Video Haber Yusuf Mehmet Sarışın: Fay Hatları Konuşurken.

Türkiye, toprağın altından gelen o derin uğultuya yabancı değil. 6 Şubat sabahı yaşanan büyük yıkımın üzerinden zaman geçse de, enkazın tozu hâlâ hafızalarımızda asılı duruyor. Kitabımı temin etmek isteyenler için whatsapp hattı: 0507 723 4769

Yusuf Mehmet Sarışın yazdı Yayın: 16 Şubat 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 16.02.2026 09:01:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.
Google News

Video Haber Yusuf Mehmet Sarışın: Fay Hatları Konuşurken. 

Türkiye, toprağın altından gelen o derin uğultuya yabancı değil. 6 Şubat sabahı yaşanan büyük yıkımın üzerinden zaman geçse de, enkazın tozu hâlâ hafızalarımızda asılı duruyor. 

Şimdi ise deprem gerçeği bir kez daha gündemde; bu kez bilim insanlarından değil, bir siyasi parti liderinden gelen çarpıcı bir uyarıyla.

Teoman Mutlu, Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı olarak yaptığı açıklamada, Türkiye’nin uzun soluklu bir deprem dönemine girdiğini ifade etti. Ona göre faylardaki “100 yıllık suskunluk” sona erdi ve ülke genelinde yıllara yayılacak yeni sarsıntılar kapıda.

Videoda görülen görüntüler — çatlayan asfaltlar, paniğe kapılan insanlar, artçı sarsıntılarla titreyen duvarlar — aslında hepimizin bildiği bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Deprem, Türkiye için bir ihtimal değil; sürekliliği olan bir olgu.

Mutlu’nun açıklamasında özellikle 6 Şubat depremlerinin bir başlangıç olduğuna dikkat çekiliyor. Doğu Anadolu Fayı’nın harekete geçtiğini, 2026 ile 2090 yılları arasında Ardahan’dan Hatay’a, Erzurum’dan Karadeniz’e ve İstanbul’a uzanan geniş bir hatta riskin süreceğini vurguluyor. Ege ve Akdeniz de bu tablonun dışında değil.

Bu sözler bilimsel raporların yerine geçmez; ancak Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşme biçimini sorgulatan güçlü bir siyasi çağrı niteliğinde. Çünkü uzmanların yıllardır söylediği temel gerçek değişmedi: Hangi şehirde hangi yapıların riskli olduğu büyük ölçüde biliniyor. Sorun bilgi eksikliği değil; uygulama eksikliği.

Bugün Türkiye’de deprem güvenliği, yalnızca bir afet yönetimi meselesi değil; aynı zamanda bir kalkınma, şehircilik ve siyasal irade meselesi. Riskli yapı stokunun dönüştürülmesi, kentsel dönüşümün rant değil güvenlik odaklı yürütülmesi ve yerel yönetimlerin merkezi idareyle koordineli çalışması hayati önem taşıyor.

“Afet yüzyılı olmasın” çağrısı, aslında Türkiye’nin önündeki yol ayrımını tarif ediyor. Ya bilimsel veriler ışığında, partiler üstü bir seferberlik başlatılacak; ya da her büyük sarsıntıdan sonra aynı acılar tekrar yaşanacak.

Deprem, siyasi görüş ayırt etmiyor. Fay hatları parti tabelalarına bakmıyor. Yıkılan her bina, yalnızca beton değil; ihmallerin ve gecikmiş kararların da enkazı oluyor.

Türkiye’nin önünde uzun bir sınav var. Bu sınavı geçmenin yolu, depremi konuşmaktan değil; deprem için çalışmaktan geçiyor.

Ek Fotoğraflar
Video
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.