret, rezervasyon kontenjanı… Sevap bile fiyatlandırılıyor gibi.

Oysa İslam’da sevap “maliyet” hesabıyla ölçülmez; niyetle ölçülür.

Bir çocuğun hayatında ilk kez bir beş yıldızlı otele girmesi…
Bir annenin yıllar sonra ailesiyle huzur içinde iftar açması…
Bir işçinin, bir emeklinin, bir öğrencinin kendini değerli hissetmesi…

Asıl sevap, burada saklı değil midir?

Ramazan’ın Ruhuna Dönmek

Ramazan; sofraların büyüdüğü değil, kalplerin genişlediği aydır.

Eğer gerçekten bir iftar verilecekse:

Mahalledeki dar gelirli aileler çağrılsın.

Yetimler, öğrenciler, mevsimlik işçiler davet edilsin.

Bir akşamlık lüks yerine, bir ay boyunca düzenli yardım yapılsın.

Beş yıldızlı otelin ihtişamında değil, bir garibanın duasında gizlidir gerçek bereket.

Son Söz

İftar menüsünde kuzu incik olabilir. Güllaç da olabilir. Demirhindi şerbeti de…

Ama Ramazan’ın menüsünde mutlaka şunlar olmalıdır:
Merhamet. Adalet. Paylaşım.

Zengin zengini ağırladığında sosyal bir akşam yemeği olur.
Zengin fakiri ağırladığında ise ibadet olur.

Tercih sizin.

Sevabın faturası kesilmez.
Ama vicdanın hesabı mutlaka görülür.

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.