KIRMIZI FENER'İN ALTINDAKİ SERMAYE KADINLAR

Son kitabım bu şekilde bitiyor. Şimdi tamamladım. Adı: KIRMIZI FENER'İN ALTINDAKİ SERMAYE KADINLAR - "Bu kitap, kadınları 'sermaye' olarak gören bir anlayışı anlatmak için yazıldı; onları öyle tanımlamak için değil."

Sanat Yayın: 10 Ağustos 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 10.08.2026 15:54:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Son kitabım bu şekilde bitiyor. Şimdi tamamladım. Adı: KIRMIZI FENER'İN ALTINDAKİ SERMAYE KADINLAR - "Bu kitap, kadınları 'sermaye' olarak gören bir anlayışı anlatmak için yazıldı; onları öyle tanımlamak için değil."

Yusuf Mehmet Sarışın 

Masamın üzerindeki son dosyayı usulca kapatıyorum.

Kapakta ne bir mühür var...

Ne de "tamamlandı" yazısı...

Çünkü gazetecilikte bazı dosyalar hiçbir zaman gerçekten kapanmaz.

Sadece arşive kaldırılır.

Ve bir gün...

Bir başka gazeteci...

Bir başka araştırmacı...

Bir başka meraklı insan...

Tozlu raflardan o dosyayı yeniden indirir.

Yeni sorular sorar.

Yeni cevaplar arar.

Belki de benim göremediğim ayrıntıları görür.

Gazetecilik böyledir.

Her kuşak, gerçeğe yeniden yaklaşmaya çalışır.

Bu kitabı yazmaya başladığım gün, yalnızca genelevleri anlatacağımı sanıyordum.

Yanılmışım.

Yol beni başka yerlere götürdü.

Bir kadının sessizliğine...

Bir polisin vicdanına...

Bir doktorun beyaz önlüğüne...

Bir hâkimin kararına...

Bir taksi şoförünün gece nöbetine...

Bir matbaa ustasının mürekkep kokan ellerine...

Ve en sonunda...

Kendi gençliğime...

Meğer ben, sokakları değil...

İnsanları yazıyormuşum.

Meslek hayatım boyunca binlerce insan tanıdım.

Bazıları adlarını gazeteye yazdırdı.

Bazıları ise hiçbir zaman görünmedi.

Ama bugün biliyorum ki...

Tarihi yalnızca adı bilinen insanlar yazmaz.

İsimsiz insanlar da yazar.

Sabah erkenden dükkânını açan esnaf...

Nöbetten çıkan hemşire...

İlk vapura yetişen işçi...

Gece devriyesindeki polis...

Habere koşan foto muhabiri...

Ve hakkında çok konuşulup en az dinlenen kadınlar...

Hepsi bu ülkenin hikâyesinin bir parçasıdır.

Bazen bana soruyorlar:

"Bu kitabın sonunda neye karar verdin?"

Hiçbir şeye.

Çünkü bu kitap karar vermek için yazılmadı.

Anlamak için yazıldı.

İnsanları aklamak için de değil...

Mahkûm etmek için de...

Sadece dinlemek için...

Çünkü dinlenmeyen hayatlar zamanla unutulur.

Unutulan hayatlar ise tarihin sessizliğine karışır.

Yıllar önce genç bir polis muhabiriydim.

Elimde bir not defteri...

Cebimde birkaç kalem...

Gece boyunca olaydan olaya koşuyordum.

O zamanlar haberi yakalamanın peşindeydim.

Bugün ise başka bir şeyin peşindeyim.

İnsanı anlamanın...

Aradaki farkı bana zaman öğretti.

Masamın üzerinde hâlâ eski basın kartım duruyor.

Yanında sararmış gazete kupürleri...

Mürekkebi solmuş not defterleri...

Ve yarım asrı aşan bir meslek hayatı...

Onlara bakarken içimden tek bir cümle geçiyor:

İyi ki gazeteci olmuşum.

Çünkü bu meslek bana yalnızca haber yazmayı öğretmedi.

İnsana önyargıyla bakmamayı da öğretti.

Eğer bu kitabı okuyan genç bir gazeteci olursa...

Ona tek bir tavsiyem var.

Olay yerine ilk giden olmaya çalış.

Ama hüküm veren ilk kişi olma.

Önce dinle.

Sonra araştır.

Sonra doğrula.

Ve en son yaz.

Çünkü gazetecinin en büyük sermayesi haberi değil...

Güvenilirliğidir.

Kalemi elimden bırakıyorum.

Pencerenin dışında akşam oluyor.

Deniz her zamanki gibi sessiz.

Martılar yine kıyıda dönüyor.

Şehir yaşamaya devam ediyor.

Ben de biliyorum ki...

Yarın yine yeni haberler olacak.

Yeni insanlar...

Yeni hikâyeler...

Ben belki artık o haberlerin peşinden eskisi kadar koşmayacağım.

Ama merak etmeyi hiç bırakmayacağım.

Çünkü gazetecilik, emekliliği olmayan bir meslektir.

Bu kitabın kapağını kapatırken, elli yılı aşkın meslek hayatım boyunca tanıdığım bütün insanlara sessizce teşekkür ediyorum.

Bana güvenenlere...

Benimle konuşanlara...

Konuşmayanlara...

Kapısını açanlara...

Kapısını hiç açmayanlara...

Ve bana en büyük dersi verenlere...

Hayatın hiçbir zaman tek renk olmadığını öğretenlere...

Defterin son sayfasına tarih atıyorum.

Altına adımı yazıyorum.

Yusuf Mehmet Sarışın

Sonra tek cümle ekliyorum.

"Gazetecilik, gerçeği arama mesleğidir. İnsanlık ise, o gerçeği anlamaya çalışma yolculuğu..."

Defteri kapatıyorum.

Bu kez gerçekten.

SON

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.