
Yardımın iki boyutu vardır: Birincisi verilen yemek, İkincisi korunan onur!
Yusuf Mehmet Sarışın - “Didim’de İftar Kuyruğundan Yükselen Sessiz Çığlık” başlıklı yazımı okuyan bir okuyucum önemli bir noktaya temas etti: Didim’de kurulan iftar sofraları evlere uzanabilir mi?
Yayın: 20 Şubat 2026 - Cuma - Güncelleme: 20.02.2026 13:29:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.


Didim’de kurulan iftar sofraları evlere uzanabilir mi?
Yusuf Mehmet Sarışın - “Didim’de İftar Kuyruğundan Yükselen Sessiz Çığlık” başlıklı yazımı okuyan bir okuyucum, önemli bir noktaya temas etti:
“İhtiyaç sahibi olanlar oraya gidemezler. Bu yüzden mahalle muhtarlarından öğrenilip evlerine bırakılsa gerçek anlamını bulur.”
Bu cümle, Ramazan’ın ruhunu hatırlatan sade ama güçlü bir öneri.
İftar Kuyruğu Gerçeği
İftar çadırları, kent lokantaları ve toplu iftar organizasyonları; sosyal dayanışmanın görünür yüzüdür. Aynı sofrada buluşmak, yan yana oturmak, aynı ezanı beklemek… Bunlar Ramazan’ın en kıymetli tarafıdır.
Ancak bir başka gerçek daha var:
Gerçek ihtiyaç sahiplerinin bir kısmı o kuyruğa giremiyor.
Neden?
Yaşlılık
Engellilik
Kronik hastalık
Utanma duygusu
Mahalle baskısı
Çalışma saatleri
Çocuklu ve bakıma muhtaç aile bireyleri
Bazı insanlar için yardım almak, görünür olmak demektir. Oysa yoksulluk çoğu zaman sessiz yaşanır.
“Görünmeyen Yoksulluk” Meselesi
Kentlerde en zor tespit edilen kesim, görünmeyen yoksullardır.
Evinde ışığı az yanan, kombiyi kısmış, sofraya yarım tabak koyan ama bunu kimseye göstermeyen aileler…
İşte öneri, tam burada anlam kazanıyor:
Mahalle muhtarları üzerinden ihtiyaç tespiti yapılarak iftar yemeklerinin doğrudan evlere ulaştırılması.
Bu model yeni değil. Türkiye’nin birçok ilinde “evde iftar”, “evde sıcak yemek” uygulamaları var. Özellikle:
65 yaş üstü yalnız yaşayanlar
Engelliler
Sosyal yardım dosyası bulunan aileler
Yeni işsiz kalmış, sistemde henüz görünmeyen vatandaşlar
için bu yöntem uygulanıyor.
Didim’de Yapılabilir mi?
Ramazan daha yeni başladı.
Bu tür bir uygulama için hâlâ zaman var.
Organizasyon şeması zor değil:
Mahalle muhtarları ihtiyaç sahiplerini bildirir.
Sosyal hizmet birimleri çapraz kontrol yapar.
Günlük belirlenen sayıda iftar paketi hazırlanır.
Gönüllü ekipler veya belediye personeli dağıtımı gerçekleştirir.
Elbette belediyenin halihazırda böyle bir uygulaması olabilir. Varsa kamuoyuyla daha görünür paylaşılması önemli. Yoksa da Ramazan ayı bu konuda hızlı bir pilot uygulama için güçlü bir fırsattır.
Yardımın Onuru
Yardımın iki boyutu vardır:
Birincisi verilen yemek,
İkincisi korunan onur.
Evine bırakılan bir iftar paketi; bir aile için sadece sıcak yemek değildir. Aynı zamanda “görülüyoruz” mesajıdır.
Ramazan, sadece kalabalık sofraların değil; kapısı çalınan, sessizce bırakılan bir poşetin de ayıdır.
Sivil Toplum ve Gönüllülük
Bu model yalnızca belediyenin değil;
hayırsever iş insanlarının,
mahalle dayanışma gruplarının,
genç gönüllülerin,
yerel esnafın
katılımıyla daha da güçlenebilir.
Belki her mahalle kendi “Ramazan ekibi”ni oluşturabilir.
Son Söz
Ramazan’ın ilk günlerindeyiz.
İftar çadırları dolu olabilir. Kuyruklar uzayabilir. Ancak asıl mesele o kuyruğa giremeyenlerdir.
Bir okuyucunun mesajı bazen bir kentin sosyal politikasına yön verebilir.
Soru basit:
Didim’de iftar, sofradan eve uzanabilir mi?
Eğer uzanırsa, Ramazan gerçek anlamını bulur.
Ek Fotoğraflar




















Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir






