Didim’in Emek Hafızasında Bir İsim: İsmail Engil

Yusuf Mehmet Sarışın - Didim, yalnızca deniziyle, güneşiyle değil; göçle gelenlerin alın teriyle büyümüş bir şehir. Bu kentin ticari ve toplumsal hafızasında bazı soyadları vardır ki, sadece bir aileyi değil bir emeği, bir direnci temsil eder.

Sanat Yayın: 21 Şubat 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 21.02.2026 13:14:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Didim’in Emek Hafızasında Bir İsim: İsmail Engil

Yusuf Mehmet Sarışın - Didim, yalnızca deniziyle, güneşiyle değil; göçle gelenlerin alın teriyle büyümüş bir şehir. Bu kentin ticari ve toplumsal hafızasında bazı soyadları vardır ki, sadece bir aileyi değil bir emeği, bir direnci temsil eder. Engil ailesi de onlardan biri.

Yıllar önce Adıyaman’dan Didim’e uzanan bir yolculuk… Bavullarda umut, yüreklerde memleket hasreti, akıllarda ise “çalışırsak başarırız” inancı. O yolculuğun bugünkü temsilcilerinden biri: İsmail Engil.

“Didim bize ekmek verdi, biz de Didim’e emek verdik.”

Engil Mobilya, Kilim Mobilya ve daha birçok ticari girişimin arkasındaki isim olan İsmail Engil, klasik bir esnaf portresinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Onun hikâyesi; sermayeden önce güveni, reklamdan önce itibarı, kazançtan önce çalışmayı koyan bir anlayışın hikâyesi.

Kitap imza gününde yanındaydı oğlu. Yeni Didim Haberim Genel Koordinatörü Zekiye Sarışın ile birlikte verdiğimiz karede sadece bir fotoğraf değil, üç kuşağın emeği vardı: Göç edenler, kuranlar ve devralacak olanlar.

Kitabı uzattığımda, İsmail Engil şu cümleyi kurdu:

“Bu kitapta kendimden ve Engil’lerden izler arayacağım.”

Gözlerinin içi gülüyordu ama sesinde bir merak vardı. Sadece adının geçip geçmediğini değil; yaşadıklarının, mücadelelerinin, Didim’e kattıklarının görülüp görülmediğini merak ediyordu.

Ben de net cevap verdim:

“Bulacaksın.”

Göçün Sessiz Kahramanları

Didim’in büyüme serüveni incelendiğinde, iç göçün belirleyici rolü inkâr edilemez. Adıyaman’dan, Muş’tan, Erzurum’dan, İzmir’den… Anadolu’nun dört bir yanından gelen aileler bu kente sadece nüfus katmadı; karakter kazandırdı.

Engil ailesi de o karakterin yapı taşlarından biri oldu. Mobilya sektöründe istihdam sağladı, ticari canlılığa katkı sundu, yerel ekonominin çarklarını büyüttü. Ama belki daha önemlisi, “esnaf sözü senettir” anlayışını yaşattı.

İsmail Engil’in şu sözleri, aslında bir kuşağın özeti gibiydi:

“Biz geldiğimizde Didim bugünkü gibi değildi. Ama biz de boş gelmedik; çalışmayı biliyorduk. Her Engil gibi…”

Bu cümlede bir aile gururu var. Ama aynı zamanda Didim’e duyulan aidiyet.

Kitapta Aranan İzler

Kitap, sadece kronoloji değil; bir hafıza çalışması. Sokakların, dükkânların, ailelerin, göç hikâyelerinin kaydı. İsmail Engil’in “iz arayışı” aslında şu sorunun cevabı:

“Bu şehir bizi hatırlayacak mı?”

Evet, hatırlayacak.

Çünkü şehirler sadece binalarla değil, alın teriyle kurulur. Engil Mobilya’nın vitrininden geçen her müşteri, aslında o göç hikâyesinin bir parçasıdır. Kilim Mobilya tabelasının altında yapılan her alışveriş, bir emeğin sürekliliğidir.

Bir Fotoğrafın Anlattıkları

İmza anında oğlunun bakışları dikkat çekiciydi. O artık ikinci kuşak değil; üçüncü neslin eşiğinde bir temsilci. Didim’in yarınında söz sahibi olacak gençlerden biri.

Belki yıllar sonra o da bir kitabın sayfalarında babasının adını arayacak. Ve bulacak.

Çünkü bu kentte iz bırakmak, sadece zengin olmakla değil; dürüst olmakla, çalışkan olmakla ve sözünün arkasında durmakla mümkün.

İsmail Engil o gün kitabı eline alırken şunu söyledi:

“Bakacağız Yusuf abi… Engil’ler orada mı?”

Ben tekrar ettim:

“Oradasınız. Çünkü Didim’in hikâyesinde varsınız.”

Ve o an anladım ki bazı hikâyeler yazılmaz; yaşanır. Biz sadece kayda geçiririz.

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.