Akbük’te Bir Veda, Bir Hayatın Tanıklığı: Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı

Cenazeler, bir insanın hayattaki itibarının en sessiz ama en güçlü göstergesidir.

Yaşam Yayın: 15 Şubat 2026 - Pazar - Güncelleme: 15.02.2026 08:28:00
Editör - Yusuf Mehmet Sarışın
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Cenazeler, bir insanın hayattaki itibarının en sessiz ama en güçlü göstergesidir.

Yusuf Mehmet Sarışın Yazdı: Akbük’te Bir Veda, Bir Hayatın Tanıklığı

Didim’in Akbük Mahallesi…

Yıllar önce Van’dan kalkıp bu Ege kasabasına yerleşen bir ailenin hikâyesi burada kök saldı: Erol Ailesi.

Bugün Akbük’te çok sayıda Vanlı aile yaşıyor. Gurbetten gelenler burada yeni bir hayat kurdu, çocuklarını büyüttü, ticaret yaptı, siyasete girdi, sivil toplumda görev aldı. O ailelerden biri olan Celalettin Erol, yalnızca bir baba değil; aynı zamanda kamusal sorumluluk üstlenmiş bir isimdi.

Celalettin Erol;
Aydın Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Başkan Vekili,
Didim Belediyesi Meclis Üyesi,

aynı zamanda Akbük Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı.

Ama o gün bu unvanların hiçbiri konuşulmadı.
O gün bir baba vardı.
47 yaşında, hastalığa yenik düşen oğlu Selahattin’i toprağa veren bir baba.

Cenazeler Neyi Gösterir?

Cenazeye katılmak sadece bir dini vecibe değildir; toplumsal bir sorumluluktur.
Bir insanın arkasından yürüyen kalabalık, onun hayatta bıraktığı izlerin sessiz bir muhasebesidir.

Cenaze ne kadar kalabalıksa, o insanın hayatla kurduğu bağ o kadar güçlüdür.
Bu bir gösteriş değil; bir itibar ölçüsüdür.
Saygı duyulan, sözüne güvenilen, kimseyi kırmadan yaşamaya çalışan insanların cenazeleri kalabalık olur.

Selahattin Erol’un cenazesi işte böyleydi.

Taziye Çadırında

Cenazeye gitmek için beni evimden Didim Belediyesi eski başkan yardımcısı, yakın dostum Yusuf Deveci aldı. Yusuf Deveci ve eşi Neriman Deveci, Celalettin Erol’un aile dostuydu.

Akbük’teki evin önünde taziye çadırları kurulmuştu. Kur’an okunuyordu.
Celalettin Erol taziyeleri kabul ediyordu. Sağında yakın dostu Hasan Çarıkçı, solunda Yusuf Deveci oturuyordu. Bir baba için en zor an; dimdik oturup acıyı içine gömerek “sağ olun” demekti.

Ferit Erol ile Erol Çetin gelenlerle tek tek ilgileniyor, taziyeleri kabul ediyordu.
Evin balkon kısmında kadınlar oturuyordu. Kadınlar için ayrı bir taziye bölümü hazırlanmıştı; orası da doluydu.

Bir ara yaşlı bir kadının feryadı yükseldi.
Öğrendiğime göre Celalettin Erol’un amca tarafında yengesiymiş. “Ben büyüttüm onu” diyordu. Ağlama sesi, hafızın Kur’an tilavetini zaman zaman bastırıyordu. Acının en yalın haliydi bu.

Kimler Oradaydı?

Cenazeye siyaset üstü bir katılım vardı.
CHP Aydın Milletvekil Evrim Karakoz,
CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçi,
Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay,
CHP Didim İlçe Teşkilatı yönetimi, 
AK Parti Didim İlçe Teşkilatı yönetimi,
Aydın Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinden bazıları,
CHP ve AK Parti Didim Belediye Meclis üyelerinden bazıları,
Didim Ticaret Odası Başkanı Hilmi Erbaş,
Didim Esnaf Odası Başkanı Şerif Erul,
Didim Şoförler Odası Başkanı Barış Şam (Rahmetli Selahattin'in amcaoğlu)
Didim AK Parti Yönetim Kurulu Üyesi Ergün Erol (Rahmetli Selahattin'in yeğeni)
Atatürkçü Düşünce Derneği Didim Şube Başkanı Yusuf Durmuş,
ADD Akbük Şube Başkanı Dilek Aker,
Partili partisiz siyasetçiler, 
daire müdürleri, 
Didim ve Akbük esnafı, 
vatandaşlar, 
akrabalar, 
dostlar, 
sevenler…
Ve elbette Vanlılar.

Bu tablo şunu gösteriyordu:

Celalettin Erol, yalnızca bir siyasi figür değil; sosyal karşılığı olan bir isimdi.

Son Yolculuk

Cenaze namazı Akbük Merkez Camii’nde kılındı. Ardından caminin yakınındaki Akbük Mezarlığı’na defnedildi.

Mezarlığın artık yeterli olmadığı göze çarpıyordu. Alan daralmıştı.

Didim’de yaşayan çok sayıda Büyük Britanya vatandaşı var. Halk arasında “İngilizler” denir. 

Mezarlıkta onların da mezarlarını gördüm. İsimlerinden Hristiyan oldukları belli oluyordu ama Müslüman mezarlığında yatıyorlardı. 

Belki vasiyetleri buydu. Belki yıllarca yaşadıkları Akbük’ü, dünya cenneti bildikleri bu yeri, ebedi istirahatgâh seçmişlerdi.

Hayatın ve ölümün milliyeti yoktur. Toprak herkesi eşitler.

Dün Düğün, Bugün Cenaze

Cenazeden sonra gelenek gereği sofra kuruldu. İkramlar yapıldı.

Hayat böyle…

Daha beş yıl kadar önce Celalettin Erol’un oğlu Ferit’in Akbük sahilinde yapılan o muhteşem düğününe katılmıştık. O gün sevinç vardı, alkış vardı, müzik vardı.

Bugün ise diğer oğlu Selahattin’in cenazesinde omuz omuzaydık.

İşte hayatın özeti budur:
Aynı aile, aynı sahil, aynı insanlar…
Bir gün düğün, bir gün cenaze.

Allah Celalettin Erol’a, eşine ve ailesine sabır versin.
Evlat acısı tarifsizdir. Rabbim onlara uzun, sağlıklı ömürler nasip etsin.

Ben o gün şunu bir kez daha gördüm:
İnsan bu dünyadan giderken malını değil, makamını değil; geride bıraktığı itibarı götürür.

Kalabalık bir cenaze, sessiz bir teşekkürdür.

Ek Fotoğraflar
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.