
Kültürüyle, yemeğiyle, türküsüyle, duasıyla iftar daveti
Yusuf Mehmet Sarışın - Bu afişe baktığımda yalnızca bir iftar daveti görmüyorum… Bir hafızanın, bir yolculuğun, bir yüzyıllık hasretin ışıklarla süslenmiş halini görüyorum.
Yemek
Yayın: 23 Şubat 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 23.02.2026 10:20:00
Editör -
Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.


Yusuf Mehmet Sarışın - Bu afişe baktığımda yalnızca bir iftar daveti görmüyorum…
Bir hafızanın, bir yolculuğun, bir yüzyıllık hasretin ışıklarla süslenmiş halini görüyorum.
Hilalin altında parlayan kandiller, zeytin dalları, sofraya konmuş hurmalar, çorbanın buharı… Hepsi bana Rumeli akşamlarını hatırlatıyor. O uzun göç yollarına çıkmadan önceki son Ramazanları… Selanik’te, Manastır’da, Üsküp’te, Drama’da, Kavala’da kurulan sofraları…
Rumeli’de Ramazan başka yaşanırdı.
İftar vakti yaklaşırken mahalle fırınından çıkan pide kokusu sokakları doldurur, evlerin pencerelerinden ışık sızar, büyük bakır tencerelerde etli yahni kaynardı. Sofrada mutlaka çorba olurdu; yoğurtlu, terbiyeli, bazen paça… Ardından etli yemek, börek, zeytinyağlı dolma, turşu, tatlı… Ama asıl zenginlik tabakta değil, kalpteydi.
Bir sofraya oturan yalnız doymazdı; komşu da doyardı.
Bir evde iftar varsa, kapı komşusuna mutlaka tabak giderdi.
Sonra mübadele geldi.
1923’te imzalanan Lozan’la birlikte yüz binlerce insan gibi Rumeli Türkleri de yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan koparıldı. Mustafa Kemal Atatürk’ün de çocukluk yıllarını geçirdiği Selanik’ten yükselen ezan sesleri artık başka bir hatıraya dönüştü. Atatürk’ün ailesi de Rumeli’nin köklü Türk ailelerindendi. O toprakların kültürü, mutfağı, terbiyesi Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının ruhuna işlemişti.
Rumeli insanı göç etti ama sofrasını, duasını, terbiyesini yanında getirdi.
Didim bugün yalnızca bir turizm kenti değil; aynı zamanda bir mübadil torunları şehridir. Yoran Köyü’nden Altınkum’a kadar uzanan bu topraklarda, Balkanlardan gelen nice ailenin hikâyesi var. Kimisi Drama’dan, kimisi Girit’ten, kimisi Selanik’ten, kimisi Manastır’dan…
Ben de bir mübadil torunuyum.
Yıllardır üzerinde çalıştığım, henüz basılmamış olan “Sarışın Ailesi’nin 100 Yıllık Mübadil Destanı” işte bu hafızanın satırlara dökülmüş hâli. Bir ailenin değil; bir kuşağın, bir acının, bir yeniden tutunma hikâyesinin kaydıdır o kitap.
Bugün Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği iftar programı yalnızca bir yemek daveti değildir.
Bu, kökleri hatırlama çağrısıdır.
Bu, dedelerimizin, ninelerimizin yarım kalan hikâyelerine sahip çıkma iradesidir.
Rumeli iftarlarında sofraya genellikle etli yemek konurdu. Çünkü misafire verilen kıymet, sofranın bereketiyle ölçülürdü. Etli kuru fasulye, tas kebabı, yahni, börekler, kaymaklı tatlılar… Ama sofranın en baş köşesinde her zaman dua vardı. Ve dua ederken gözler dolardı; memlekette kalan mezarlar, geride bırakılan evler, sökülemeyen kökler hatırlanırdı.
Didim Merkez Camii’nde 17 Mart 2026 Salı günü kurulacak olan gönül sofrası da aslında o zincirin bir halkasıdır. Rumeli’den Didim’e uzanan yüz yıllık bir duanın devamıdır.
İftar vaktinde aynı duaya “amin” demek…
Aynı sofrada lokmayı bölüşmek…
Bu sadece karın doyurmak değildir. Bu bir kimlik tazelemesidir. Bir dayanışma ahdidir.
Bugün Didim’de yaşayan mübadil torunları yalnız geçmişi anlatmıyor; geçmişi yaşatıyor. Kültürüyle, yemeğiyle, türküsüyle, duasıyla…
Ramazan paylaşmaktır.
Ramazan berekettir.
Ramazan kardeşliktir.
Ve mübadil torunları için Ramazan aynı zamanda hafızadır.
Didim’de kurulan her iftar sofrası, Selanik’te yarım kalan bir akşamın devamıdır.
Manastır’da sönen bir kandilin yeniden yakılmasıdır.
Ve yüz yıl sonra bile aynı duanın göğe yükselmesidir.
Soframızda yer hazır…
Ama asıl mesele sofraya oturmak değil, o hafızaya sahip çıkmaktır.
Rumeli’den Didim’e uzanan bu yolculukta, kandiller yanmaya devam ediyor.
Didim'den davet var
Ramazan paylaşmaktır, berekettir, kardeşliktir. Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği olarak 17 Mart 2026 Salı günü Didim Merkez Camii’nde gönül soframızda buluşuyoruz.
İftar vaktinde aynı duaya “amin” demek, aynı sofrada lokmamızı bölüşmek için tüm halkımızı iftar programımıza davet ediyoruz.
Birlikte daha güçlü, birlikte daha bereketli bir Ramazan için soframızda yeriniz hazır.
Yusuf Gökçe
Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği Başkanı
Ek Fotoğraflar


Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir







