Bugün 6 Şubat! Ben bir anneyim. İki çocuğunu ve eşini toprağa vermiş bir anne.

Yusuf Mehmet Sarışın'ın kaleminden Kahramanmaraş Depremi: Üç yıl geçti. Yaralar sarıldı diyorlar. Benim yaralarım görünmüyor. Ama hâlâ kanıyor. Ben bir anneyim. İki çocuğunu ve eşini toprağa vermiş bir anne. Ve bugün, hâlâ o geceyi yaşıyorum.

Yaşam Yayın: 06 Şubat 2026 - Cuma - Güncelleme: 06.02.2026 07:10:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 3 dk.
Google News

Bugün 6 Şubat. Takvim aynı, ama içimdeki saat hâlâ o ana takılı kaldı. Üç yıl geçti diyorlar. Üç yıl… Oysa ben hâlâ o karanlıkta nefes almaya çalışıyorum.

O gece uykum hafifti. Çocuklarımın nefesini dinliyordum; insan bazen sırf yaşadıklarını duyabilmek için uyanık kalır ya… Sonra yer, bir canavar gibi homurdanmaya başladı. Önce ses geldi, sonra sarsıntı. Duvarlar konuştu, eşyalar çığlık attı. Zaman kırıldı. Saatler, dakikalar, dualar birbirine karıştı.

“Anne!” diye bir ses duydum. Hangisiydi bilmiyorum. İkisinin de sesi aynı anda içimde yankılandı. Eşimin kolu omzumdaydı; “Çömel!” dediğini hatırlıyorum. Sonrasını sis gibi hatırlıyorum. Zemin dalga dalga geldi. Ev dediğin şey, güven dediğin şey, bir anda üstüne kapanan bir ağırlığa dönüştü.

O ilk sarsıntı bittiğinde her şey bitmedi. Bunu çok sonra öğrendim. Dokuz saat sonra bir kez daha geldi. Sanki yer, acımızı beğenmemiş de yeniden denemişti. Artçıların sayısını kim sayabilir? Ben her birini kalbimde saydım. Kırk beş bin mi dediler… Benim için biri bile fazla.

Beni enkazdan çıkardıklarında sabah olmuştu. Soğuk, kemiğe işleyen bir sessizlik vardı. İsim söyledim. Sesim bana geri döndü. Çocuklarımın adı havada asılı kaldı. Eşimin adı… O adın artık bir cevabı yoktu.

Sonra sayılar konuştu. Binler, on binler… Resmî açıklamalar yapıldı. Haritalar çizildi. Yıkılan binalar, hasarlı konutlar, göç eden insanlar… Almanya kadar bir alan dediler. Benim dünyam ise bir oda kadardı; içinde üç mezar vardı. İki küçük, bir büyük.

Yardımlar geldi. Dünyanın dört bir yanından insanlar koştu. Eller, kazmalar, battaniyeler, çorbalar… Minnettarım. Ama bazı boşluklar vardır, içine ne koyarsan koy dolmaz. Benim evim yıkıldı; asıl yıkılan içimdeki gelecek oldu.

Bugün yaşıyorum. Evet. Nefes alıyorum, yürüyorum, konuşuyorum. Ama travma geçmedi. Geçmiyor. Gece olunca yer yine kımıldıyor sanki. Bir kamyon geçse irkiliyorum. Çocuk gülüşü duysam kalbim duruyor; çünkü benimkiler büyüyemedi.

Bana “alıştın mı?” diyorlar. Alışmak… İnsan acıya alışmaz. Sadece onunla yaşamayı öğrenir. Her sabah kalkıp yokluğun üstünü örtmeyi öğrenir. Ama örtü kayar. Her 6 Şubat’ta, her artçıda, her siren sesinde kayar.

Üç yıl geçti. Yaralar sarıldı diyorlar. Benim yaralarım görünmüyor. Ama hâlâ kanıyor.
Ben bir anneyim. İki çocuğunu ve eşini toprağa vermiş bir anne.
Ve bugün, hâlâ o geceyi yaşıyorum.

Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı: Didim kitabımı temin etmek isteyenler için whatsapp hattı: 0507 723 4769…

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.