
Didim’de İftar Kuyruğundan Yükselen Sessiz Çığlık!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, valiler toplantısında dikkat çekici bir cümle kurdu: “Tencere kaynamıyorsa bunun vebalini ödeyemeyiz.”
Ekonomi
Yayın: 20 Şubat 2026 - Cuma - Güncelleme: 20.02.2026 10:04:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.


Tencere Kaynamıyorsa… Didim’de İftar Kuyruğundan Yükselen Sessiz Çığlık!
Yusuf Mehmet Sarışın - Yeni Didim Haberim Genel Yayın Yönetmeni
Zekiye Sarışın - Yeni Didim Haberim Genel Koordinatörü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, valiler toplantısında dikkat çekici bir cümle kurdu:
“Tencere kaynamıyorsa bunun vebalini ödeyemeyiz.”
Bu söz, ekonomik tartışmaların ötesinde, sosyal adalet ve kamu sorumluluğu açısından da önemlidir.
Çünkü Ramazan ayında kurulan iftar sofraları sadece bir yemek organizasyonu değil; toplumun aynasıdır.
Dün akşam Didim’de bu aynaya yakından baktık.
Ben Yusuf Mehmet Sarışın ve Yeni Didim Haberim Genel Koordinatörü Zekiye Sarışın, Didim Belediyesi tarafından Didim Kent Lokantası önünde düzenlenen ilk iftar programındaydık.
Organizasyona Belediye Başkanı Hatice Gençay, başkan yardımcıları ve birim amirleri katıldı.
Başkan Gençay, ezanın ardından halkla birlikte iftarını açtı, masaları tek tek dolaşarak Ramazan tebriğinde bulundu.
Çocuklara yönelik etkinlikler, semazen gösterisi, pamuk şeker ve macun ikramı…
Görüntü, dayanışma ruhunu yansıtıyordu.
Ancak iftar alanının bir başka yüzü daha vardı.
3 Bini Aşkın Kişi Kuyruktaydı
Tahmini rakamdır; 3 binin üzerinde vatandaş yemek kazanlarının önünde sıraya girmişti.
2 bin 200 kişiye yemek dağıtıldı. Ancak yüzlerce kişi, “Bize sıra gelmez” diyerek geri döndü.
Belediye imkanları ölçüsünde hazırlık yapmıştı. 10 bin kişilik yemek yapmak, bırakın bütçeyi; fiziki olarak da mümkün değil.
Nerede hazırlanacak?
Hangi mutfakta?
Hangi lojistikle?
Belediye bu hayrı, Didim’deki gerçek ihtiyaç sahipleri için yapıyor.
Fakat o kuyrukta benim de tanıdığım, hali vakti yerinde insanlar vardı. Kimileri sıraya girerek iftar yemeği aldı. Kimileri fotoğraf çektiğimizi görünce başını çevirdi. Aralarında Başkan Hatice Gençay’a eleştiri yöneltenler de vardı.
Biz istesek, sıraya bile girmeden yemek alabilirdik. Ama yemedik. Görevimizi yaptık, fotoğraflarımızı çektik ve ayrıldık.
İslam’da İftar ve İhtiyaç Sahibi
Ramazan, sadece oruç tutmak değil; paylaşmak, infak etmek ve gerçek muhtaca ulaşmaktır.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.”
(Bakara Suresi, 183)
Oruç, aç kalmayı anlamak içindir. Açın halinden anlamak içindir.
Bir başka ayette:
“Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.”
(İnsan Suresi, 8)
Burada dikkat çekici olan husus şudur: Yemeği, ihtiyacı olana vermek.
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir oruçluya iftar ettirirse, onun sevabı kadar sevap kazanır; oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”
(Tirmizî, Savm, 82)
Ancak burada kastedilen, gerçekten oruç tutan ve ihtiyacı olan kimselere ikramdır. İslam ahlakında kul hakkı en ağır sorumluluklardan biridir. İhtiyaç sahibinin hakkını almak, sadece dünyevi değil uhrevi bir mesuliyettir.
Paylaşmayı Biliyor muyuz?
Ramazan paylaşma ayıdır. Fakat paylaşmak; sıraya girip ihtiyaç sahibinin hakkını almak değildir. Paylaşmak; elindekini vermektir.
Lafa gelince “Elhamdülillah Müslümanım” demek kolaydır. Zor olan, o kimliğin gereğini yerine getirmektir.
Didim’de dün akşam iki tablo vardı:
Dayanışma ruhuyla kurulan bir iftar sofrası
İhtiyaç sahiplerinin hakkını riske atan bir kalabalık
Eğer bir şehirde binlerce kişi belediyenin iftar sofrasına muhtaç hale gelmişse, burada sadece ekonomik değil, ahlaki bir muhasebe de gerekir.
Tencere Meselesi
Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözünü tekrar hatırlayalım:
“Tencere kaynamıyorsa bunun vebalini ödeyemeyiz.”
Didim’de dün akşam gördüğümüz kuyruk, sadece bir yemek kuyruğu değildi. O kuyruk, ekonomik şartların, gelir dağılımının ve sosyal sorumluluğun fotoğrafıdır.
Ama aynı zamanda şu soruyu da sordurur: Gerçekten tenceresi kaynamayan mı sıradaydı, yoksa fırsatçılık mı ağır bastı?
Ramazan; nefsi terbiye ayıdır. Nefsi terbiye edemeyen, paylaşmayı öğrenemez. Paylaşmayı öğrenemeyen, Ramazan’ın ruhunu anlayamaz.
Didim Belediyesi imkanları ölçüsünde bir hayır yapıyor. Asıl mesele; o hayrın doğru adrese ulaşmasıdır.
Ramazan; tokun açın halinden anlaması için vardır.
Aç olmayanın, açın hakkını almaması için vardır.
Ve unutmayalım:
Kul hakkının hesabı, dünyada değilse bile ahirette mutlaka sorulur.
Ek Fotoğraflar



















Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir






