İDDİALAR, MEDYA VE MASUMİYET KARİNESİ

Medyanın görevi, söylentileri büyütmek değil; gerçeği sabırla, belgeyle ve dengeli biçimde ortaya koymaktır. Masumiyet karinesi, kişilere tanınmış bir ayrıcalık değil; hukukun ve demokrasinin temel güvencesidir.

Spor Yayın: 25 Aralık 2025 - Perşembe - Güncelleme: 25.12.2025 06:19:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.
Google News

İDDİALAR, MEDYA VE MASUMİYET KARİNESİ

Yusuf Mehmet Sarışın yazdı

Spor Dünyasında Teyitsiz Haber Sorunu Üzerine Bir Değerlendirme...

Son günlerde spor kamuoyunda ve dijital medyada dolaşıma sokulan bazı iddialar, Türkiye’de haberciliğin en kronik sorunlarından biri olan teyitsiz bilgiyle algı oluşturma meselesini bir kez daha gündeme taşımıştır. Özellikle kamuoyunda tanınan isimler söz konusu olduğunda, iddiaların hızla “haber” formatına büründürülmesi; doğrulama, dengeleme ve hukuki sorumluluk ilkelerini çoğu zaman geri plana itmektedir.

Basında ve sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlar incelendiğinde, resmî makamlarca doğrulanmamış bilgilerin kesinlik içeren başlıklarla servis edildiği görülmektedir. Oysa gazeteciliğin temel ilkeleri arasında yer alan masumiyet karinesi, yalnızca yargı süreçleri için değil, kamusal iletişim ve medya dili için de bağlayıcıdır. Bir kişi hakkında ileri sürülen iddialar, resmî bir açıklama veya yargı kararıyla teyit edilmediği sürece, “iddia” olmanın ötesine taşınamaz.

Spor kulüpleri ve spor yöneticileri, doğaları gereği yüksek görünürlüğe sahip yapılardır. Bu durum, söz konusu aktörleri algı operasyonlarına ve dijital linç kültürüne açık hâle getirmektedir. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan içerikler, kısa sürede geleneksel medya kanallarına da sirayet edebilmekte; böylece teyitsiz bilgi, çok daha geniş kitlelere ulaşabilmektedir. Bu süreçte çoğu zaman “ilk veren olma” refleksi, “doğru veren olma” sorumluluğunun önüne geçmektedir.

Bir diğer önemli mesele ise haber dilidir. İddia ile olgu arasındaki farkın başlıkta ve metin içinde açık biçimde ortaya konulmaması, okuyucunun zihninde peşin hüküm oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum, yalnızca ilgili kişi veya kurumların itibarını zedelemekle kalmaz; aynı zamanda medyaya duyulan güveni de aşındırır. Bugün bir iddia üzerinden üretilen sansasyonel içerik, yarın resmî bir yalanlama geldiğinde çoğu zaman aynı görünürlükle düzeltilmemektedir.

Gazetecilik, yalnızca bilgi aktarma faaliyeti değil; kamu yararını, hukuku ve etik sorumluluğu birlikte gözetme mesleğidir. Bu nedenle özellikle adli nitelik taşıdığı ima edilen konularda, resmî kaynaklar dışında yapılan yayınların son derece dikkatli bir çerçevede ele alınması gerekir. Aksi hâlde medya, haber veren değil; yargısız infazın aracı hâline gelir.

Sonuç olarak, spor dünyasında veya başka bir alanda gündeme gelen her iddia, doğrulanana kadar iddia olarak kalmalıdır. Medyanın görevi, söylentileri büyütmek değil; gerçeği sabırla, belgeyle ve dengeli biçimde ortaya koymaktır. Masumiyet karinesi, kişilere tanınmış bir ayrıcalık değil; hukukun ve demokrasinin temel güvencesidir. Bu ilkeye sahip çıkmak, aynı zamanda basının kendi itibarını da koruması anlamına gelir.

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.